int(6) Ofis mobilyalarında ergonomi
Ofis mobilyalarında ergonomi

Ofis mobilyalarında ergonomi

Burak Pirinççioğlu Tarih : 31 Temmuz 2013

X3-Offices-12-750x497Tasarım dünyasının en önemli konulardan olan ergonomi, ofis mobilyalarının tasarımında da göz önünde bulundurulan en öncelikli parametrelerden biri.

Ergonomi, genel olarak, tasarlanmış ofis mobilyası ürünlerinin insanla ve yakın çevresiyle olan ilişkilerini ve bağlantılarını anlatan bir kavram. O nedenle ergonomi ürün tasarımının neredeyse tüm aşamalarında hesaba katılıyor. Endüstriyel tasarımcıların başlıca gündemini oluşturan ergonomi, ofis mobilyalarının tasarım sürecinde iç mimarı hatta mühendisleri de işin içine dâhil ediyor. Bu yönüyle ergonomi tasarım süreçlerinden ayrılmaz bir kavram olarak karşımıza çıkıyor.

Ergonomi esasen sektörlere göre, çalışma tipolojisinden kaynaklanan nedenlere göre ve çalışma ekonomisinden kaynaklanan farklılıklara göre değişebiliyor. Dolayısıyla ergonomi dediğimiz terim, ürünün ne için tasarlandığına bağlı olarak önem kazanan bir nokta. Bir bakıma ürettiğiniz modellere ve spesifik olarak tüm ürünlere ergonomi açısından yaklaşırken o ürünlerin nerede nasıl kullanılacağını da düşünerek çalışmalarınızı kontrolden geçirmelisiniz.

Ergonomik gibi görünen ama aslında öyle olmayan ürünler zaman içinde başarısızlıklarını ortaya koyuyorlar. Diğer yandan ergonomik olan ürünlerin kullanıcı dostu olduklarından çok uzun süre ve kolaylıkla kullanılabildiğini söyleyebiliriz.

Ürünün kullanıcı tarafında memnuniyet doğurup doğurmayacağı noktasında belirleyici olan ergonomi, bu yönüyle tasarımın her aşamasında kendini gösteren çok önemli ve ince detay olarak değerlendirilebilir.

Meslek gruplarına göre ofis mobilyası tercihi nasıl olmalı?

Meslek gruplarına göre ofis mobilyası tercihi nasıl olmalı?

Burak Pirinççioğlu Tarih :

black-office-furnitureOfis mobilyası türleri meslek gruplarına göre önemli oranda çeşitlilik gösteriyor. Yaptığınız işe, bulunduğunuz mesleğe göre ofis mobilyalarının taşıması gereken belli standartlar ya da özellikler mevcut.

Örneğin, mekân tasarımlarında meslek gruplarının gerektirdiği bazı düzenlemeler olabiliyor. Avukatlık bürolarını düşünelim. O ortamın gerektirdiği dekorasyonel ihtiyaçlar ofis mobilyalarının da tarzının belirliyor. Çizgiler, avukatlık mesleğinin ciddiyeti ile örtüşmek durumunda. Dokular da daha ağır bir tarza sahip olmalı. Buna karşılık bir kreatif ajans ortamı için daha canlı renklerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Meslek gruplarının kendine has birtakım özellikleri de ofis mobilyası tasarımlarını önemli oranda etkileyebiliyor. Örneğin ofisi ne oranda kullandığınız, ne kadar zaman geçirdiğiniz önemli. Diğer yandan ast-üst ilişkisi de kritik bir nokta. Bazı mesleklerde bu ayrım çok net göze çarpmazken, bazen ofisteki hiyerarşi mobilya tasarımlarını temelden etkiliyor.

Çalışma psikoloji de ofis mobilyalarının mesleklere göre tasarlanmasında göz önünde bulundurulan önemli bir faktör. Yaptığınız işin doğası uymayan bir ofis mobilyası tasarımı çok zaman için çalışma psikolojinizi olumsuz yönde etkileyebilir ve motivasyonunuzu kırabilir.

Sonuç olarak ofis mobilyası satın alırken meslek grubunun özellikleri detaylı bir şekilde hesaba katılmalı diyebiliriz.

Home ofis mobilyalar nasıl doğdu, ne gibi yenilikler getiriyor?

