int(6) İyi yönetici olmadan da lider olunabilir mi?
İyi yönetici olmadan da lider olunabilir mi?

İyi yönetici olmadan da lider olunabilir mi?

İpek Aral Kişioğlu Tarih : 31 Aralık 2013

Leader-1024x768Yönetici; insanı, süreci ve stratejileri yönetir. Lider ise orta ve uzun vadede, insan, iş ve strateji ekseninde vizyon oluşturan kişidir.

Yönetici günü idare eder. Lider ise uzun vadede geleceği öngörebilen kişidir. Günümüz iş dünyası her iki kavramın özelliklerini taşıyan lider-yöneticilere ihtiyaç duyuyor.

Türkiye’de iyi yöneticiler bulunuyor; fakat liderlik konusunda yeterli seviyeye henüz ulaşmış değiliz.

Yöneticilik kavramı dünyada farklı bir boyuta taşındı. Yönetici tanımlaması yapılırken koçluk becerilerini de bu kavramın içine alıyorlar. Yani yönetici dendiğinde, ekiplerine sadece direktif veren kişi değil, onlara doğru sorular sorarak potansiyellerini ortaya çıkaran kişi algısı da oluşuyor.

Liderlik ve yöneticilik kavramları birbirinden bağımsız olarak düşünülemez. Ancak liderlik becerileri sergileyemeyen yöneticiler olabilir. Yöneticilik becerilerine sahip olmayan kişilerin iyi lider olabileceği şüphelidir.

Lider olabilmek için öncelikle insan, gününü iyi yönetebilecek, yaşadığı dönemde edindiği tecrübelerden ilham alarak geleceği kurgulayabilecek.

Firmalar işveren markası konusunu ne kadar önemsiyor?

Firmalar işveren markası konusunu ne kadar önemsiyor?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

shutterstock_11585842_opt-300x211‘İşveren markası’ kavramı dünyada 1990’lı yılların ortalarında gelişmeye başladı. Ancak, dünyada uzun bir geçmişe sahip olan bu kavramın Türkiye’ye ulaşması geç oldu. İşveren markası işletmelerin kurulduğu andan itibaren başlayan bir süreç olmasına rağmen, sanki yeni bir kavrammış gibi algılanıyor.

Türkiye’de bu konuda adımlar atan firmaların, işveren markalarını daha iyi konumlandırabilmesi için pazarlama ve marka yönetimini iyi bilmesi lazım. Bu konuda insan kaynakları yöneticilerine önemli görevler düşüyor. İK’cılar şirket değerlerini dışarıya doğru yansıtabilmeliler. Çünkü marka kavramı değerler bütününden oluşuyor. Bu değerleri de en doğru biçimde dışarıya aktarmak gerekiyor. Örneğin, firmanın çalışanlarına sağlayamadığı olanakları sağlıyormuş gibi dışarıya aktarması, içerisi ile dışarısı arasında bir çelişki yaratır. Bu çelişki de hem işveren hem de ürün, hizmet markasına zarar verir.

Türkiye’de bu konuda önemli çalışmalar yapan büyük firmalar var. Ancak orta ve küçük ölçekli firmalar da bu konuda adımlar atmalılar. Aynı zamanda işveren markasının geliştirilmesi yalnızca İK yöneticilerinin görevi değil. İşveren markası başta kurum liderlerinin, kurumun stratejik hedefleriyle birlikte kurgulaması gereken bir konu. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayan yöneticileri dikkatinin bu konuya çekmek, onları bu konuda bilinçlendirmek de İK yöneticilerine düşüyor.

Kişisel Markalaşma neden önemli?

Kişisel Markalaşma neden önemli?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

kişisel markaBugün pek çok kaynakta, gelecekte insanların 40 yıllık meslek hayatları boyunca sadece bir işi değil, birbirini takip edecek şekilde 3-4 mesleği aynı anda yapacağı söyleniyor. Ben şu an İK uzmanıyım ama 5 yıl sonra farklı bir iş tanımım olacak.

