int(6) Farklılaşmak isteyen markalar nasıl bir yol haritası çizmeli?
Farklılaşmak isteyen markalar nasıl bir yol haritası çizmeli?

Farklılaşmak isteyen markalar nasıl bir yol haritası çizmeli?

Melih Öztürk Tarih : 31 Ağustos 2013

Personal-Brand-1Çeşitli sosyal medya ortamlarında hedef kitle ile diyalog kuran, onlardan geri bildirimler alarak bu doğrultuda değişimler gerçekleştiren markalar rakiplerinden bir adım önde olabiliyor. Sosyal medya aracılığıyla tüketicilerden alınan geri bildirimler marka-tüketici arasında kurulacak iletişimin yol haritasını çizmeyi de kolaylaştırıyor. Bunun yanı sıra markalar sektörde farklılaşma adına hedef kitle ile doğrudan iletişime geçebilme imkânı da buluyor. Farklılaşmak için sosyal medyayı kullanmak ciddi yarar sağlayacaktır. Ancak sosyal medyanın yanı sıra diğer unsurları da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Markaların farklı ürünler ortaya koyması, alanında farklılaşması, o markanın tercih edilirliğinin de belirleyici unsuru oluyor. Sektöründe güçlü bir marka olmak isteyen firmaların öncelikle ürünün hangi özelliğinden dolayı tüketici tarafından tercih edileceğini iyi bilmesi gerekiyor. Örneğin, Amerika’da ya da Hong Kong’da tüketilen bir yemek, Türkiye’de veya Malezya’da tüketildiğinde de aynı tadı veriyorsa bu durum söz konusu markanın farklılaştığının göstergesidir.

Bir marka, pazarlayacağı ürünün sektördeki yerini planlamasının yanında, kaliteli hizmet sunmak adına istihdama da önem vermelidir. Artık işe alım politikaları profesyonel çerçeve içine alarak doğru kişileri işe alarak profesyonel ekipler kuruluyor.

Markalar açısından farklılaşmak uzun vadeli planlar arasına konulmalı. Sadece marka bilinirliğinin sağlanmasıyla süreç bitmiyor.

Marka bilinirliğini pekiştirmek ve tüketicilerin güvenini kazanmak için belli bir süreye ihtiyaç var. Bu süreç boyunca doğru adımları atarak tüketiciye dokunmak, bu doğrultuda çeşitli kampanyalar hazırlamak gerekiyor.

Sonuç olarak markalar, farkındalığa ulaşma yolunda hedef kitlenin taleplerini iyi anlamalı ve sosyal mecralarda yapılan kampanyalarla marka bilinirliği sağlamalılar. Bu anlamda markaların etkin dokunuşlar yapan bir stratejiye de sahip olması gerekiyor.

Dünyada Türk malı algısının yeri

Dünyada Türk malı algısının yeri

Gökhan Erol Tarih :

made-in-turkeyTürk Malı algısı son yıllarda trend olma yolunda ilerliyor. Sadece körfez ülkeleri ya da Ortadoğu’da değil dünyanın genelinde Türk mallarına karşı çok olumlu algı var.

Yerli markaların dünyada yükselen güven ve kalite algısının oluşmasında en önemli etken 2003 yılından beri uygulanan Turkquality programıdır. Bu program aracılığıyla 90 civarında markaya devlet destek vererek Türk malı imajı oluşturulmaya başlandı ve başarılı oldu.

Bunun dışında Türk ürünlerinin başta Çin ürünlerine karşı hakikaten kaliteli olması, ISO, OHSAS ve HCCP gibi teknik belgelerle üretim süreçlerinin kontrol altında tutulması bu algının yükselmesinde etkili oldu.

İlginçtir yerli dizilerin de Türk markası algısına çok büyük katkısı oldu. Ortadoğu, Balkanlar ve Türk Cumhuriyetleri ülkelerde yayınlanan dizileri Türk ürünü imajına yadsınamaz bir katkısı sağladı.

Serbest bölge teşvikleri KOBİ’ler için önemli avantajlar sağlıyor

Serbest bölge teşvikleri KOBİ’ler için önemli avantajlar sağlıyor

Hüsnü Ada Tarih : 30 Ağustos 2013

kobiTürkiye’de 19 tane serbest bölge var. Bunların bazıları liman kıyılarında, bazıları limana yakın. Serbest bölgeler ihracata yönelik üretimi desteklemek amacıyla kurulmuştur. Serbest bölgelerde bulunan firmalarımız üretim yapıyorlarsa, üretim firmaları ise her türlü gelir ve kurumlar vergisinden muaf tutuluyorlar.

Bunun dışında serbest bölgelere yurtdışından gelen ürünlerin gümrük ve KDV vergileri alınmıyor. Bunlar serbest bölgede işlenip yeniden yurtdışına gönderildiğinde hiçbir şekilde gümrük ve KDV vergisi alınmıyor. Eğer Türkiye’ye gönderilirse Türkiye’ye geçiş aşamasında tahakkuk eden KDV ve gümrük vergisi alınıyor. Bu da serbest bölgeler için ikinci bir artıdır.