Home ofis mobilyalar nasıl doğdu, ne gibi yenilikler getiriyor?

Burak Pirinççioğlu Tarih :

modern-home-office-design-ideas-806Gelişen teknoloji ve iş yaşamının değişen koşulları ile birlikte ofis ortamlarının plazalardan çıkıp evlere yönelik gelişmeye başladığını görüyoruz.

Buna zemin hazırlayan 2 temel neden var. Birincisi, iletişim olanakları sayesinde çalışanların fiziksel olarak uzakta olsalar bile ekiplerine ya da yöneticilerine bağlı kalarak onlarla iletişim kurabiliyor olmaları, ikincisi ise raporlama tekniklerinin geliştirilmesi ile periyodik olarak uzaktan yetkin raporlar hazırlayıp sunulabilmeleridir.

Söz konusu gelişmeler özellikle son 15 yılda evde çalışma oranlarını artırarak beraberinde home ofis mobilya kavramını getirdi.

Bu alanda üretilen mobilya türlerinin yelpazesi her geçen gün genişliyor. Ancak tipik ofis mobilyalarından en belirgin farkını şöyle açıklayabiliriz: Home ofis mobilyalar tam anlamıyla kişisel çalışma alanı olarak tasarlanıyor. Normal şartlarda ofiste kişiselleştiremeyeceğiniz pek çok tasarım modeli söz konusu; ancak ev olduğunda kişiye özel bambaşka seçenekler sunabiliyor. Bu da evde çalışmanın bir avantajı olarak düşünebilir.

Home ofis mobilyalar esasında tasarım anlamında oldukça avantajlılar ancak burada bir denge unsuru devreye giriyor. Evde, ev ortamında olmanız nedeniyle çalışma psikolojisinden uzaklaşmamanız gerektiğini göz önünde bulundurmalısınız. Bu konuyu eğer aşabilirseniz artık geriye home ofis mobilyaların artılarından faydalanmak kalıyor.

Örneğin, home ofis mobilyaların en belirgin yenilikçi özelliklerinden biri ergonomide üstün özelliklere sahip olması. Evdesiniz ve başkalarını rahatsız etme gibi bir durumdan ya da ofis ziyaretçileri gibi dış etkenlerden arınmış olduğunuz için tasarlanan home ofis mobilyalar özgürce ve kişisel özel, ergonomik olarak tasarlanabiliyor.

İK Departmanını Bekleyen Zorlu Süreçler Neler?

İK Departmanını Bekleyen Zorlu Süreçler Neler?

Ece Çavuşoğlu Tarih : 30 Temmuz 2013

one-business-rrrİş dünyasında hızlı bir dönüşüme tanıklık ediyoruz. Yeni iş modelleri geliştiriliyor, yepyeni departmanlar kuruluyor. Özellikle bilişim alanında daha önce hiç duymadığımız iş pozisyonları ortaya çıkıyor. Bunlarla birlikte çalışma alışkanlıkları, iş yapış biçimleri de değişiyor. Yeni kuşak geleneksel çalışma modellerini sevmiyor ve benimsemiyor. Bu durumda İK’cılar ne yapmalılar? İK’cılar yeni kuşağı iyi gözlemleyerek geleceğe yönelik çalışmalara şimdiden başlamalılar.

Geleceğin İK’cıları bulundukları sektörün şartlarını, koşullarını, firmaların gücünü, sektördeki yerini bilmek ve ürünlerini çok iyi tanımak zorundalar. Bununla birlikte organizasyonlarındaki kişilerin profillerini, yetkinliklerini, kapasitelerini de çok iyi bilmek durumundalar.

Günümüzde genel İK uygulamalarının yerine kişi bazlı uygulamalar öne çıkıyor. Bunu özellikle teknoloji firmalarının başlattığı ‘esnek yan hak uygulamarı’nda görüyoruz.

Firmalar, çalışanlarına özel sağlık sigortası, yemek çeki, ulaşım konularında imkânlar sağlıyor. Ancak çalışanlar sunulan imkânlardan ziyade, bir sepet içerisinden, kendilerine uygun olan hakları seçmek istiyorlar. Örneğin, özel sağlık sigortasından yararlanmak istemeyenler bunun yerine aynı değerde hediye çeki alabiliyorlar. Bu durum, şirketin kaynaklarını, gerçekten çalışan için yararlı olan yere harcamasını sağlıyor. Bu sayede de yan haklarda hem mükemmelliğe doğru önemli bir aşamaya gelinmiş hem de çalışan motivasyonu artmış oluyor.

