int(6) Gazetecilik sosyal medya ile nasıl değişti?
Yeni düzende demokratik medya

Yeni düzende demokratik medya

Mehmet Y. Yılmaz Tarih : 30 Mayıs 2013

media-typewriter-shuttershock-ubj-610Yeni medya düzeni 2 önemli değişimi beraberinde getirdi. Bunlardan biri medyanın demokratikleşmesi, yani herkesi birer kanala sahip olabiliyor olması, diğeri ise bilgi paylaşımı sayesinde eğitimin dört duvar arasından çıkması.

Medya internet ile birlikte demokratikleşti. Eskiden bir gazeteye sahip olmak ya da TV kanalı kurabilmek için büyük sermaye gerekliydi. Tekelleşme yoğun olduğu için büyük kartellerle rekabet etmek imkânsızdı. Zaten birçok denemenin de sermaye yetersizliği nedeniyle sonuçsuz kaldığına tanık olduk.

Oysa şimdi 3-4 çalışkan insan, çalışan bir kamera ve internet sunucusu başarılı olmak için yeterli. Söyleyecek sözü olanlar için bir platform bir ortam var artık.

Yeni medya düzenindeki ikinci önemli değişim eğitimin dört duvar arasından çıkmasıdır. İnternette çok sayıda eğitici videolar bulabilmeniz mümkün. Basit bir konu hakkında çok pratik bilgiler edinerek bir şeyler yapabilir hale geliyorsunuz.

Örneğin ben izlediğim bir video sayesinde Bodrum’daki evimin bahçesinde küçük bir yabani zeytin ağacına aşı yaptım. Bunun gibi birçok konuda isteyen herkes internet sayesinde bilgi sahibi olabiliyor.

Gazeteciler yeni medya düzenine uyum sağladı mı?

Gazeteciler yeni medya düzenine uyum sağladı mı?

Mehmet Y. Yılmaz Tarih :

citizen-journalismGeleneksel medyada çalışan gazeteciler hala var, ama orası da artık 360 dereceyi kapsar hale geldi. Gazetede yayınlanan bir haber aynı zamanda gazetenin internet sitesinde, facebook sayfasında, twitter hesabında da yayınlanıyor. Konvansiyonel, eski tip, gazeteciliği uygulamakta ısrar eden çok az insan ve kurum kaldı. Dolayısıyla gazetecilik de çalışanların eğitimi ve hız açısından yeni medya düzenine ayak uydurmayı başardı.

Gazetenin ömrü 24 saatti, radyo ve TV ile beraber haber alma süresi iki saate indi. Şimdi olayın olduğu anda twitter, facebook ve mobil uygulamalar aracılığıyla haber saniyede iletilebilir hale geldi.

Teknolojinin gelişimi ve artan hız gazetecilere önemli avantajlar sağlıyor. Eskiden yaklaşık 10 kilo ağırlığında olan kameralar şimdi 300 gram.

Gazeteciliğe başladığım yıllarda Eskişehir’de bir mitingi izlemeye gitmiştim. O sırada çektiğim fotoğrafı gazeteye gönderebilmek için önce bir fotoğrafçı bulup fotoğrafları siyah beyaz karta bastırarak şehir dışında bulunan PTT kurampotöre gitmem gerekiyordu. Bir fotoğrafın kurampotörden geçme süresi 20-25 dakika idi. Oysa şimdi cep telefonuyla çektiğim bir fotoğrafı saliseler içinde gazetenin internet sayfasına, facebook sayfasına koyabiliyorum.

Herkes haber kaynağı olabilir!

Varto depremi oldu sırada ben mesleğe yeni başlamıştım. Ankara’da, Kızılay’ın araçlarıyla toplamda 10-12 gazeteci bölgeye gidebilmişti. Tüm Türkiye sadece o gazetecilerin haberleriyle bölgede yaşananları öğrendi. Şimdi böyle bir durum yaşansa bölgedeki herkes haber kaynağı olabilir. Her enkazın başından birisi bir haber, bir fotoğraf, bir bilgi gönderebilir.
Ayrıca bu sayede okuyucuların gazetecinin doğru bilgi aktarıp aktarmadığını denetleme imkânı ortaya çıktı. Gören gözün sayısı arttı. Bunun yanı sıra haberi aktarmanın yolları da arttı.