Son olarak serbest bölgede üretim yapan bir firma, ürettiği ürünün yüzde 85’inden fazlasını yurtdışına gönderirse yani ihracata yönelik ürün üretiliyorsa bu durumda o yıl boyunca çalıştırdığınız tüm işçilerin stopaj vergisini ödemeyebilirsiniz. Buna stopaj vergisi istisnası deniyor. Stopaj vergisinin istihdama yönelik vergiler içinde en yüksek kalemi oluşturduğu düşünüldüğünde çok büyük bir teşvik olduğu açık.

Dolayısıyla siz ihracata yönelik üretim yapan bir firmaysanız serbest bölgeler her açıdan çok avantajlı bir teşvik unsuru olarak önünüzde duruyor. Üretim yapmayan bir firma, lojistik firması veya hizmet firmasıysanız serbest bölgelerin size sağlayacağı tek avantaj KDV’den muaf tutularak faaliyetlerinizi yapabilmeniz olacak.

Serbest bölgelerde sadece KDV alınmıyor. Onun dışındaki diğer vergiler alınıyor. Serbest bölge teşviklerini ihracata yönelik üretim yapan KOBİ’ler muhakkak düşünmeliler.

Siber güvenlik açısından Apple iOS ve Google Android

Siber güvenlik açısından Apple iOS ve Google Android

Ahmet Hamdi Atalay Tarih :

Apple-vs-Android-development-showdownİnternet erişimi için mobil cihazların kullanımının yaygınlaşmasına paralel olarak mobil cihaz kullanıcılarını hedef alan siber saldırılar ve siber suçlar da büyük ölçüde arttı.

IDC tarafından yayınlanan verilere göre 2012’nin 3. çeyreğinde satılan 216 milyon akıllı telefon içinde Android işletim sistemli olanların oranı yüzde 75 iken, Apple iOS işletim sistemlilerin oranı ise yüzde 17’ye ulaştı. Diğer bir deyişle dünya üzerinden satılan mobil cihazların yüzde 92’si bu işletim sistemlerini kullanıyor.

Kullanılan mobil cihazların işletim sistemi, siber saldırıların sayısını ve zararlı etkilerini de doğrudan etkiliyor. Bazı işletim sistemleri diğerlerine göre siber güvenlik açısından daha korumalı, bazıları ise daha zayıf. Mobil cihazlarda en yaygın iki işletim sistemi olan Apple iOS ve Google Android ile ilgili olarak en büyük siber güvenlik çözümleri firmalarından Symantec tarafından yapılan aşağıdaki analizden de anlaşılacağı üzere Google Android işletim sistemi Apple iOS işletim sistemine göre siber güvenlik açısından daha dezavantajlı görünüyor.

image013

Linux tabanlı ve açık kaynak kodlu Google Android işletim sistemi bu özellikleri dolayısıyla sahip olduğu çok sayıda avantaja rağmen özellikle kötücül yazılım atakları (malware attacks) ve güvenli uygulama kaynakları (application provenance) açısından Apple iOS’e göre daha zayıf durumda.

 

Markalaşmak isteyen KOBİ’ler reklam planlamasına nasıl başlamalı?

Markalaşmak isteyen KOBİ’ler reklam planlamasına nasıl başlamalı?

Melih Öztürk Tarih :

personal-branding-2Sivil istihdamın yüzde 95’ini oluşturan KOBİ’ler markalaşmanın sadece reklamdan ibaret olduğunu düşünüyor. Yerleşen bu algı nedeniyle de reklam filmi çekerek bunu ulusal kanallarda yayınlayacak gücü olmayan KOBİ markalaşma konusunda atması gereken adımları atamıyor. Çünkü reklam için önce afili bir isim bulmak ve bu ismi tescilletmek gerekiyor. Sonrasında da yazılı ve görsel medyada yüksek meblağlarla markanızı duyurmanız lazım. Bu durumda KOBİ ne yapsın?

Bugüne kadar markalaşma uygulamaları KOBİ’ler açısından böyle ilerledi. Ancak günümüzde bu algı kırılıyor ve yüksek bütçeler kullanmadan da markalaşa faaliyetleri yürütülebiliyor. Özellikle reklam verilebilecek alanların farklılaşmasıyla birlikte marka bilinirliğini artırmak için yapılan çalışmalar çeşitlendi. Artık hedef kitlenize doğrudan hitap edebiliyorsunuz. Üstelik dijital medya kanallarında reklam ölçümleme sistemleriyle reklam verimliliğinizi dahi görebiliyorsunuz. Daha birçok avantaj markalaşma konusunda KOBİ’lerin önünü açıyor. Ancak bu fırsatları çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Koşullar uygun diyerek planlama ve analiz yapmadan reklam vermek KOBİ’nin iflasına dahi yol açabilir.

Reklam faaliyetine başlamadan önce planlamanın çok iyi yapılması gerekiyor. Reklam vermeden önce şirketin belli bir kapasiteye ulaşmış olması gerekiyor. Reklam yapmak için harcanan paranın getirisi kontrol edilebilecek mi? Reklamın etkisiyle artan talebi karşılayabilecek misiniz? Bunlara benzer soruların cevabını bularak analiz yapmanız gerekiyor.