Bununla birlikte kariyer planlamaları, eğitim ve gelişim programları gibi konularda da kişiye özel ve çeşitlendirilmiş uygulamalar giderek artıyor. İleriye yönelik olarak, her çalışanın mevcut katma değeri, motivasyon düzeyi ve potansiyeli gibi kriterlerin daha net ve sayılara dökülmüş şekilde ölçümlenebilmesine yönelik çalışmaların öneminin artacağını düşünüyoruz.

Bu konuda İK hem yeni trendlere açık olmalı hem de çalışanları yalnızca belli gruplar dâhilinde analiz ederek, daha fazla bireysel analizlerle tanımaya gayret göstermeli ve politikalarını da beklentilere göre şekillendirebilmelidir.

SGK primlerinin eksik ödenmesinin yaptırımları nelerdir?

SGK primlerinin eksik ödenmesinin yaptırımları nelerdir?

Murat Erdoğan Tarih :

Avukat Murat Erdoğan, hukuki yaptırımlara rağmen işverenlerin sosyal sigorta primlerinden kısmayı kazanç olarak gördüğünü söyledi.

Erdoğan sözlerine şöyle devam etti:

”Buna göre işverenler bir kar-zarar analizi yaparak sigorta primlerini ya eksik ödüyorlar ya da tam ödeme cihetine gidiyorlar.’

Öncelikle şunun altını çizmeliyiz: SGK primleri devletin alacağıdır. O nedenle sigorta primi üzerinde işçi ve işverenin anlaşarak tasarrufta bulunma hakkı yok.

Sosyal güvenlik priminin eksik ödenmesi, SGK açısından eksik bir alacak tahsili. Bu durum tespit edildiği anda işveren;

Eksik ödenen priminin tahsili,

Faiz ve gecikme zammı tahakkuku,

Her bir eksik bildirim için idari para cezası gibi yaptırımlarla karşı karşıya kalır.

Diğer yandan primlerin eksik ödenmesi işçinin maaşının da eksik ödenmesi anlamına gelir. Emeklilikte esas alınacak miktar, yatırılmayan primler olacağından eksik primler, eksik emekli maaşı alınmasına neden olur.

İş kanununa göre ücretin eksik ödenmesi ayrıca işçi açısından da haklı fesih sebebidir. Yani işçi sadece SGK primi eksik ödendiği için aradaki iş sözleşmesini haklı sebeple, derhal, önceden bir uyarıya gerek olmaksızın feshetme ve tazminat alma hakkına sahip oluyor.

Sonuç itibariyle SGK primleri konusunda işverenler bir tercihte bulunur. Eksik ödemede elde edecekleri kazanç ile sonucunda karşılaşacakları zararı kendilerince değerlendirilip ona göre hareket ederler. Ancak şunu unutmamak gerekir: SGK priminin eksik ödenmesi hukuken yanlış ve riskli bir yöntem. İşveren, işçi ve kurum açısından en uygun olan yol primlerin tam olarak ödenmesidir.”

Şirketler, hukuk danışmanlığına ne zaman ihtiyaç duyar?

Şirketler, hukuk danışmanlığına ne zaman ihtiyaç duyar?

Murat Erdoğan Tarih :

Avukat Murat Erdoğan, ”Şirket kurmaya karar verdiğiniz andan itibaren bir hukuk danışmanına ihtiyacınız olacaktır. Çünkü kuracağınız şirket birçok yükümlülükle karşı karşıya kalabilir. Bunların önüne geçebilmek ve tüm süreci en iyi şekilde sonuçlandırmak için hukuk danışmanlarına ihtiyaç duyarsınız.” diye konuştu.