Gelecekteki iş tanımına sahip olabilmek için bulunduğum organizasyonun ötesinde kişisel markamı yani İpek Aral Kişioğlu’nu var etmem gerekiyor. Kendimi tanımlamam, “İpek Aral” marka değerini başta internette konumlandırmam gerekiyor.

Kişisel markalaşma anlamında wise.tv önemli bir platform. Çünkü uzmanlık alanlarınızı, önceliklerinizi wise.tv gibi platformlarda kitlelere ulaştırarak geleceğe yatırım yapıyorsunuz.

Böyle bir çaba içerisine girdiğinizde kendinizi de sürekli geliştiriyorsunuz. Kişisel markalaşma aslında kişinin gelişimi için önemli bir araç. Markalar sürekli gelişmek ilerlemek durumundalar. Günümüz koşullarında gelişememek, ilerleyememek geriye gitmek anlamına geliyor.

Kişisel markasına önem verenler yeniliklere ve değişimlere açık olmak durumdalar. Değişime ve gelişime açık olan insan 10 yıl sonrasının değişimine de hazırdır. Geleceğe hazırlanmak ve gelecekte farklı bir noktada olmak için de kişisel marka gelişimi son derece önemli.

Üniversite eğitimlerinde özellikle şunu vurguluyorum: “Bugün her birey ayrı bir işletmedir” Günümüz koşullarında donanımlı bir birey, değer üretebilecek bir fikrini iş modeline dönüştürerek kendi bireysel işletmesini kurabiliyor. Bunun içinde ilk günden itibaren kendi marka değerinizi tanımlamanız ve buna bağlı bir şekilde hayatınızı sürdürmeniz lazım. Örneğin, Kaynağım
İnsan isimli bloğumda profesyonelleri tanıtıyorum. Bu tanıtım yazıları sayesinde çok farklı yerlerden teklif alan insanlar oldu.

Yani bir blog yazısı bile sizin kişisel markanızda farklı noktalara taşınmanızı sağlayabiliyor. Bunun farkında olmak lazım çünkü gelecek artık bu yönde. Şu an çok ikna olmuyor insanlar ama gelecek bu yönde ve herkesin kişisel bir markası olacak.

Firmalar işveren markası konusunu ne kadar önemsiyor?

Firmalar işveren markası konusunu ne kadar önemsiyor?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

İK Danışmanı İpek Aral,” ‘İşveren markası’ kavramı dünyada 1990’lı yılların ortalarında gelişmeye başladı. Ancak, dünyada uzun bir geçmişe sahip olan bu kavramın Türkiye’ye ulaşması geç oldu. İşveren markası işletmelerin kurulduğu andan itibaren başlayan bir süreç olmasına rağmen, sanki yeni bir kavrammış gibi algılanıyor.” diye konuştu.

Aral, ”Türkiye’de bu konuda adımlar atan firmaların, işveren markalarını daha iyi konumlandırabilmesi için pazarlama ve marka yönetimini iyi bilmesi lazım. Bu konuda insan kaynakları yöneticilerine önemli görevler düşüyor. İK’cılar şirket değerlerini dışarıya doğru yansıtabilmeliler. Çünkü marka kavramı değerler bütününden oluşuyor. Bu değerleri de en doğru biçimde dışarıya aktarmak gerekiyor. Örneğin, firmanın çalışanlarına sağlayamadığı olanakları sağlıyormuş gibi dışarıya aktarması, içerisi ile dışarısı arasında bir çelişki yaratır. Bu çelişki de hem işveren hem de ürün, hizmet markasına zarar verir.

Türkiye’de bu konuda önemli çalışmalar yapan büyük firmalar var. Ancak orta ve küçük ölçekli firmalar da bu konuda adımlar atmalılar. Aynı zamanda işveren markasının geliştirilmesi yalnızca İK yöneticilerinin görevi değil. İşveren markası başta kurum liderlerinin, kurumun stratejik hedefleriyle birlikte kurgulaması gereken bir konu. Bu konuda yeterli bilgiye sahip olmayan yöneticileri dikkatinin bu konuya çekmek, onları bu konuda bilinçlendirmek de İK yöneticilerine düşüyor.”dedi.