Vatandaş gazeteciliği mi, dedikodu aktarımı mı?

Vatandaş gazeteciliği mi, dedikodu aktarımı mı?

Mehmet Y. Yılmaz Tarih :

Obama-Carruth-13-1600

Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte vatandaş gazeteciliği kavramı gündemimize girdi. Sosyal medyanın haber kaynağı olarak sık sık kullanıldığını biliyoruz. Ancak henüz gerçek anlamda bir gazetecilikten söz edemeyiz. Bilgi edinimi, dedikodu aktarımı, yorum aktarımı gibi şeyler söylenebilir; ama bunu bir gazetecilik olarak tanımlayamayız. Çünkü sosyal medyada uyulması gereken etik kurallar henüz yok.

Sosyal medya manipülasyona çok açık!

Gazetelerden ya da TV’den aktarılan her bilgi ve haber doğru diyemeyiz; ama haber süreci, iyi kötü, yüzlerce yılda oluşmuş gazetecilik geleneklerinden süzülerek geçiyor. Sosyal medya ya da vatandaş gazeteciliği dediğimiz şeyde bunlar olmadığı için manipülasyona çok açık. Bu kötü bir şey mi? Eğer okumayı biliyorsan kötü değil. Aldığın bilginin sana iletilen haberin, yorumun, fotoğrafın arkasında bir şey olabileceği ihtimalini düşünerek okuyorsan, sadece onunla yetinmeyip konvansiyonel medya ile de ilgilenip dünya hakkında bir fikrin varsa yararlıdır. Ama sadece sosyal medyaya, vatandaş gazeteciliğe güvenenler yanılır.

Hızın ölçütü mobil!

Hızın ölçütü mobil!

Veysi Soyvural Tarih :

mobile-marketingHer şey mobile taşınıyor. İnsanlar işlem yapmak için bilgisayarı açmak istemiyor, bunun yerine mobili kullanmak öncelikli tercih.

Artık hız ölçütü, bir şeyin mobilde olup olmaması, yani eğer bir şeyi mobilden halledebiliyorsam o hızlıdır. Bilgisayardan yapmam gerekiyorsa bu artık yavaş kaldığımız hissi uyandırıyor. O nedenle pazarlama da mobil pazarlama üzerine yoğunlaşmış durumda.

Akıllı telefon kullanıcıların artması firmaların pazarlama stratejilerini yeniden kurgulamasına neden oluyor.

Mobil pazarlamanın ise en cazip tarafı insanlara daha kolay ulaşılıyor olması. Çünkü mobil cihazlarını insanlar sürekli yanında taşıyor. Ve artı GSM şirketleri sizin nerede olduğunuzu görebiliyor. Ve size bulunduğunuz konuma göre reklam gönderebiliyor. Örneğin, bir müzeyi geziyorsunuz. O anda bir tarihi eseri incelemek üzere durdunuz. İşte tam bu sırada o eser hakkında cep telefonunuza mesaj gönderebilir.

GSM şirketleri belli lokasyonlara “sale broadcasting” yapıyor yani reklamı sadece belli bölgedekilere mesaj atıyor. Örneğin, bir mesajı sadece Beşiktaş’ın herhangi bir mahallesinde ikamet edenlere gönderebiliyor. Hedef odaklı reklamlar firmaların hep bir adım önde olmasını sağlıyor.

Mobil Bulut Bilişim Nedir?

Mobil Bulut Bilişim Nedir?

Veysi Soyvural Tarih : 29 Mayıs 2013

mobilecloud1Google’ın büyük yatırım yaparak, teknolojisini önemli ölçüde geliştirdiği Cloud akımı hızla gelişiyor. Büyük teknoloji devleri bu alana ciddi yatırımlar yapıyor. Bulut olarak adlandırılan bu sistemde şu an için belgeleriniz saklanıyor. Ancak gelecekte donanım ürünlerinin de bu alanda olması şirketlerin hedefleri arasında yer alıyor. Aslında bu şu demek; ekran kartı, işlemci, ram gibi donanımlar ve işletim sistemi de bulutta yer alacak. Bu sayede ihtiyacımız olan tek şey internet ve bir monitöre sahip olmak. Bir de işin mobil boyutu var.