Hukuk danışmanlarının şirketin kuruluş aşamasında şirket türünün belirlenmesinde, prosedürlerin yerine getirilmesinde önemli rol oynadığını belirten Erdoğan, ”Kuruluş aşamasının sorunsuz ve hızlı gerçekleşmesini sağlar. Şirketin kuruluş aşaması bittikten sonra da çeşitli ihtilaflarla karşı karşıya kalabilirsiniz; o nedenle mevzuatı iyi bilen bir hukuk danışmanı işlerinizin daha sağlıklı yürütülmesini sağlar. Yani kuruluş aşamasını tamamladıktan sonra da hukuk danışmanlarına ihtiyaç duyarsınız. Şirketlerin hukuk danışmanlarıyla olan ilişkileri şirketlerin sonlandırılmasına kadar sürer. Sonlandırma sürecinde de prosedürleri yürütmek ve bu aşamada oluşabilecek problemlerden en az zararla çıkmak için yine hukuk danışmanlarına ihtiyaç duyarsınız.” diye konuştu.

Not: Hukuk danışmanlığı almak şirketlerin inisiyatifine bırakılır. Ancak bazı şirket tipleri için (belli sayıda ortağı olan veya belli bir sermayesi olan şirketler) bir avukat bulundurmak zorunludur. Zorunlu veya tercihen de olsa esas olarak tüm şirket tiplerinde sorumlulukların belirlenmesi ve şirketlerin kuruluş ve devamındaki hukuki ihtilafların en iyi şekilde çözümü için hukuk danışmanlarından faydalanmak gerekiyor. Çünkü insanlar şirketlerle ilgili mevzuata hakim olmadıkları için bazı yaptırımlarla karşı karşıya kalabiliyorlar.’

Kentlileşme sürecinde kentsel iletişim

Kentlileşme sürecinde kentsel iletişim

E. Hilal Korucu Tarih :

kentsel iletişimİletişim yaşamın fiziksel ya da düşünsel olarak her evresinde düzenleyici bir etkiye sahip. Canlı organizmasında en küçük yapı taşlarından yapısal sistemlere kadar bilgilerin paylaşımı söz konusu. Beyin hücre ağı nöronların bilgi üretmesi ya da aktive olabilmesi için aralarındaki veri akış kanallarının sık ve güçlü olması gerekiyor. Böylece düşünürken yeni fikirlere ulaşabiliyor, zihinsel kapasitemizi daha etkin kullanabiliyor ya da geçmiş deneyimlerimizi analiz ederek çözümler üretebiliyoruz. Böylesi bir işleve sahip olabilmek için bireyin beyin aktivitelerini güçlendirici yöntemleri uygulaması gerekir. Sağlıklı beslenmek, spor yapmak, okumak ve yaşam pratiklerimizde zaman zaman değişikliklere gitmek suretiyle sinir sistemimizi uyarmak yapmamız gereken temel hususlardan.

Sosyal iletişim bağlamında ele aldığımız zaman kentsel oluşumların canlı organizmalar ile ortak birçok yöne sahip olduğunu görebiliriz. Sağlıklı bir kentsel yaşamın oluşabilmesi için sosyal iletişimin etkinliği büyük önem taşıyor. Bu sebeple kentsel yönetim ve kentsel tasarımda sosyal iletişim asla atlanmaması ve bütün projelerin bu konunun dinamikleri göz önünde bulundurularak oluşturulması gerekir. Zira soyut bir kavram olarak karşımıza çıkan kent aslında onu var eden unsurları ile birlikte düşünüldüğünde son derece dokunulabilir bir olgudur. Kentlidir kentin yapı taşları. Dolayısıyla yaşam döngüsünün değişmez kuralı olarak bu alanda da bütün yollar insana çıkar.

Bunun içindir ki kentlerin gelişimi ve değişimi için politikalar üretilirken özellikle iletişim ve sosyolojinin temel felsefelerini referans olarak almak gerekiyor. Mimari ve mühendislik olarak projeler üretirken kent nüfusunun demografik özellikleri , sosyoekonomik dağılımı, kültürel katmanlarının ayrımını iyi analiz etmek gerekiyor.

Özellikle organik gelişme süreci yaşamayan büyük metropollerde bu konu çok daha büyük önem taşıyor. Çünkü doğal gelişim süreci yaşayan kentlerde kentlinin şehrin değişimini etkilemesi ve kentle etkileşimi çok daha mümkün. Özellikle yoğun göç alan kentlerin hem artan ihtiyaçları çözmesi hem de yeni gelenlerin gelişmiş kentsel standartlara adapte edilmesi kesintisiz bir kentsel gelişim için çok önemli.