Yetenek yönetimi neden önemli?

Yetenek yönetimi neden önemli?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

İK Danışmanı İpek Aral, ”İnsan kaynaklarında “yetenek yönetimi” konusu 10-15 yıllık bir geçmişe sahip. Bu süreç ülkemizdeki uluslararası firmalar için de geçerli. Ancak Türk firmalarında yetenek yönetimi konusunun 5-6 yıllık bir geçmişi var.” dedi.

Yetenek yönetimi nedir?

Yetenek yönetimini işletmelerin vizyonlarını hayata geçirebilecek doğru insanları arayıp bulmaları, bunları işe almaları, onların performanslarını takip ederek geliştirmeleri, onları elde tutmak için farklı uygulamalar geliştirmeleri, onlara eğitim vermeleri ve onları yedeklemeleri süreçlerini teknik anlamda yetenek yönetimi olarak tanımlayan Aral, ”Yetenek yönetimi tanımlandığı gibi kolay bir iş değil. Yeteneği yönetemezsiniz. Çünkü yetenekli insanlar o kadar coşkun oluyor ki, biz onları elde tutmaya çalışıyoruz. Yönetmekten ziyade onları memnun ederek kurumumuza bağlı kılmaya ve onlarla geleceğe ilerlemeye çalışıyoruz. Onları mümkün olduğunca özgür bırakıyoruz. Bu konuyla ilgili uluslararası kuruluşlarla çapraz iş yapmak (cross functional) dediğimiz; ne istiyorsa yapsın, yeter ki içeride kalsın anlayışına varan uygulamalar var. Türkiye’deki organizasyonel yapılarda henüz bu derece esneklikler yok. Ama biz de mutlaka o noktalara geleceğiz.” diye konuştu.

Yetenek yönetimi çok pahalı bir süreç…

Yetenekli insanlara standardın dışında eğitim vermeniz ve insan kaynağı uygulamaları geliştirmeniz gerektiğini belirten İK Danışmanı Aral, ”Bunların da toplamda baktığınızda ciddi maliyetleri var. Bu maliyetler de pek çok kurumu ürkütüyor; ama gelecek bu yönde. Yakın zamanda yetenek yönetimi kavramının ve yeteneği elde tutma çabasının, orta hatta küçük ölçeklere kadar ineceğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Yüksek maaş yetenekli insanları motive etmiyor…

Yetenekli insanın uzun süre aynı işte çalışmaktan sıkıldığını söyleyen Aral, ”Bunu engellemek içinde farklı uygulamalar geliştiriliyor. Örneğin, pazarlama bölümünde çalışan yetenekli bir kişi karma bir projeye dâhil edilerek kendi mesleği, kendi iş kolundan çok farklı işlerde çalıştırılıyor. Böylece o kişinin hem zihni zenginleşiyor hem de şirketin organizasyon içindeki bütün iç süreçlerini görerek daha yenilikçi, inovatif yaklaşımlar geliştirebiliyor. Kısacası yetenekli insanlara çok esnek davranılıyor, kaliteli ve bütçeli eğitimler veriliyor. Onlar da bunun karşılığını iş, proje üreterek veriyorlar.Yenilikçi yaklaşımlarla kurumlarına değer katan yetenekli bireylere ödüller veriliyor. Çünkü orada iyi bir proje yapıldı ve bunu hak ettiler. Yani hak edilmiş bir şekilde, ücretlendirmeden ziyade ödüllendirme metodolojileriyle yetenekliler elde tutuluyor. Çünkü bir çalışanın yetenek havuzu dediğimiz platforma dâhil olması onun bir ömür orada kalacağı anlamına gelmiyor. Eğer performans düşerse, şirket süreçlerine katılım düşerse, motivasyon düşerse, tabii ki şirketler düzenli aralıklarla insanların yeteneklerinin sürdürülebilirliğini analiz ediyorlar ve performans düştüğü anda yetenek havuzundan insanlar çıkartılabiliyor. Dolayısıyla maaşlar üzerinden bir maddi artıştan ziyade ödüllerle kişiye katma değerinin karşılığını vermek hem daha akıllıca hem de daha coşkulu. Ödülleri de sadece maddi ödüller olarak da görmemek lazım çünkü yetenekli insanların nasıl motive olduğunu incelediğimizde maddiyat en sonlarda geldiğini görüyoruz.” diye konuştu.