Mobil’de bulutu nasıl kullanacağız?

Bulut bilişim teknolojisi son zamanlarda sıklıkla konuşulan konu oldu. Ancak daha önemli bir diğer konu ise mobil bulut bilişim. Mobil bulut bilişim, bulut bilişimin mobil cihazlar aracılığıyla kullanılmasıdır. Günümüzde office uygulamalarını Google Drive üzerinden kullanmaya başladık ve bu sayede bir dökümana mobil, tablet veya PC üzerinde rahatça ulaşıp değiştirebiliyoruz. Ancak günümüzdeki uygulamaların büyük çoğunluğu, bugün hala bulut içinde değil de, mobil cihazların veri işlemesi ve veri depolaması ile yönetiliyor. Gelecekte bu anlamda önemli gelişmelerin olacağı düşünülüyor. Halen süren birtakım alt yapı çalışmaları var. Oluşabilecek sorunlar belirlenerek çözümlendiğinde mobil bulut bilişim daha yaygın hale gelecek.

Mobil bulut bilişimin gelişmesiyle birlikte mobil ticaret uygulamaları kullanımı kolaylaşacak, eğitim uygulamalarının kalitesi artacak, mobil sağlık uygulamaları geliştirilecek, mobil oyun uygulamalarında cihaz enerji tasarrufu sağlayacaktır.

Veri ambarı (Datawarehouse) nedir?

Veri ambarı (Datawarehouse) nedir?

Eyüp Ödemiş Tarih :

datawarehouseVeri ambarı birbiriyle ilişiği olan farklı ortamlardan aktarılan verilen depolandığı alandır. Kurumlar açısından değerlendirdiğimizde stoklar, insan kaynakları gibi pek çok data var. Tüm bu dataları bir araya getirerek onlardan yararlanmak isteyen şirketler bu alana son derece önem veriyor. Çünkü bu sayede; şirketin herhangi bir konuda anlık durumunu görmesini, geçmişle bugünü kıyaslayarak şirketin değişimlerini görmesini sağlıyor.

Veri ambarı, veri madenciliği gibi kavramlar son 10 yılda hızla önem kazandı. Bunun sebebi şirketlerin hızla büyümesidir. Hızla büyüyen şirketlerin ayakta kalabilmesi için değişen piyasa koşullarına ayak uydurması gerekiyor. Bunun için şirketin durumunu anlık olarak ölçümlemesi lazım işte bu noktada ver ambarı ve veri madenciliği kavramların gerekliliği ön plana çıkıyor. Veri ambarı, şirket bünyesindeki müşterilerin segmente edilmesi ve ileriye yönelik müşteri  davranışlarının tahminlenmesi için de altyapi sağlıyor.

Ayrıca veri ambarına özellikle KOBİ’lerin ihtiyacı olacaktır. Kendi durumlarını, piyasa koşullarını ve şirketin geleceği hakkında öngörüde bulunabilme avantajlarına bu sayede çok daha kolay ulaşabilecekler.

‘Big data’ iş zekası araçlarını yeniden şekillendiriyor

‘Big data’ iş zekası araçlarını yeniden şekillendiriyor

Eyüp Ödemiş Tarih :

thinkHead2Big data yani büyük veri geleceğin en önemli konuları olacak gibi görünüyor. Dev şirketler bu alana çok büyük yatırımlar yapıyor. İnternette biriken verilerin yorumlanabilmesi bir anlamda geleceği öngörebilmemizi sağlıyor. Bunun en güzel örneği beyzbol istatistikleri üzerine çalışan Nate Silver’ın topladığı veriler ışığında 2008 ABD seçim sonuçlarını tahmin etmesidir.
Hayatın her alanında enformasyon bombardımanına tutulan çağın bireyi bu bolluğun içinde bilgiye ulaşmakta güçlük çekiyor.