Analiz ve planlama yapmadan reklam faaliyetlerine başladığınızda marka ismini duyurabilirsiniz; ancak tüketici reklamı yapılan ürüne ulaşamadığı zaman ondan uzaklaşır. Bu da reklam çalışmalarının başarısızlıkla sonuçlanmasına ve maddi kayba neden olur. O nedenle reklam çalışmalarına başlamadan önce sürecin çok iyi planlanması ve geri dönüşlerin doğru tahmin edilmesi gerekiyor.

Sosyal Medya Kılavuzu nasıl oluşturulmalı?

Sosyal Medya Kılavuzu nasıl oluşturulmalı?

Burak Bakay Tarih :

b2b social mediaTürkiye’de bazı firmalar çalışanlarının sosyal medya paylaşımlarının kurum imajına zarar vermemesi için sosyal medya kullanım kılavuzları oluşturuyor. Bu tarz önlemler alan veya almayı düşünen firmalar böyle bir kılavuz oluşturmadan önce bu kılavuzun gerekliliğini muhakkak sorgulamalılar. Çünkü bu tür uygulamalar çalışanları rahatsız edebiliyor.

Gerekli görüldüğü takdirde amaç belirlenerek mümkün olabildiğince basit bir formatta sosyal medyada kılavuzu hazırlanabilir. Bu kılavuzun kısa, anlaşılır olması ve görsellerle desteklenmesi kolayca okunmasını sağlar. Eğer finans ya da hukuk gibi alanlar için biraz daha detaylı dokümanlar hazırlanabilir.

Sosyal medya kılavuzunda nelerin yapılmayacağına yer verildiği kadar nelerin yapılabileceğine de yer verilmeli. Örneğin, rakip firmalarla ilgili olumlu ya da olumsuz bir paylaşıma izin verilmiyor. Ama çalıştığı firmanın sosyal hesaplardaki içeriklerin paylaşılması teşvik edilebilir.

İK bu anlamda çalışanları sosyal medyanın doğası ve kişisel duygu düşüncelerin dışarı vurum mecrası olma özelliklerini iyi anlayarak kılavuzun çizdiği sınırlar ve üslubuna azami dikkat etmeli.

İK bu kılavuzu oluştururken strateji, kurumsal iletişim, IT gibi yardımcı departmanlardan görüş ve yardım almayı ihmal etmemeli.

Bilgi teknolojilerinde son trendler neler?

Bilgi teknolojilerinde son trendler neler?

Erhan Panayırcı Tarih :

1. Cloud Computing 

lkn-communication

Bilgi teknolojileri trendlerinin en tepesinde Cloud var. Çünkü bugün her yazılım ve donanım üreticisinin bir Cloud çözümü var. Her geçen günde bu çözümler geliştiriliyor. Bugün televizyonlarda bile bulut teknolojilerinden bahsediliyor. Her ne kadar kullanım oranı düşük sevilerde olsa da gelecekte en çok kullanılan bilgi teknolojilerinden biri haline gelecektir. Hatta gelecekte bilgi işlem servislerinin tamamıyla cloud üzerine taşınıp donanıma ya da yazılıma yatırım yapılmadan sadece servis olarak araç kiralama gibi bir yöntemle kullanılabilir hale gelecek.

Bugün en yaygın olarak kullanılan cloud teknolojileri üç gruba ayırabiliriz. Bunlardan ilki; public Cloud, daha çok son kullanıcıya yönelik kullanılan ve giriş seviyesinde dediğimiz firmaların rahatlıkla kullanabileceği ya da büyük firmaların bazı servislerine verebileceği teknolojidir. İkincisi; Private Cloud’dur. Bu da büyük firmaların kullandığı kendilerine ait donanım ve yazılım hizmetlerinin içinde barındıran türdür. Son olarak public ve Private Cloud’un bir arada olduğu Hibrit yapılar var. Bu hibrit yapıyla beraber kimi servisler public üzerinden verilebiliyor kimi servislerde privte tarafta özel, gizli ya da güvenli yapılar içerisinde olabiliyor.

2. Big Data (Büyük Veri)

Stream of digital data and eye

Big data son günlerde çok konuşulur hale geldi. Bu durumun giderek artan veri ve bu verinin öneminden kaynaklanıyor. Bugün her kullanıcı veri üretir hale geldi. Attığınız her mesaj, çektiğiniz her fotoğraf, yaptığınız her kredi kartı alışverişi veri anlamına geliyor.

Toplanan tüm veriler devasa büyüklükteki veri merkezlerinde depolanıyor. Bir birinden bağımsız yığınla verinin depolarda saklanmasının amacı, bir birinden bağımsız verileri birleştirerek anlamlı sonuçlar çıkarmaktır. Bu anlamlı sonuçlar şirketler için ciddi avantajları sağlıyor ve onların daima bir adım önde olmasını sağlıyor. Bunu bir örnekle daha anlaşılır hale getirebiliriz. Bugün herkes cep telefonu kullanıyor. Kullandığımız cep telefonu sayesinde bizim dünya üzerinde nerede olduğumuzun belirlenmesi çok kolay hale geliyor. Örneğin, yeni doğan bebeğiniz için bir alışveriş merkezine girip bebek arabası satın aldığınızda o firma sizi kayıt altına alabilir. Ve bir zaman sonra tekrar o alışveriş merkezine girdiğinizde o firma sizin yine benzer bir ürün alabileceğinizi öngörerek sizin için kişisel bir kampanya hazırlayarak size farklı bir bebek ürünü satmaya çalışabilir. Bunu da cep telefonunuza kısa mesaj yoluyla çok rahat ulaştırabilir.