Yetenek yönetimi nedir, neden önemli?

Yetenek yönetimi nedir, neden önemli?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

talent-managementİnsan kaynaklarında “yetenek yönetimi” konusu 10-15 yıllık bir geçmişe sahip. Bu süreç ülkemizdeki uluslararası firmalar için de geçerli. Ancak Türk firmalarında yetenek yönetimi konusunun 5-6 yıllık bir geçmişi var.

Yetenek yönetimi nedir?

İşletmelerin vizyonlarını hayata geçirebilecek doğru insanları arayıp bulmaları, bunları işe almaları, onların performanslarını takip ederek geliştirmeleri, onları elde tutmak için farklı uygulamalar geliştirmeleri, onlara eğitim vermeleri ve onları yedeklemeleri süreçlerini teknik anlamda yetenek yönetimi olarak tanımlıyoruz.

Yetenek yönetimi tanımlandığı gibi kolay bir iş değil. Yeteneği yönetemezsiniz. Çünkü yetenekli insanlar o kadar coşkun oluyor ki, biz onları elde tutmaya çalışıyoruz. Yönetmekten ziyade onları memnun ederek kurumumuza bağlı kılmaya ve onlarla geleceğe ilerlemeye çalışıyoruz. Onları mümkün olduğunca özgür bırakıyoruz.

Bu konuyla ilgili uluslararası kuruluşlarla çapraz iş yapmak (cross functional) dediğimiz; ne istiyorsa yapsın, yeter ki içeride kalsın anlayışına varan uygulamalar var. Türkiye’deki organizasyonel yapılarda henüz bu derece esneklikler yok. Ama biz de mutlaka o noktalara geleceğiz.

Yetenek yönetimi çok pahalı bir süreç…

Yetenekli insanlara standardın dışında eğitim vermeniz ve insan kaynağı uygulamaları geliştirmeniz gerekiyor. Bunların da toplamda baktığınızda ciddi maliyetleri var. Bu maliyetler de pek çok kurumu ürkütüyor; ama gelecek bu yönde. Yakın zamanda yetenek yönetimi kavramının ve yeteneği elde tutma çabasının, orta hatta küçük ölçeklere kadar ineceğini düşünüyorum.

Yüksek maaş yetenekli insanları motive etmiyor…

Yetenekli insan, uzun süre aynı işte çalışmaktan sıkılıyor. Bunu engellemek içinde farklı uygulamalar geliştiriliyor. Örneğin, pazarlama bölümünde çalışan yetenekli bir kişi karma bir projeye dâhil edilerek kendi mesleği, kendi iş kolundan çok farklı işlerde çalıştırılıyor. Böylece o kişinin hem zihni zenginleşiyor hem de şirketin organizasyon içindeki bütün iç süreçlerini görerek daha yenilikçi, inovatif yaklaşımlar geliştirebiliyor. Kısacası yetenekli insanlara çok esnek davranılıyor, kaliteli ve bütçeli eğitimler veriliyor. Onlar da bunun karşılığını iş, proje üreterek veriyorlar.