İnternette inanılmaz bilgi olduğu söyleniyor. Evet, internette yığınla enformasyon var ama bu dağınık verileri birleştirerek anlamlı bir sonuca ulaştığınızda büyük resmi ortaya çıkarmış büyük veriye ulaşmış oluyorsunuz.

Big data son yıllarda iş dünyasının da gündeminde. Tüm verilerini kendi çatısı altında bulundurmak isteyen şirketler için teknoloji tedarikçileri yüksek performanslı sunucu ve depolama çözümleri ile bunlara bağlı olarak çok büyük miktarda veriyi ve bilgiyi işleyebilecek veritabanı uygulamaları sunuyor. Depolanan yığınla verinin işlenerek güvenli ve değer yaratacak bilgiye dönüşmesi için yapılan çalışmalar üzerinde hassasiyetle durarak bu konuda yatırımlarını arttırıyor.

Büyük veri sayesinde iş zekası araçları yeniden şekilleniyor. Geliştirilen iş zekası araçları sayesinde önemli analizler saniyeler içinde yapılabiliyor. Yeni mezun yazılımcılar Java, Dot net öğrenmek için uğraşacaklarına bu alana yönelmeli. Businnes intelligence’ye ağırlık vermeleri onları kariyer ve maaş anlamında tatmin edecektir.

 

Profesyoneller seçilmiş davranışlar sergiler

Profesyoneller seçilmiş davranışlar sergiler

Suna Okur Tarih :

ProfessionalismBir lider profesyonel bir edayla yaşamalı ve yönetmeli. Lider, içinden geldiği gibi değil belli kurallar çerçevesinde davranarak ve kendini bilgiyle güçlendirerek liderlik vasıflarını ortaya koymalı.

Osmanlı döneminde yöneticiler için şöyle söylenirdi: İyi bir yönetici, iyi kelam ve iyi kalem sahibidir. İyi kelam sahibi olmadan ve dile hâkimiyette iyi bir üsluba ulaşmadan iyi bir yönetici olmak pek de mümkün değil. Günümüzde bunu bir de davranış bilgisiyle beslemek zorundayız. Ancak o zaman gerçekten örnek olabilecek liderlere kavuşabiliriz.

Günümüz iş dünyasında insanlar sürekli koşuşturma içerisinde ve belli bir hedefe doğru kilitlenip ilerlemeye çalışıyorlar. Bu esnada onların bilgiye ulaşma noktasında işlerini kolaylaştıracak birçok şeyi ihmal edebiliyorlar. Fakat son zamanlarda bu konuda bilinçli birtakım hareketler görüyorum ve liderler, yöneticilik vasfını beslemek üzere gayret gösteriyorlar.

 

Söz ustası olmanın iş ilişkileri açısından önemi

Söz ustası olmanın iş ilişkileri açısından önemi

Suna Okur Tarih :

Public-SpeakerBiz sözümüzle, sesimizle ve davranışlarımızla insanların ruh halini etkileriz ve bıraktığımız bu etkiyi birçok zaman fark etmeyiz ya da umursamayız. Dile ne kadar çok hâkim olursanız muhataplarınız üzerindeki etkiniz de o ölçüde güçlü olacaktır.

İnsan çok önemli bir varlık; o nedenle insanı incitmeden, kırmadan meram anlatabilmek ve doğru anlatabilmek, dikkat edilmesi gereken bir konu. Bunu kendinize dert edindiğinizde söz ustası olma yolunda önemli bir adım atmış olursunuz.

Sonrasında Türkçe’nin dinamiklerini inceleyerek ve dili kullanırken özenli davranarak gelişiminizi sürdürebilirsiniz. Konunun uzmanlarından yardım alarak gelişiminizi hızlandırabilirsiniz.

Bir profesyonelin “imaj” algısı nasıl olmalı?

Bir profesyonelin “imaj” algısı nasıl olmalı?

Suna Okur Tarih :

man_side_profileİmaj, marka giyinmek, lüks araç kullanmak, son çıkan cep telefona sahip olmak olarak algılanıyor. Oysa imajın tanımı şu: İç dünyamızı dışa gösterme biçimi.