3. Mobiltiy

Nüfusun büyük bir oranı akıllı cihazları kullanıyor. Ve bu sayede ortamdan bağımsız online olmak çok kolay. Her geçen gün bunun maliyetleri de düşüyor. Çalışanlar bu sayede ofise bağlı kalmadan işlerini yürütebiliyor. Bir toplantı yapmak için bir araya gelmeye gerek yok. İnternet üzerinden bunu çok kolay yapabilirsiniz. Bu hem maliyetleri kısıyor hem de zaman kazandırıyor.

4. Social

Social için sosyal medyanın kurumsal taraftaki hali diyebiliriz. Sosyal medyanın gücünü ticari boyuta taşıyarak bundan faydalanmak mümkün. Bununla ilgili birçok ürün geliştirildi ve geliştirilmeye devam ediyor. Birçok firma sosyal medyada kendi portallarını oluşturarak burada kendi işlemlerini yapabiliyor. Bununla ilgili son olarak Microsoft önemli bir hamle yaparak Twitter’ın kurumsal versiyonu olarak adlandırılan Yammer’ı satın aldı. Bu da gelecekte bu Sacial’ın öneminin artacağını bir göstergesi olarak değerlendirebilir.

Mobil teknolojilerin iş dünyasına getirdiği yenilik ve kolaylıklar

Mobil teknolojilerin iş dünyasına getirdiği yenilik ve kolaylıklar

Fatih Sarı Tarih :

Mobile-TechnologyMobil teknolojilerin iş dünyasına getirdiği yenilikleri 20 yıl öncesine giderek daha iyi görebiliriz. Örneğin, 20 yıl önce daktiloda yazılan bir yazı fakslanıp gönderiliyordu. Bu yazıyı silme şansınız yoktu. Bu da kağıt israfına neden oluyordu. Yine o kağıdın onay için İstanbul’dan Ankara’ya gidip gelmesi çok uzun zaman alıyordu. Bu da zaman kaybına yol açıyordu. Şimdi ise e-posta yoluyla belgeleri çok hızlı bir biçimde karşı tarafa aktarabiliyoruz. İş dünyasında mobil teknolojiler sayesinde bu işlemler çok daha hızlı bir şekilde yürütülebiliyor.

Yine bir başka örnek, aracınız için yeni bir parça siparişi vermek istediğinizde İstanbul’dan bayiye gidiyordunuz. İstediğiniz parça firmanın elinde yoksa depoyu arıyordu. Bu depo başka bir şehirde olabilir. Depo yöneticisi depo görevlisini arıyor. O görevli parçanın bulunduğu rafı belirliyor vs. Böyle işliyordu süreç. Kısaca o parçanın size ulaşması 1 ay sürüyordu. Ama mobil teknolojilerin hayatımıza girmesiyle geliştirilen el terminali sistemi sayesinde verdiğiniz sipariş birkaç saniye içinde kargoya veriliyor. Bu sayede müşteri mutlu bir şekilde alışveriş yapabiliyor. Bu da teknolojinin doğru kullanımının en net örneği olarak gösterilebilir.

Dış ticarette karşınıza çıkabilecek riskler ve önlemler

Dış ticarette karşınıza çıkabilecek riskler ve önlemler

Gökhan Erol Tarih :

InternationalTradeTüm sektörlerde olduğu gibi dış ticarette de karşınıza çıkabilecek birtakım riskler söz konusu. Bu risklerden bazıları bizden bağımsız olarak ortaya çıkar. Daha çok dış koşullara bağlı olarak ortaya çıkan bu tür riskleri tamamen ortan kaldırmak mümkün olmasa da hafifletici önlemler alınabilir.

Dış ticarette majör riskler dediğimiz bizim dışımızda ortaya çıkan yani elimizde olmayan sebeplerden kaynaklanan riskler bulunuyor.

Majör risklerin başında ticaret yaptığımız ülkenin koşulları bulunuyor. Örneğin, son yıllarda Suriye’deki iç savaş ve Yunanistan’daki ekonomik kriz o ülkelerin koşullarından kaynaklanıyor. O ülkelerle ticaret yapan şirketlerin yaşanan krizlere müdahale etmesi söz konusu değil. O nedenle ülkelerin koşulları majör riskler olarak karşımıza çıkıyor.

Yine dolaylı olarak ülke koşullarına bağlı olarak ortaya çıkan bir diğer majör risk lojistik konusudur. Aynı şekilde Suriye’deki savaş nedeniyle şirketler bir süre Ortadoğu’ya ulaşamadılar. Bu sorunu çözmek için Mısır’ı kullanmak isteyenler de birtakım bürokratik engellerle karşı karşıya kaldılar.

