int(6) İçimizdeki İnsan Kaynakları
İçimizdeki İnsan Kaynakları

İçimizdeki İnsan Kaynakları

İlkay Bayrak Tarih : 20 Ağustos 2014

human_rİnsan kaynakları, ihtiyaçların birbiriyle bütünleştirilmesini sağlayan pozitif bir bilimdir. İhtiyaç, hem işverenin hem de çalışanın içinde bulundukları konum, kariyer yaşamları, gelişim değişim süreçleri gibi konular üzerinde şekillenir ki, bahsedilen konular üzerinde sürdürülebilirlik her zaman önem arz etmiştir. Çünkü insanlar ve şirketler, “varoluş”u iç dünyalarında barındırırlar. Örneğin, bir tüzel kimliğin rekabet içinde bulunabilmesi için varoluş, gerekli olan ve içgüdüyü temsil eden dürtüdür. Bir başka örnek ise, insanın kendisinin bağımsız olması ve bağımlılık özelliğinden kurtulabilmesi için sahip olduğu iç gücü farkındalık ile ilişkilendirmeye çalışması varoluşun bir göstergesidir.

İnsan kaynakları literatür ve strateji olmak üzere iki temel sürece dayanır. Sırasıyla; Literatür, içinde bulunan süreçler içerisinde temelde kabul görmüş eylemleri barındırır. Örneğin, aday herhangi bir firmaya iş başvurusu yapabilmesi için başvuru formu doldurur. Sözü edilen başvuru formu insan kaynakları literatüründe yer edinmiş bir eylemi ifade eder. Strateji, tarafların mevcut kapasiteleri çerçevesinde elde etmek istedikleri ve başarının kendisini temsil edecek olan hedef ile amaçlara ulaşmadaki eylemler bütünüdür. Buna örnek olarak da, adayın doldurmuş olduğu başvuru formu ile ihtiyaca konu olan ve taraflarca elde edilmek istenen amaç ile hedefe uygun yetkinlik, yetkinliğe bağlı olarak yetenekler ile iş tanımının görev tanımıyla örtüştürülmesi bir stratejik insan kaynakları sürecidir.

İnsan Kaynakları’nın yönetim süreçlerindeki rolü, üretim veya hizmete konu olan çeşitli eylemlerle kalite ve yönetim sistemlerini şekillendirir ki, organizasyon yapısındaki iş tanımlarının belirlenmesi veya iş tanımlarından yola çıkarak organizasyon yapısının şekillendirilmesi yönetim süreçlerinin bir aynasıdır. Yönetim, liderlik veya koçluk üzerine belirginleşmiş davranışlarla güçlendirilir. Koçluk “nasıl” sorusuna cevap arama, liderlik ise “sürdürülebilirlik”teki etkinliğe odaklanma biçimidir. Normal koşullarda çalışan kendisine verilen işi yapar. Fakat koçluk eden kimse, nasıl yapılabilirliğini çalışanın kendisine sorar ve cevabını da çalışanın kendisinin vermesini ister. Bu durum performans değerlendirme sürecinin bir başlangıcıdır. Lider ise, yapılan işin çalışanın kendisi için de ne kadar önemli olduğunun farkına varılmasına vesile olur. Neticesinde de, motivasyonun algı ile bütünleşmesi sağlanır.

Algı, gelişim ve değişim süreçlerine adapte olmada yegane nimettir. Çünkü, insanlar varolduğu sürece gelişim ve değişim süreçlerinden söz edilecek ve buna adapte olmakta kişinin kendi elindedir ki, farkındalığın olgunlaşması açısından önem arz eder. Yani, farkındalık neden-sonuç ilişkisi ile süregelen bir alışkanlık haline gelmelidir.

İnsan kaynaklarının pozitif bilim olması gereği, stratejisini barındıran eylemler bütünündeki kazanımlar “insanın kıymet değeri”ni arttırır ve hizmet/mal üretim kalitesinin, faaliyetin sürdürülebilirliğinin, varoluşunun güçlü kılınmasının zeminini hazırlar.

İçimizdeki İnsan Kaynakları’nın gücünü fark edenlere ne mutlu!

İTO Başkanı Çağlar: Gelişmiş ülkelere göre daha fazla enerji harcıyoruz

İTO Başkanı Çağlar: Gelişmiş ülkelere göre daha fazla enerji harcıyoruz

İbrahim Çağlar Tarih :

İstanbul Ticaret Odası ve Enerji Verimliliği Derneği Genel Başkanı İbrahim Çağlar, Türkiye’nin az enerji ile daha fazla ekonomik yarar sağlaması gerektiğini belirterek, “Kişi başına daha az enerji tükettiğimiz halde, 1.000 dolarlık milli hasılayı üretebilmek için gelişmiş ülkelere göre daha fazla enerji harcıyoruz” dedi.

Ülkemize enerjide tasarruf sağlayacak “Enerji Takımı” projesini İstanbul Ticaret Odası ve Enerji Verimliliği Derneği Genel Başkanı İbrahim Çağlar değerlendirdi. Türkiye’nin 2020’de dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmaya hazırlandığını anlatan Çağlar, “Ülkemizin, daha az enerji ile daha çok ekonomik yarar elde etmesi gerekiyor. Kişi başına daha az enerji tükettiğimiz halde, 1.000 dolarlık milli hasılayı üretebilmek için gelişmiş ülkelere göre daha fazla enerji harcıyoruz. Enerji Verimliliği Derneği olarak enerjiyi her noktada verimli ve etkin kullanmak, katma değeri yüksek mal ve hizmet üretimini artırmak üzere faaliyetler gösteriyoruz. Ayrıca, enerji verimliliğini 2013’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile ülke genelinde yürütülen Enerji Hanım projesi kapsamında ev kadınlarına ve Enerji Çocuk projesi ile de genç nesillere taşıdık” diye konuştu. Genç nesillerin enerjinin verimli kullanılması konusunda bilinçlenmesinin de çok büyük önem taşıdığını vurguladı.