İmaj içten dışa doğrudur. Bu sebeple başkalarının zihninde oluşacak olan algı sizin içinizden dışarıya yansıttıklarınızdır.
Albert Mehrabian, imajı oluşturan üç unsurdan söz ediyor. Bunlar; söz, ses ve görünüm. Dolayısıyla bu üç unsura yatırım yaptığınızda veya bunları güçlendirdiğinizde imajınız da güçlenir.

Görünümü bir kenara koyarsak, söz ve ses’ini iyileştirmek tamamen iç dünyanızla ilgili. Konuşma tarzınız, dile hâkimiyetiniz ve sesinizin etkileyici gibi konular sizin içten dışa doğru imajını şekillendiren belirleyici konulardır.

Öyleyse imajı iyileştirmek için atılması gereken adımlar “sadece görünümle ilgili olmamalı” şeklinde bir sonuç çıkarmak yanlış olmayacaktır.

İş ilişkilerinde başarılı iletişimin yolu “zarafet”ten geçiyor

İş ilişkilerinde başarılı iletişimin yolu “zarafet”ten geçiyor

Suna Okur Tarih : 23 Mayıs 2013

How-to-become-a-great-communicatorİnsanın zarafeti esasen pek çok kapıyı açıyor. Günlük hayatta bu önemli, ancak iş hayatında eğer başarılı bir iş ilişkisi kurmak istiyorsanız “zarafet” ya da başka bir deyişle “zarif olmak” önceliğiniz olmalı.

Zarafet, sadece yeri geldiği zaman takınılan bir tavır değildir. Bunu içselleştiriyor olmanız gerekir. Belli zamanlarda giyinip kuşandığınız bir elbise ise bu yönüyle zarafet sizi farklı kılmayacaktır. Onu içselleştirir ve özümserseniz iş yaşamının her aşamasında sergiler ve öne çıkarsınız. Ayrıca zarafet iş ilişkilerinizin her zaman daha sağlıklı yürümesini sağlar.

Diğer yandan zarafetin tümüyle elden bırakıldığına da şahit olmuyor değiliz. Son zamanlarda ne yazık ki içinden geldiği gibi, düşünmeksizin kontrolsüz davranışların özgüvenden kaynaklandığı düşünülerek kabul görüyor. Bu büyük bir yanlış. Dalay Lama diyor ki: “Bir insanı mutlu etmek istiyorsanız ona kibar ve zarif davranın. Kendinizi mutlu etmek istiyorsanız karşınızdakilere kibar ve saygılı davranın”.

İş dünyasında tokalaşmadan, kartvizit alışverişine, e-posta yazmaya kadar her şey belli zarafet kuralları dairesinde gerçekleşmeli. Kurduğumuz iletişimin sağlıklı ve düzeyli yürütülmesi için en temelde zarif olmaya ihtiyacımız var.

E-posta gönderirken nelere dikkat edilmeli?

E-posta gönderirken nelere dikkat edilmeli?

Suna Okur Tarih :

imagesE-posta son zamanlarda çok hızlı ve kolay gönderime sahip olduğu için sıklıkla tercih ediliyor. Ancak gönderimi hızlı ve kolay olduğu için her şeyden azade gibi düşünerek, “hız çağındayız” gibi bir takım bahanelerin arkasına sığınarak dikkat etmeden gelişi güzel e- posta gönderiyoruz.

Özellikle resmi makamlara, kurumsal firmalara ya da yöneticileriniz tarafından dikkate alınmak istiyorsanız e-postalarınızı özenle hazırlamak zorundasınız.

E-posta gönderirken yapılan hatalar:

Bu konuda yapılmaması gereken hataların bir kısmını hatırlatmakta yarar var. Bunlardan ilki, gerekmediği halde bilgiye eklediğimiz kişiler bizim yüzümüzden bir yığın gereksiz e-postayı açmak zorun kalıyor. Yöneticilerin birçoğu bu durumdan rahatsızlık duyuyor.

‘Bcc’ karbon kopya kullanımı etik olmalı.

Noktalama işaretleri ve imla kurallarına uyulmadan hazırlanan metinler karşı tarafta okuma ve anlama güçlüğüne neden oluyor.