Ülkelerin koşullarından kaynaklanan riskleri tamamen ortadan kaldırmak pek mümkün değil. Ancak riski hafifletmek için bazı önlemler alınabilir. Bunlardan en önemlisi: Riski birden fazla ülkeye dağıtmak. Yani tek bir ülke ile ticaret yapmak yerine birden fazla ülkeyi işin içine katarak riski dağıtabilirsiniz.

Bir diğer majör risk de kur riskidir. Makro düzeyde ülkelerin yaşadığı bazı gelişmeler sonrasında sonuçlanan bir veridir kurlar. Şirketlerin ‘kur’a müdahale etmesi çok mümkün değil. Bu durumda pek yapacak bir şey kalmıyor, ama Eximbank formül olabilir. Eximbank’ın sevk öncesi ihracat kredisi gibi muhtelif kredileri ile riski yönetebilirsiniz.

Majör risklerin dışında bazı önlemlerin alınmamasından kaynaklanan riskler de var:

İhracatçının üretip gönderdiği ürünün bedelini alamamasından kaynaklanan ödemeler riskiyle karşı karşıya kalmamak için muhtelif ödeme seçeneklerini örneğin, akreditifli ödeme sistemlerini kullanabilirsiniz.

Bir başka risk durumu da teslim şekilleri konusunda karşımıza çıkıyor. Özellikle bu duruma gereken önemi vermeyen KOBİ’lerin sık sık karşılaştığı bir sorun. Burada teslim şekillerini çok iyi bilmek ona göre önlemler almak gerekiyor. Hatta sigorta yaptırmak yerinde bir çözüm olacaktır.

İnsan kaynaklarında sosyal medya kullanımı

İnsan kaynaklarında sosyal medya kullanımı

Burak Bakay Tarih :

Businessman-Hand-Points-Human-Resources-Crm-And-Social-MediaDijital medyanın gelişimi ve buna paralel olarak yaygınlaşması iş hayatının birçok sürecinde değişimlerin yaşanmasına neden oldu. İK departmanları bunlardan sadece biri…

İK departmanları da kendi hedef ve amaçları doğrultusunda dijital medya ve sosyal ağları kullanıyor. Bu doğrultuda yeni stratejiler belirleniyor. Yeteneklere ulaşma, işe alım, yetenek yönetimi, kriz yönetimi, eğitim gibi konular başta olmak üzere birçok faaliyeti dijital ortamda da sürdürüyor.

İK, sosyal medyayı nasıl kullanırsa kullansın aynı zamanda bir pazarlama faaliyeti içerisinde olduğunu da unutmamalı. O nedenle gerekli stratejik arka plan ve yol haritası önceden belirlenmeli.

Sosyal medyadan faydalanmak için önemli konular, her mecranın kendi dinamikleri olduğunun bilincinde olmak, aday ve çalışanların beklentisini yönetmek, her durumda tüketicilerin de izleyici olduğunu unutmamak gerekiyor.

Eğer yeterli kaynak varsa İK’nın inhouse olarak sosyal medya yönetimini yapması pek önerilmiyor. Bunun yerine profesyonel bir ajansla çalışmak daha yararlı olacaktır.

İşe alımda nasıl kullanılır? (Google, Linkedin, Facebook, Twitter, Youtube vs.)

İK’nın yıllardır işe alımdan önce adayların sosyal medya ve dijital kimliğiyle ilgili araştırmalar yaptığı bilinen bir gerçektir. Adayların da bunun farkında olarak dijital kimlik kalıntılarının ve sosyal medya hesaplarındaki paylaşımlarının bir işe alım sürecinde İK’cının görmek isteyebileceği formatta olmasını sağlaması beklenir.

İK tarafındaki araştırmada ise özellikle Google çok iyi kullanılarak kişi hakkında detaylı bilgi edinilebilir. Güncel değil daha çok geçmişe yönelik aramalar, farklı bulgular ortaya çıkarabilir.

Sosyal medya hesaplarındaki bilgiler gerçek ya da farklı bilgilerle karşılıklı kontrol edilebilir. Örneğin, Linkedin’deki bilgiler CV’dekilerle uyuşuyor mu?

YouTube, Hangouts ya da Skype gibi videolu görüşme imkânı sağlayan araçlarla ilk görüşmeler yapılarak İK ve adaya zaman kazandırabilir.

Eğitimde nasıl kullanılır?

Eğitimler genelde dâhili etkinlikler olduğu için eğitime katılan çalışanlar tarafından sosyal medya kullanımı çok uygun olmayabilir. Ancak İK bunu da bir pazarlama faaliyeti olarak değerlendirerek çalışanların sosyal medyada eğitimle ilgili içerik paylaşmasını sağlayarak özellikle çalışanların profesyonel çevresi nezdinde kurum itibarını artırabilirler.