Aksi takdirde kent ile yeni kentli arasında yaşanabilecek iletişimsizliğin yaratacağı sosyal buhranlar sebebiyle vandalizm ve suç oranları artış gösterebilir. Bu durum aslında geniş çerçeveden bakıldığında yerleşik kentlinin kent ile iletişiminde de söz konusudur. Bu nedenle kentlerin bir sosyal iletişim politikaları olmalı ve bu doğrultuda kentsel yönetim gerçekleştirilmelidir.

Konuyu İstanbul özelinde ele aldığımızda, tarihi birikimini koruma sorumluluğu olan kadim bir şehir ve gelişen dünyaya ayak uydurmaya çalışan dev bir metropol çıkıyor karşımıza. Bu zor denklem içerisinde ortak bir kentli olma bilinci meydana getirmek, yaşadığı şehre karşı aidiyet duygusu geliştirmek için ‘İstanbullu’ olma kavramının bu şehirde yaşayanlar tarafından içselleştirilmesi gerekiyor. Kent sakinlerinin yaşadığı mekanla duygusal ve fiziksel temas kurması, bu kenti sahiplenebilmesi için temel teşkil ediyor. Bu süreçte İstanbul’un da içinde barındırdığı herkese kucak açması onların sosyokültürel ihtiyaçlarına cevap veriyor olması mühim bir mesele.

Son yıllarda gerçekleşen uluslararası organizasyonlar, büyüklü küçüklü kültür merkezleri, halka açık etkinlikler, açık ve kapalı spor alanlarındaki aktiviteler taşradan gelen insanları kent hayatının içine çekmeye başladı. Kentsel donatılar ve kent mobilyaları artık daha şık ve ergonomik tasarlanıyor. Park alanlarının oranı yeterli düzeyde olmasa da mevcutların bakımlı olması insanların bu alanlarda bulunma zamanlarını artırarak sosyalleşme düzeylerinin yükselmesine katkı sağlıyor. İstanbul’un beden dilinde algılanan en sorunlu durum ise yerli yersiz yükselen binaların düzen bozucu ve tevazudan yoksun halleri. Bu yapıların olur olmaz yerlerde inşa ediliyor olması toplumsal hiyerarşiyi de altüst ediyor.

İstanbul’a göç edenlerin büyük bir kısmının geri dönmediği düşünüldüğünde, bu şehirde yaşayanlara İstanbullu olma bilincinin aşılanmasının ne denli gerekli olduğu ortaya çıkmaktadır. Bugün İstanbul’da farklı şehirlere ait dayanışma derneklerin yoğunluğundan referansla ‘ İstanbullu’ üst kimliğinin meydana getirilmesi güç gibi gelse de iyi kurgulanmış uzun vadeli bir iletişim projesi ile gerçekleşmesi mümkün.

Bu sebeple ülke olarak sahip olduğumuz en büyük markamız İstanbul’u geleceğe taşıyacak İstanbullular kazanmak için iletişimin mucizelerinden faydalanmamız lazım. Kendi içinde bütünsel bir kimliğe sahip olan bir İstanbul hem daha yaşanılası bir şehir olacaktır hem de küresel anlamda daha çok teveccüh görecektir.

 

“Türkiye ekonomik olarak test sürecinde”

“Türkiye ekonomik olarak test sürecinde”

Murat Tül Tarih :

Mondi Grup Muhasebe ve Pazarlama Müdürü Murat Tül,  Türkiye’nin her ne kadar 15 yıla göre ekonomik olarak iyi seviyelere gelmiş olsa da hala test aşamasında olduğunu kaydetti.

Tül sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ekonomik verilerin etkisini önemsemeliyiz, ama özellikle Türkiye şartlarında bütün kararlarımızı da sadece ekonomik veriler üzerinden yürütemeyiz. Türkiye gibi ülkelerde ekonomi dışında politik konjoktörün getirdiği bazı değişkenler de var. Bunların etkisi en az ekonomik veriler kadar etkin rol oynuyor.

Bunun yanı sıra Türkiye’de beklentiler de gerçek veriler kadar etkili. Bu durumun düzelmesi ise Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına girmesiyle mümkün olabilir.