E-postalarda ‘msn’ kısaltmalarının kullanılıyor olması ve bazen de çok çirkin kısaltmaların yapılıyor olması rahatsızlık veriyor. Özellikle saygı bildiren ifadelerde kısaltma yapmak saygısızlığın ifadesidir. Örneğin, “Sayın” kelimesini “Sn” diye kısaltılması. Yazışmalarda mümkün olduğunda kısaltma yapılmamalı.

Günlük konuşmada beden dilini karşılayan gülen yüzler, ağlayan yüzler de rahatsızlık sebebidir. Bilhassa iş yazışmalarında gerekmediği halde gülen yüzlerin veya ağlayan yüzlerin kullanılması kurumun ciddiyetini sarstığı için kullanılmamalıdır.

Her e-postadan sonra okundu teyidinin istenmesi güvensizlik olarak algılandığı için büyük rahatsızlığa yol açıyor.

Tamamı büyük harfle yazılan kelimelerin, e-postaların, bağırmak anlamına geldiğini bilmeyen kullanıcılar rahatsızlık veriyor. Hala büyük harfle yazmanın bağırmak anlamına geldiğini bilmeyen kullanıcılar var.

Tüm bunlara dikkat edilirse daha başarılı e-postalar göndermek mümkün olacaktır.

 

E-posta yazarken nelere dikkat edilmeli?

E-posta yazarken nelere dikkat edilmeli?

Suna Okur Tarih :

 Eğitmen Suna Okur, ”E-posta son zamanlarda çok hızlı ve kolay gönderime sahip olduğu için sıklıkla tercih ediliyor. Ancak gönderimi hızlı ve kolay olduğu için her şeyden azade gibi düşünerek, “hız çağındayız” gibi bir takım bahanelerin arkasına sığınarak dikkat etmeden gelişi güzel e- posta gönderiyoruz.” diye konuştu.

Okur’un açıklamalarından satır başlıkları şu şekilde:

”Özellikle resmi makamlara, kurumsal firmalara ya da yöneticileriniz tarafından dikkate alınmak istiyorsanız e-postalarınızı özenle hazırlamak zorundasınız.

E-posta gönderirken yapılan hatalar:

Bu konuda yapılmaması gereken hataların bir kısmını hatırlatmakta yarar var. Bunlardan ilki, gerekmediği halde bilgiye eklediğimiz kişiler bizim yüzümüzden bir yığın gereksiz e-postayı açmak zorun kalıyor. Yöneticilerin birçoğu bu durumdan rahatsızlık duyuyor.

‘Bcc’ karbon kopya kullanımı etik olmalı.

Noktalama işaretleri ve imla kurallarına uyulmadan hazırlanan metinler karşı tarafta okuma ve anlama güçlüğüne neden oluyor.

E-postalarda ‘msn’ kısaltmalarının kullanılıyor olması ve bazen de çok çirkin kısaltmaların yapılıyor olması rahatsızlık veriyor. Özellikle saygı bildiren ifadelerde kısaltma yapmak saygısızlığın ifadesidir. Örneğin, “Sayın” kelimesini “Sn” diye kısaltılması. Yazışmalarda mümkün olduğunda kısaltma yapılmamalı.

Günlük konuşmada beden dilini karşılayan gülen yüzler, ağlayan yüzler de rahatsızlık sebebidir. Bilhassa iş yazışmalarında gerekmediği halde gülen yüzlerin veya ağlayan yüzlerin kullanılması kurumun ciddiyetini sarstığı için kullanılmamalıdır.

Her e-postadan sonra okundu teyidinin istenmesi güvensizlik olarak algılandığı için büyük rahatsızlığa yol açıyor.

Tamamı büyük harfle yazılan kelimelerin, e-postaların, bağırmak anlamına geldiğini bilmeyen kullanıcılar rahatsızlık veriyor. Hala büyük harfle yazmanın bağırmak anlamına geldiğini bilmeyen kullanıcılar var.

Tüm bunlara dikkat edilirse daha başarılı e-postalar göndermek mümkün olacaktır.”