Sosyal medya üzerinde eğitimle ilgili deneysel faaliyetler olmakla birlikte sosyal medyanın herkese açık ortamı yüzünden henüz bu çok yaygın değil. Daha çok online eğitim ya da e-eğitim diyebileceğimiz platformlar yaygın olarak kullanılıyor. Belki ilerleyen zamanlarda e-eğitim platformları daha fazla sosyal medya entegrasyonu ile çalışarak kurumlara ek faydalar sağlayabilir. Örneğin, eğitimi bitirdiğini sosyal medya hesabında paylaşan çalışan, ek eğitim puanı alabilir, yeni eğitimlere hak kazanabilir.

Yetenek Yönetiminde nasıl kullanılır?

Yetenek yönetiminde sosyal medya kullanımı için pasif faydaları dikkat edilerek şirketle ilgili sosyal medyadaki içeriklerin istenilen imaj doğrultusunda olması sağlanmalı.

Gerekliyse bilgiler güncellenmeli, uygun hesaplar alınmalı, yanlış bilgiler kaldırılması, istenmeyen grup ve içerikler kaldırılmalı, değiştirilmeli.

Sosyal medya ya içerik beslemesi açısından önemli olan web sitelerindeki içerikler, rakamlar güncellenmeli. Web sitesi ya da sosyal medya üzerinden marka/şirket itibarını artırıcı içerikler paylaşılmalı. Örneğin, çalışanların videolu röportajları, şirket büyüklük rakamları (infografik tarzında vb.)

Linkedin yetenek yönetimi açısından çok güçlü bir araç olduğu için bunu her yönüyle kullanmak fayda sağlar. Hedefli reklamlardan aday aramaya, mevcut çalışan portföyünü gruplarda harekete geçirmekten iş ilanlarına kadar birçok biçimde kullanılabilir.

İnternet girişimcileri projelerini üretirken nelere dikkat etmeli?

İnternet girişimcileri projelerini üretirken nelere dikkat etmeli?

Fatih Sarı Tarih : 27 Ağustos 2013

639_InternetMemesİnternet girişiminde her şeyden önce hedef kitlenizi, yaptığınız işi çok iyi belirlemeniz ve yaptığınız işin kurallarını doğru seçmeniz gerekiyor. Bu aslında her iş için geçerli. Ancak söz konusu internet ortamı ise bu süreci çok daha fazla dikkate almalısınız. İnternette ayakkabı satmak mağazada ya da sokakta ayakkabı satmaktan çok daha farklı bir iş. İnternette karşınıza çıkan müşteri sokaktaki ya da mağazanızdaki müşteri tipi değil. İnternet kullanıcısının satın alma davranışı çok değişti.

90’ların sonunda 2000’lerin başındaki internet kullanıcısı bugün artık daha da evrilmiş vaziyette. Neyi nasıl alacağını, nereden alacağını, nasıl kıyaslama yapacağını çok iyi biliyor. Bu kadar bilinçli kullanıcı seviyesine gelmişken siz, “Bu ürün nasıl satılır?” diye bir iş modeli kurduğunuzda başarısız olmaya mahkûm kalıyorsunuz. Bunun sonucunda da hem kendiniz ayakta kalamıyorsunuz hem de sizden alışveriş yapmaya başlayan kullanıcılarınızı mutsuz etmiş oluyorsunuz. Bu böyle arkası kesilmeyen bir hale geliyor. Türkiye’de son 2-3 haftada birçok site bu sebeplerden ötürü kapanma durumuna geldi.

Geleceğin pazarlama trendi: Mobil pazarlama

Geleceğin pazarlama trendi: Mobil pazarlama

Can Hüzmeli Tarih :

dMobil pazarlamanın her sene katlanarak artan gelir rakamları 2014’te de devam edecek gibi görünüyor. 2014 için yapılan tahminlerde ise bu büyümenin yüzde 50’nin üstünde olacağına kesin gözüyle bakılıyor.

Mobil pazarlamadaki bu büyümenin önemli etkenlerinden birini 2013’te de yavaş yavaş hayatımıza giren uygulama bağlamlı reklamcılık oluşturuyor. Artık ajanslar markalara standart, geniş hacimli reklam yöntemleri dışında (SMS, MMS, mobil video, display reklam, Adwords vb.) gerilla taktiği izleyerek uygulama içi yaratıcı senaryolar da öneriyorlar.

2014’te bu tür kampanyaların çok daha sıklaştığı bir pazar göreceğiz. Bu kampanyalar yüksek kar marjları sağlasa da hacim olarak küçük oldukları için kampanyaların genel rakamlara etkileri oldukça küçük kalmaya devam edecek. Bu tür kurgular mass marketing (kitlesel pazarlama) iş akışlarına dahil edilebilen bir platform haline dönüşmediği sürece rakamlara büyük bir etki sağlamayacak, ancak kurguları bu iş akışlarına uydurabilen bir platform karşımıza çıkarsa bir devrim yaratabilir.

Son yıllarda devrim niteliğinde herhangi bir gelişme olmamasına rağmen, dünyada mobil pazarlama gelirlerinin sürekli bir artış içerisinde olmasının temelinde, cep telefonu kullanımı ve özellikle akıllı telefon kullanımı yer alıyor.