Türkiye’de bu spesifik duruma rağmen, belli verilerde bir ölçüde istikrarlı rakamlara ulaşıldı. İstikrarlı büyümeler sağlanıyor; ama şu dönem Türkiye’nin aslında bu istikrarı ne kadar sürdüreceğini test ettiği bir dönem olacak. Bu testten Türkiye başarılı çıkarsa gidilecek nokta çok daha olumlu olur. Ve yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına dahil olması ile birlikte gerçek veriler üzerinden değerlendirmeler yapmak daha kolay olur.

Ancak bu test ortamı başarısız olursa Türkiye, bundan yaklaşık 15 yıl önceki sıkıntılarını belki büyük ölçekte olmasa bile tekrar yaşayabilir.

Bu kaygı piyasalarda da var. Ancak piyasalar da bu yeni durumu “bekle gör” düşüncesiyle test etmeye çalışıyor”

“Türkiye’de ekonomik veriler kadar dış etkenler etkili”

“Türkiye’de ekonomik veriler kadar dış etkenler etkili”

Murat Tül Tarih :

Mondi Grup Muhasebe ve Pazarlama Müdürü Murat Tül, ”Ekonomik verilerin etkisini önemsemeliyiz, ama özellikle Türkiye şartlarında bütün kararlarımızı da sadece ekonomik veriler üzerinden yürütemeyiz. Türkiye gibi ülkelerde ekonomi dışında politik konjoktörün getirdiği bazı değişkenler de var. Bunların etkisi en az ekonomik veriler kadar etkin rol oynuyor.” diye konuştu.

Tül sözlerini şöyle sürdürdü:

”Bunun yanı sıra Türkiye’de beklentiler de gerçek veriler kadar etkili. Bu durumun düzelmesi ise Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına girmesiyle mümkün olabilir.

Türkiye’de bu spesifik duruma rağmen, belli verilerde bir ölçüde istikrarlı rakamlara ulaşıldı. İstikrarlı büyümeler sağlanıyor; ama şu dönem Türkiye’nin aslında bu istikrarı ne kadar sürdüreceğini test ettiği bir dönem olacak. Bu testten Türkiye başarılı çıkarsa gidilecek nokta çok daha olumlu olur. Ve yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına dahil olması ile birlikte gerçek veriler üzerinden değerlendirmeler yapmak daha kolay olur.

Ancak bu test ortamı başarısız olursa Türkiye, bundan yaklaşık 15 yıl önceki sıkıntılarını belki büyük ölçekte olmasa bile tekrar yaşayabilir.

Bu kaygı piyasalarda da var. Ancak piyasalar da bu yeni durumu “bekle gör” düşüncesiyle test etmeye çalışıyor.”

Ekonomik veriler piyasaları nasıl etkiliyor?

Ekonomik veriler piyasaları nasıl etkiliyor?

Murat Tül Tarih :

ekonomik veriEkonomik verilerin etkisini önemsemeliyiz, ama özellikle Türkiye şartlarında bütün kararlarımızı da sadece ekonomik veriler üzerinden yürütemeyiz. Türkiye gibi ülkelerde ekonomi dışında politik konjoktörün getirdiği bazı değişkenler de var. Bunların etkisi en az ekonomik veriler kadar etkin rol oynuyor.

Bunun yanı sıra Türkiye’de beklentiler de gerçek veriler kadar etkili. Bu durumun düzelmesi ise Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına girmesiyle mümkün olabilir.

Türkiye’de bu spesifik duruma rağmen, belli verilerde bir ölçüde istikrarlı rakamlara ulaşıldı. İstikrarlı büyümeler sağlanıyor; ama şu dönem Türkiye’nin aslında bu istikrarı ne kadar sürdüreceğini test ettiği bir dönem olacak. Bu testten Türkiye başarılı çıkarsa gidilecek nokta çok daha olumlu olur. Ve yukarıda da belirttiğimiz gibi Türkiye’nin gelişmiş ülkeler sınıfına dahil olması ile birlikte gerçek veriler üzerinden değerlendirmeler yapmak daha kolay olur.

Ancak bu test ortamı başarısız olursa Türkiye, bundan yaklaşık 15 yıl önceki sıkıntılarını belki büyük ölçekte olmasa bile tekrar yaşayabilir.

Bu kaygı piyasalarda da var. Ancak piyasalar da bu yeni durumu “bekle gör” düşüncesiyle test etmeye çalışıyor.