OSB’lerde eğitimler verilecek

Enerji Verimli Sanayi projesi kapsamında ise verimlilik artışı sağlanabilecek 13 alanın tespit edildiğini belirten Çağlar, işletmelerin enerji faturalarını yüzde 30 azaltacak örnekler verdi. Çağlar, “Bu kapsamda buhar sistemlerinde yalıtımlı borulardaki kayıplar, yalıtımsız borulara göre yüzde 80-85 oranında daha az oluyor ve fırın sistemlerinde atık ısının geri kazanılmasıyla yüzde 45’e varan enerji tasarrufu sağlamak mümkün” dedi.

Çağlar, şunları ekledi: “Ülke genelindeki tüm Organize Sanayi Bölgeleri’nde Enerji Yönetim Merkezleri kuracağız ve bu merkezlerle ortaklaşa çalışılarak OSB’deki enerji tüketimiyle ilgili ön raporlar hazırlayacağız. Bu raporlar paralelinde, sanayi kuruluşlarına 13 verimlilik artırıcı proje uygulama alanıyla ilgili eğitimler verilecek ve bünyelerinde yapma kararı aldığı değişiklikler saptanacak. Kurulan Enerji Yönetim Merkezleri, sanayi kuruluşlarının gelişimlerini düzenli raporlarla takip edecek ve bölgesel toplantılarla aktarılacak.”

İnşaat sektörünün gelişmesi için devlet hangi adımları atmalı?

İnşaat sektörünün gelişmesi için devlet hangi adımları atmalı?

Mehmet Karasu Tarih :

Vizyon Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Karasu, inşaat sektörünün gelişmesi için hükümetin atması gereken adımları olduğunu dile getirdi.

Eksi 60 derecede Sibirya’da, + 60 derecede Afrika’da beton döken bir inşaat sektörümüzün, müteahhitlik şirketlerimizin olduğunu belirten başarılı İş Adamı Mehmet Karasu, son dönemde biraz düzelme gösterse de müteahhitlik şirketlerinin bankalardan aldıkları milyar dolarlık teminatları ödemekte zorlandıklarını bu durumun inşaat firmalarımız için büyük sorun teşkil ettiğini belirtti.

İnşaat sektöründe dünya çapında iş yapan pek çok firmanın kendi devletleri tarafından teminat altına alındığına dikkat çeken Karasu, devletin girişimcisini ve yatırımcısını özel sektöre müdahale etmeden ama kendisini de garantiye alarak mutlaka desteklemesi gerektiğinin altını çiziyor. İngiliz şirketlerinin dünyanın herhangi bir yerinde bir iş, girişim veyahut yatırım başlattığında yaptığı işe dair bir belgeyi İngiliz hükümetine göndermesi halinde, devlet tarafından desteklendiklerini söyleyen İş Adamı Mehmet Karasu, İngiliz Hükümetinin girişimcisini ve yatırımcısını desteklemesinin İngiliz ekonomisine ve sermayesine büyük katkıları olduğunu İngiliz firmalarının bu sayede dünya çapında iş yapabildiklerini ifade etti.

Devletin girişimcileri ve yatırımcıları desteklemek için bir biriminin olması gerektiğini belirten Uluslararası iş adamı Mehmet Karasu, bu birimin objektif uzmanlardan oluşması gerektiğini, bu birimin oluşturulması halinde Türk iş adamlarının dünya çapında işler yapabileceğini ifade etti.

Türkiye’de inşaat sektöründe yaşanan sorunlar neler?

Türkiye’de inşaat sektöründe yaşanan sorunlar neler?

Mehmet Karasu Tarih :

Vizyon Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Karasu, hızlı yapılmış problemli inşaatlar, akan, kokan, iskan sorunu olan problemli niteliksiz binaların Türkiye’de büyük bir inşaat problemi oluşturduğunu belirtti. Bu niteliksiz binaların güvenlik açısından büyük sorunlarını da beraberinde getirdiğini ifade eden İş Adamı Mehmet Karasu, Türkiye’de inşaat sektöründe yaşanan en büyük sorunlardan birinin deprem riski taşımaları olduğunu dile getirdi.

17.000.000 civarında binanın yıkılıp yeniden yapılma durumunun olduğunu belirten Karasu, bu rakamın çok fazla olduğunu  ve kentsel dönüşümün yeni bir betonlaşmaya sebebiyet vermemesi gerektiğini ifade etti. İstanbul’un estetiğinin korunması ve silüetinin bozulmaması gerektiğini belirten Karasu, yeniden bir betonlaşma ve bina yığınının oluşmaması için gerekirse turistik bölgelerdeki gibi tek renk, tek tip inşaatların da değerlendirilebileceğini belirtti.

İstanbul’un tarihi dokusuna zarar verecek yapıların inşasına izin verilmemesi gerektiğini belirten Vizyon Grup Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Karasu, sivil toplum kuruluşları, belediyelerin ortak çalışması ile beraber şehir düzeninin korunabileceğini bu düzeni bozacak yapıların inşa edilmesine izin verilmeyeceğini ifade etti. Almanya’da Bayern eyaletinde inşası yapılacak alanda komşular o yapıya izin vermezse binanın inşa edilemediğini söyleyen Karasu, bu sistemin Almanya’nın gelişmiş demokratik yapısı sayesinde iyi işlediğini vurgularken, Türkiye’de de benzer uygulamaların olması gerektiğini dile getirdi.