Diğer önemli bir etken ise, markaların dijital reklam bütçelerindeki artış. Dijital reklam bütçesindeki artış yüzde 20-30 civarında olduğu için bunun mobil reklamlara etkisi direkt yansıyor. Genel enflasyon oranları da düşünüldüğünde, mobil pazarlamadaki artışın temelinde Laurence Canter and Martha Siegel e-mail reklamcılığı (1994), Hot Wired display reklamcılık (1994), goto.com search reklamcılığı (1998), Adwords (2000)’ün yaptığı gibi devrimsel yeni bir iş modeli yatmıyor. Her ne kadar İOS ve Android birer devrim gibi görünse de asıl büyümeyi yakalamak için elde edilmesi gereken şey bu teknolojiler yardımıyla yeni bir iş modelini ortaya koyabilmekten geçiyor.

Senelerdir mobil pazarlama dünyasında beklenen büyük patlama yaşanamıyor. Bunun en önemli sebebi, mobilde dünyanın her alanında olduğu gibi standartlardan uzak olunması. Bu duruma örnek olarak WEB’de bir expandable banner yaptığınızda tarayıcıların yüzde 90’ını çalıştırabiliyor olmanız gösterilebilir.

Fakat HTML 5 ile benzer bir şeyi yapmak istediğinizde hem çok daha fazla efor harcıyorsunuz, hem de cihazların ancak yüzde 10’unu destekleyebiliyorsunuz. Mobil pazarlamada standartlar zamanla oluşuyor, tarayıcılar ve telefonlar birbirlerine yakınsıyorlar. Dolayısıyla, büyük patlama yakın zamanda iyi bir iş modeli ile karşımıza çıkabilir.

Ar-Ge desteği veren kurumlar ve özellikleri

Ar-Ge desteği veren kurumlar ve özellikleri

Zeynep Doğanay Tarih :

Molekyler2Türkiye’de mevcut durumda AR-GE destekleri ulusal ve uluslararası olmak üzere ikiye ayrılıyor. Genellikle TÜBİTAK ve KOSGEB daimi olarak, yani sürekli açık çağrılarla, kurumların, firmaların araştırma-geliştirme projelerinin değerlendirilmesinde rol oynuyor. Burada TÜBİTAK’ın oluşturduğu proje programları hem sanayi hem de KOBİ ölçeğindeki firmalara yönelik. KOSGEB ise yalnızca KOBİ ölçeğindeki firmaların projelerini destekliyor.

İki kurumun işleyiş mekanizması ve proje hazırlama süreçleri birbirlerine oldukça benziyor. Çünkü iki kurum da projenin AR-GE sistematiğinin oluşturulmasında Oslo ve Frascati kılavuzlarını kullanıyor. Yani her ikisi için de projenizin Ar-Ge ve yenilikçi yönü oldukça önemli.

İki kurum arasındaki en önemli fark projenizin bütçesi oluyor. Çünkü KOSGEB proje içeriğinize göre değil genel mevzuatlar dahilinde projeniz için belirli bütçeler ayırmış durumda. Bu durumda belirli sınırlar dahilinde, belirli giderleri destek kapsamında değerlendirebiliyorsunuz. Fakat TÜBİTAK’ta böyle bir şey söz konusu değil. TÜBİTAK’ta projelerinizi kendi fikrinize uygun bir şekilde bütçelendirebiliyorsunuz. Küçük bir örnek vermek gerekirse; KOSGEB Ar-Ge projesi kapsamında sadece lisans ve üstü personelinizi maksimum 100 bin liraya kadar destekliyor. Bu durum KOBİ statüsünde bulunan ve lisans ve üstü az sayıda teknik personel çalıştıran firmalar için bir dezavantaj.

TÜBİTAK’da ise bu durum biraz daha farklı ve burada lisans ve üstü teknik personelin yanında daha alt eğitim düzeyinde, mavi yaka, personeller de destek kapsamında değerlendiriliyor. Örneğin, projelerinizde kaynak, talaşlı imalat, tasarım, imalat vb. alanlarda çalışan personellerinizi de proje kapsamına sokabiliyorsunuz. Ayrıca personeller için herhangi bir bütçe sınırlaması da bulunmuyor.

KOSGEB ve TÜBİTAK daimi olarak proje kabul eden kurumlar. Ayrıca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın farklı ihtiyaçlara göre oluşturduğu hibe programları da bulunuyor. Bunların haricinde dönemsel ve bölgesel olarak açılan çok çeşitli proje programları da mevcut. Burada kalkınma ajanslarını anmakta fayda var. Şu an Türkiye’de 26 adet kalkınma ajansı faaliyet gösteriyor ve bu ajanslar kendi bölgelerinin ihtiyaçlarına yönelik çeşitli proje programlarını dönemsel olarak açıklıyorlar. Bu destekler çağrı esaslı olduğu için proje konuları farklılıklar gösterebiliyor. Özetle sadece Ar-Ge projeleri değil bunların yanında sosyal sorumluluk ve yatırım projeleri de çağrı kapsamına giriyor.