Finans alanında kariyer yapmak için yabancı dil şart!

Finans alanında kariyer yapmak için yabancı dil şart!

Murat Tül Tarih :

finansFinans sektörü dışındaki şirketlerin finans departmanlarında çalışanların dikkat etmesi gereken belirli hususlar var. Finansal enstrümanlar geliştikçe şirketlerdeki teknik bilgi yeterliliği ön plana çıkıyor. Onun için finans kariyeri yapmak isteyen kişilerin öncelikli olarak teknik donanımın üst düzey olması gerekiyor.

Türkiye’nin gündemi oldukça yoğun ve bu yoğun gündemin getirdiği olumlu olumsuz ekonomik veriler var. Bu sebeple finans sektöründe çalışmak isteyen kişilerin algılarının açık olması ve sürekli takip halinde olması gerekiyor. Hem iç piyasada hem dış piyasadaki verilerin düzenli takibi, finans sektöründe çalışacak kimseler için çok önemli.

Önemli etkenlerden biri de yurt dışındaki tüm finansal forumları vs. takip edebilmek için gerekli olan yabancı dil bilgisi. Artık dünyada yabancı dil bilmeden takip yapmak çok zor. Bu nedenle yetkin bir dil bilgisi, yurt dışındaki finansal gelişmelerin takibini kolaylaştıracaktır. Finans kariyeri yapmak isteyen bireylerin bu unsurlara iyi adapte olması gerekiyor.

Sağlıklı finansal büyümenin anahtarı: “Mali disiplin”

Sağlıklı finansal büyümenin anahtarı: “Mali disiplin”

Murat Tül Tarih :

mali disiplinTürkiye belli krizlerden sonra sağlıklı bir finansal büyümenin mali disiplinle sağlanabileceğini gördü. Bu anlamda bankacılık sektörü başta olmak üzere çok önemli adımlar atıldı. Mali disipline bağlılık sürdüğü sürece Türkiye’de finansal sektörün de gelişimi devam edecektir.

Türkiye’de finansal sektör, bankacılık vb. kurumlar aslında gelişmiş ülkelerdeki birçok finansal araçlara hâkim ama bunu biraz tabana yaymak gerekiyor. Türkiye’de yatırımlar arttıkça ve büyüme unsurları ön plana çıktıkça bunlar tabana yayılacaktır. Böylece finansal sektördeki kullanıcılar ve tüm yatırımcılar verileri gelişmiş piyasalarda olduğu gibi birçok finans enstrümanını da daha yoğun kullanmaya başlayacaklardır. Böyle olduğu sürece finansal sektörün gelişmemesi mümkün değil. Ancak finansal sektördeki kişilerin gelişmiş piyasalardaki tüm enstrümanları tüm yaklaşımları sıkı bir şekilde takip etmesi gerekiyor.

Artık kriz dönemlerindeki karmaşıklıklar, belirsizlikler büyük ölçüde aşıldı. Şu an sağlıklı bir mali disiplin söz konusu. Bunun üzerine artık bir şeyler koymak gerekiyor.

“Türkiye’ye doğrudan yatırım teşvik edilmeli”

“Türkiye’ye doğrudan yatırım teşvik edilmeli”

Murat Tül Tarih :

doğrudan yatırımTürkiye ekonomisinde doğrudan yatırımlar, Türkiye’nin büyümesi noktasında katkısı azımsanmayacak, önemli konulardan biri. Çünkü bu yatırımlar istikrarlı sürdürülebilir yatırımı sağlayacak ve Türkiye’yi kalkındıracak dinamikleri bünyesinde barındırıyor.

Bu anlamda kredi değerlendirme kuruluşlarının yaptığı son değerlendirmelerin de olumlu olacağı kanısındayım. Bu verilerin olumlu etkilerini uzun vadede daha iyi göreceğiz. Ancak şu aşamada belirtmek isterim ki doğrudan yatırımın Türkiye’de oynadığı rol hala yetersiz.

Türkiye, para piyasaları dışında biraz daha doğrudan yatırım odaklı bir yabancı sermaye girişini teşvik etmek için elinden geleni yapmalı. Çünkü Türkiye için ekonomik gelişimin hız kazanması doğrudan yatırımla mümkün.