Yenilikçi yaklaşımlarla kurumlarına değer katan yetenekli bireylere ödüller veriliyor. Çünkü orada iyi bir proje yapıldı ve bunu hak ettiler. Yani hak edilmiş bir şekilde, ücretlendirmeden ziyade ödüllendirme metodolojileriyle yetenekliler elde tutuluyor. Çünkü bir çalışanın yetenek havuzu dediğimiz platforma dâhil olması onun bir ömür orada kalacağı anlamına gelmiyor. Eğer performans düşerse, şirket süreçlerine katılım düşerse, motivasyon düşerse, tabii ki şirketler düzenli aralıklarla insanların yeteneklerinin sürdürülebilirliğini analiz ediyorlar ve performans düştüğü anda yetenek havuzundan insanlar çıkartılabiliyor.

Dolayısıyla maaşlar üzerinden bir maddi artıştan ziyade ödüllerle kişiye katma değerinin karşılığını vermek hem daha akıllıca hem de daha coşkulu. Ödülleri de sadece maddi ödüller olarak da görmemek lazım çünkü yetenekli insanların nasıl motive olduğunu incelediğimizde maddiyat en sonlarda geldiğini görüyoruz.

Yetenekli insanlar kişisel gelişimlerine ve özgürlüklerine önem veriyor…

Yetenekli insanlar kişisel gelişimlerine ve özgürlüklerine önem veriyorlar. Kendilerini geliştirebilecekleri eğitimlere gitmek istiyorlar. Pahalı konferanslara gitmeyi tercih ediyorlar ya da farklı projelerde farklı coğrafyalarda çalışmak istiyorlar. Şirketler de yetenekli insanlara bu imkânları sunuyor.

Bir uluslararası firma, yetenekli bir çalışanının önüne düzenli aralıklarla 5-6 alternatif getiriyor. Yerini değiştirmek isteyip istemediğini ve nereye gitmek istediğini soruyor. O kişi isterse önüne konulan alternatifleri değerlendirerek farklı bir ülkede çalışabilir. Örneğin, ben Japonya’da şu pozisyonda çalışmak istiyorum, diyebilir. Kısacası bu özgürlük insanların o kurumda kalmasını sağlıyor. Yani yetenekli kişi kendini özgür hissettiği sürece kurumdan ayrılmıyor.

Kişisel markalaşma neden önemli?

Kişisel markalaşma neden önemli?

İpek Aral Kişioğlu Tarih :

İK Danışmanı İpek Aral, yaşamımızın geri kalanında etkili olacak kişisel markalaşmanın önemini anlattı.

Aral, ”Gelecekteki iş tanımına sahip olabilmek için bulunduğum organizasyonun ötesinde kişisel markamı yani İpek Aral Kişioğlu’nu var etmem gerekiyor. Kendimi tanımlamam, “İpek Aral” marka değerini başta internette konumlandırmam gerekiyor. Kişisel markalaşma anlamında wise.tv önemli bir platform. Çünkü uzmanlık alanlarınızı, önceliklerinizi wise.tv gibi platformlarda kitlelere ulaştırarak geleceğe yatırım yapıyorsunuz. Böyle bir çaba içerisine girdiğinizde kendinizi de sürekli geliştiriyorsunuz. Kişisel markalaşma aslında kişinin gelişimi için önemli bir araç. Markalar sürekli gelişmek ilerlemek durumundalar. Günümüz koşullarında gelişememek, ilerleyememek geriye gitmek anlamına geliyor. Kişisel markasına önem verenler yeniliklere ve değişimlere açık olmak durumdalar. Değişime ve gelişime açık olan insan 10 yıl sonrasının değişimine de hazırdır. Geleceğe hazırlanmak ve gelecekte farklı bir noktada olmak için de kişisel marka gelişimi son derece önemli. Üniversite eğitimlerinde özellikle şunu vurguluyorum: “Bugün her birey ayrı bir işletmedir” Günümüz koşullarında donanımlı bir birey, değer üretebilecek bir fikrini iş modeline dönüştürerek kendi bireysel işletmesini kurabiliyor. Bunun içinde ilk günden itibaren kendi marka değerinizi tanımlamanız ve buna bağlı bir şekilde hayatınızı sürdürmeniz lazım. Örneğin, Kaynağım İnsan isimli bloğumda profesyonelleri tanıtıyorum. Bu tanıtım yazıları sayesinde çok farklı yerlerden teklif alan insanlar oldu.Yani bir blog yazısı bile sizin kişisel markanızda farklı noktalara taşınmanızı sağlayabiliyor. Bunun farkında olmak lazım çünkü gelecek artık bu yönde. Şu an çok ikna olmuyor insanlar ama gelecek bu yönde ve herkesin kişisel bir markası olacak.” diye konuştu.