Bunun haricinde dönemsel olarak açılan ya da daimi olarak hibe sağlayan çeşitli uluslararası destekler de var. Fakat uluslararası desteklerden faydalanabilmeniz için ilk etapta bir proje ortağınızın bulunması gerekiyor. Bu tür programlarda proje ortağıyla beraber ortak projeler üretme şartı var. Proje ortağınızın da belirlenen bölgeler dâhilinde olması bekleniyor. Bu yüzden özelikle KOBİ ölçeğindeki firmaların uluslararası proje programlarına başvurmadan önce TÜBİTAK veya KOSGEB başvurularıyla Ar-Ge projesi hayata geçirmeleri ve belli bir deneyime sahip olmaları daha doğru olacaktır. Firma bu deneyimi kazandıktan sonra uluslararası proje başvurularında hem süreci hem de proje ortağı ile olan ilişkileri daha iyi bir şekilde yürütebilecek hale gelebilecektir.

‘KOBİ’ler destek imkânlarının farkında değil’

‘KOBİ’ler destek imkânlarının farkında değil’

M. Anıl Boynuyoğun Tarih :

KOBİMevcut durumda Türkiye’de faaliyet gösteren firmaların büyük bir çoğunluğu KOBİ’lerden oluşuyor. KOBİ’ler sektörleri ne olursa olsun makine, imalat, otomotiv, yazılım ve diğer sektörlerden olmak üzere çok başarılı projelere imza atıyorlar. Bunlar yenilikçi yönleri olan, sıfırdan geliştirilen veya yurtdışı ürünlerin daha gelişmiş versiyonlarını da kapsayan katma değeri yüksek projeler. Ancak KOBİ’ler hayata geçirebilecekleri birçok projeyi de teknik aksaklıklar, yüksek iş gücü ihtiyacı, finansman ve kaynak sıkıntıları nedeniyle hayata geçiremiyorlar. Yaşanan bu sıkıntılar sonucunda KOBİ’ler projelerinden, büyük ölçekli firmalara nazaran, daha kolay vazgeçiyor ve çok başarılı olabilecek projeleri dahi rafa kaldırabiliyorlar.

Yenilikçi projeleri olan firmaların bu tarz zorlukları aşmaları için ülkemizde Ar-Ge projelerine yönelik destek programları mevcut. Her ne kadar bu destek programlarına sanayi düzeyindeki firmalardan çok KOBİ’ler başvursa da çoğu KOBİ henüz bu desteklerden habersiz.

Desteklerden haberdar olan ve başvuru yapmak isteyen firmalar da mevcut iş yoğunlukları sebebiyle Ar-Ge süreçlerinin doğru yönetilmesinde sıkıntılar yaşayabiliyorlar. Ayrıca destek başvurusu yaparken süreçlerin zorluğu ve karmaşıklığı yüzünden daha işin başındayken hibe desteğinden vazgeçebiliyorlar. Aynı zamanda projelerinde karşılaştıkları ya da karşılaşabilecekleri teknik darboğazları giderme konusunda da pek çok KOBİ sıkıntı yaşıyor.

Bu noktada KOBİ’lerin hem projelerini doğru bir şekilde yürütmeleri hem hibe başvurusunda bulunmaları hem de teknik zorlukları aşmaları için çeşitli profesyonellerle çalışmaları mümkün. Süreçteki sorunlarını çözmek adına dışarıdan alacakları bu hizmetleri de proje kapsamında gider olarak gösterip bütçelerine de ekleyebiliyorlar. Teknik danışmanlık konusunda da üniversiteler ile işbirliği yapmaları halinde destek şansları daha da artıyor.

‘Yenilikçi projeler daha kolay destek alıyor’

‘Yenilikçi projeler daha kolay destek alıyor’

Zeynep Doğanay Tarih :

Innovation-Araştırma-geliştirme (Ar-Ge) desteklerinden faydalanmak istiyorsanız kesinlikle yenilikçi bir fikrinizin olması gerekiyor. Yenilikçi fikrinizin yanında fikrinizin sağlayacağı katma değerler de oldukça önemli.

Fikriniz yenilikçi ise bunun yanında fikrinizin patente konu olabilmesi de projenizin olumlu sonuçlanmasında bir etken olabilir. Ayrıca patent başvurusu firmalar için ticari ve hukuki bir tercih meselesi olduğundan, Ar-Ge çalışmalarınız için illa bir proje başvurusu yapabilmek adına patente konu olabilecek bir fikrinizin olması zorunlu değil tabi ki de.

Bunun yanında projenizin uygunluğunun tespitinde ürününüzün veya fikrinizin yenilikçi yönü ve ticarileşebilme potansiyeli de etkileyici bir rol oynuyor.

Fikriniz özellikle ithalatın önüne geçebilecek düzeyde bir ticarileşme potansiyeline sahipse ve muadillerine göre farklılıklar içeriyorsa yapacağınız kapsamlı bir Ar-Ge sistematiği dâhilinde bu projenizi hayata geçirebilmek adına çeşitli hibe fonlarından rahatlıkla faydalanabilirsiniz.

Fikrinizin herhangi bir soruna çözüm üreten, sanayide ve/veya kamusal alanlarda kullanılabilecek nitelikte olması da destek almak için önemli bir etken.

Özellikle proje konuları ülke olarak yetkinliğimizin az olduğu stratejik alanlarda ise (Savunma sanayi, çevre, eğitim vb.) firmaların destek şansı daha da artıyor.