Ses imzası teknolojisi hangi sektörlerde kullanılıyor, avantajları neler?

Ses imzası teknolojisi hangi sektörlerde kullanılıyor, avantajları neler?

Tarkan Ersubaşı Tarih : 29 Aralık 2013

Electronic-Communication-Network5Ses imzası teknolojisi, alınan çağrıların kaybolmasını önlemek adına başta telekomünikasyon şirketleri olmak üzere büyük firmalarda kullanılmaya başlandı. Yine bankacılı ve hızlı tüketim sektörlerinde de bu teknoloji kullanılıyor. Havacılıkta müşteriler uygun fiyatlı biletleri bulabilmek için telefonda fazlaca vakit geçiriyorlar. Bu zamanı aza indirebilmek için de yine ses imzası teknolojisi kullanılıyor.

Telekom şirketlerinde yapılabilecek çok fazla işlem olduğu için bunları ana menüden yapmak artık mümkün değil. Çünkü insanlar uzun süreler menülerde dolaştıklarında sinir kat sayıları yükseliyor. Bu yüzden onlara güzel bir müşteri deneyimi yaşatmak için bu teknolojileri kullandırmaya çalışıyoruz.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) telekom sektörünü yönlendirdiği 80’e 20 kuralında, çağrıların yüzde 80’inin 20 saniyede cevaplandırılması gerekiyor. Fakat müşteriler menülerde dolaştığı zaman bu süreler uzuyor. Ses imzasıyla kendinizi doğrulamada geçirdiğiniz 50-55 saniyelik süreyi 15 saniyeye kadar indirebiliyoruz. Bu sayede firmaya büyük maliyetler yaratmadan müşteri deneyimini daha pozitif hale getiriyoruz.

 

Pazarlamacılar değişen tüketici profiline ulaşmak için neler yapmalı?

Pazarlamacılar değişen tüketici profiline ulaşmak için neler yapmalı?

Zeynep Emre Manço Tarih :

physical-therapy-mobile-marketingMobil teknolojilerle birlikte müşteri segmenti önemli bir değişime uğradı. Bugün sürekli online olan, çok fazla şey isteyen, hızlı tüketen bir jenerasyon ile karşı karşıyayız. Onların dünyalarına girmek ve onları kazanabilmek için onların dünyalarına girmek gerekiyor.

Pazarlamacılar için hedef kitleyi tanımak daima yaşamlarının bir parçası oldu. Dolayısıyla bugün sahip olduğumuz hedef kitleye ait veriler derinleşmeye başladı. Bu verilerin doğru bir şekilde anlık olarak işlenmesi kritik önem taşıyor. Bunun yanı sıra iş modellerimizi de bu gelişmelere adapte etmeliyiz. İş stratejilerimizin bazılarını mobil olan müşterilerimiz üzerine kurmalıyız.

Yoğun bir genç nüfusa sahip bir toplum olduğumuz için teknolojiye de çok hızlı adapte oluyoruz. Pazarlama sektörü de aynı şekilde bilişim alanında yaşanan hızlı değişimlere çok hızlı adapte oluyor. Dolayısıyla bizim tüm şirketlerimizin pazarlama departmanları da buna hızlı bir şekilde uyum sağlıyorlar. Biz de bu anlamda son lansmanımız için gençlerin yoğun olduğu sosyal ağları kullandık.

Biz bu noktada şirket olarak gençlerle çalışmaktan keyif alıyoruz. Gençler, mobil pazarlamanın kullanımının öncüleri olarak öne çıkıyorlar. Biz müşterilerimizi yakından dinlemeyi ve onlara uygun adımlar atmayı tercih ediyoruz. Dolayısıyla da diğer şirketlerde de buna benzer uygulamaları yakın zamanda görüyor olacağız.

 

Mobil teknolojilerin gelişimi markaları nasıl etkiliyor?

Mobil teknolojilerin gelişimi markaları nasıl etkiliyor?

Arda Kertmelioğlu Tarih :

mobile-marketingToplumun çok büyük bir bölümü artık birden fazla mobil cihaz taşıyor. Bu sadece belli bir zümrede değil son kullanıcıda da böyle.

İnsanların çantasında birden fazla akıllı cihaz bulunuyor. Bugün satılan her 4 cep telefonundan 3 tanesi akıllı cihaz. Bunun yanı sıra bugün çok fazla yaygın olmasa da kolumuzdaki saatten taktığımız kemere ve kullandığımız gözlüğe kadar tüm aksesuarlar birer akıllı cihaza dönüşecek.

M2M teknolojilerinin de gelişimiyle birlikte neredeyse kullandığımız tüm eşyalar cloud üzerinden birbiriyle haberleşiyor olacak.

Bu tabloya baktığımızda “Gelecek mobilde” argümanlarının geride bırakıp bir an önce kurumlar olarak bu teknolojiyi işimize nasıl entegre edebiliriz diye düşünmemiz gerekiyor. Bunu önceden görüp bu konuda yatırımlarını erkenden gerçekleştiren firmalar hızla yol almaya başladı.

Bir süre sonra onlara yetişmek çok daha zor olacaktır. Dolayısıyla bu tür altyapı yatırımlarını gerçekleştiremeyen firmalar bir an önce aksiyon almalı ve yatırımlarını hayata geçirmeliler.

Mobil yatırımları deneysel ya da dönemsel kalmamalı. Uzun soluklu yatırımlar yapılmalı. Çünkü bu tarz hamleler sonuca götürmüyor. Deneysel yapılan işlerin sonucunda ortaya çıkan başarı da başarısızlık da yanıltıcı olabilir. O nedenle mobil altyapı yatırımları uzun soluklu olarak planlanmalı ve hayat geçirilmeli.

Mobil pazarlamada en etkili yöntemler neler?

Mobil pazarlamada en etkili yöntemler neler?

Arda Kertmelioğlu Tarih :

mobileGeleceğe baktığımızda hayatımızda en etkili olacak teknolojilerin başında mobilin geleceğini rahatlıkla söyleyebiliriz. Çok kısa bir sürede hayatımızda çok önemli değişilikler, yeni alışkanlıklar sağladı. Mobilin kısa sürede hayatımızda yarattığı bu etkiye rağmen markaların bu pazarlama kanalı etkili kullanamadıklarını görüyoruz.

Özellikle satış odaklı pazarlama için çok uygun bir kanal. İnsanların taşıdıkları telefonlardan dolayı nerede olduklarını bulmak çok kolay hale geldi. Operatör şirketleri ve akıllı cihazlarımızda kullandığımız uygulamalar lokasyonumuzu biliyor. Dolayısıyla bu durum lokasyon bazlı pazarlamaya olanak sağlıyor. Örneğin, öğle yemeği saatinde Dominos Pizza’nın herhangi bir şubesine yakın bir konumdasınız. O anda Dominos veya herhangi bir marka, size bir kampanya mesajı ya da e-mali gönderebilir. Bu kampanya size de cazip geldiği an yemek için orayı tercih etmenize neden olacaktır. Buna benzer çok etkili, direkt satışa dönüşebilecek pazarlama teknikleri kullanılabilir.

Lokasyon bazlı teknolojiler ile mobilin kesiştiği alan yakın zamanda en etkili ve en sıcak pazarlama yöntemi olacaktır. Çünkü bu sizi ticarete sürüklüyor.