int(6) Hangi sosyal medya kampanyaları başarılı oluyor?
Hangi sosyal medya kampanyaları başarılı oluyor?

Hangi sosyal medya kampanyaları başarılı oluyor?

Alemşah Öztürk Tarih : 21 Ocak 2015

41? 29! Ajans Başkanı Alemşah Öztürk, firmaların sosyal medya kampanyalarında hangi hedeflerin belirleyici olduğunu değerlendirdi.

Firmaların ilk aşamada takipçi kazanmak üzerine strateji belirlediğini ifade eden 41? 29! Ajans Başkanı Alemşah Öztürk “Şimdi kampanyalar çeşitli çeşitli olabiliyor sosyal medyada yapılan genellikle ilk aşamalarda ilk hedef fan ve takipçi kazanımı oluyor. Bunun için yapılan projelerde zaten bizim gördüğümüz o fan sayısını yükseltme çalışması.” dedi.

“Amaç fan sayısını arttıracak kampanya yapmak değil yaptığınız başarılı kampanya sonucunda fan sayınızın artmasıdır.”

Bu yaklaşımın doğru olmadığını iyi kampanya yapmanın takipçi artıracağını belirten Alemşah Öztürk, “Stratejik olarak ben bunu çok doğru bulmuyorum büyük bir resmin parçasıysa ve bir sonuç olarak değilde bir araç olarak kullanılıyorsa bana doğru geliyor. Siz çok başarılı bir kampanya yaparsınız kampanyadan dolayı fan sayınız artar fan sayısını arttıracak kampanya yapmazsınız. O yüzdende aslında burada ölçülmesi gereken bakılması gereken şeylerden bir tanesi markaya olan etkisi anlamında düşünüyorum. Markaya pozitif etkisi anlamında. Ki burada ölçülebilen değerlerden bir tanesi satışa etkisi. Marka algısı yükseldiği için marka satışı artıyor.” diye belirtti.

Şirketler sosyal sorumluluk projelerine nasıl yaklaşmalılar?

Şirketler sosyal sorumluluk projelerine nasıl yaklaşmalılar?

Burak Aydın Tarih : 20 Ocak 2015

Markaların sosyal sorumluluk konusundaki yaklaşımlarını Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın ile konuştuk.

Intel Türkiye Genel Müdürü Burak Aydın, “Biz dahil bütün büyük markalar farklı sosyal sorumluluk projelerini hayata geçiriyorlar. Örneğin, biz Intel olarak bu konuda üç başlığı ele alıyoruz. Birincisi eğitim çünkü eğitim ile büyük bir farkındalık yaratarak toplumun temel sorunlarını çözebilir ve toplumdaki bazı şeyleri değiştirebiliriz. İkincisi girişimcilik, bugün artık istihdam ve ekonomi deyince her şey girişimciliğe çıkıyor. Artık eskisine oranla girişimleri hayata geçirmek oldukça kolay. Üçüncü sosyal sorumluluk projemizde kadın. Kadın, bugün sosyal ve ekonomik hayatın daha önemli bir parçası olabilir bu yüzdende güçlü fikirler ve kadınlar projesini hayata geçirdik.” dedi.

“Şirketler yaptıkları sosyal sorumluluk projeleriyle toplumda bir şeyleri değiştirebilmek adına yarış halindeler”

Şirketlerin temelde sosyal sorumluluk proje amaçlarında aynı niyet içerisinde olduklarını söyleyen Burak Aydın, “Şimdi farkı şirketlerin, markaların sosyal sorumluluk projelerindeki vizyonları dip toplamda farklılık gösterebilir ama en temel anlamda topluma fayda sağlamak için yaptığımız projeler. Bunlar toplumda bir şeyleri değiştirmek burada ticari faaliyet gösterirken buradan ticaret yaparken topluma da bir şeyler katma vizyonu ile yola çıkıyoruz. Burada tabi istenen şey küçük küçük projeler, sosyal sorumluluk projeleri yapmak yerine daha ölçeklenebilir daha toplumda bir şeyleri değiştirebilen projeleri yapmaya çalışıyoruz. Şirketlerde bunu yapmak için yarış halindeler.” dedi.

Arby’s neden başarısız oldu?

Arby’s neden başarısız oldu?

Can Hüzmeli Tarih : 19 Ocak 2015

arbysArby’s Türkiye genişlemesinde neden başarısız olurken, Burger King bu konuda çok başarılı oldu? Arby’s 1996 yılında Türkiye pazarına girdi ve 48 şube açtı. Oysa 1995 yılında pazara giren Burger King, Türkiye’de 550’den fazla şube açtı. Burger King’in bu başarısının arkasında sadece pazara bir yıl erken girmesi mi vardı?

Arby’s başarısızlığının arkasında birçok sebep vardı ve uzun süre boyunca bunlar bariz bir şekilde kendini belli etmişti. Her şeyden önce Burger King’in Türkiye’de McDonald’s ile rekabet etmek için ne yaptığını analiz edelim. Çok agresif bir şekilde her McDonald’s şubesinin yanına bir restoran açtı. Aynı müşterileri hedefleyen ve benzer bir tadı pazarladı, çok basit bir marka sloganı dışında, “Alev ızgara et”, her şey aynıydı. Hatta logoda kullanılan renkler bile benzerdi. Burger King aynı pazarın iki büyük markayı tatmin edebilecek potansiyele ve büyümeye sahip olduğunu görmüştü. Sonuç olarak Burger King yeni şube açılışı, maliyet optimizasyonu ve pazarlamaya yüksek bütçeler harcarken, kalite ve ürün inovasyonuna pek bütçe ayırmıyordu.

Fakat Arby’s yeni pazarlara girerken pazarlamaya ya da optimizasyona değil ürün inovasyonuna yatırım yapmak zorunda olduğunu düşündü. Bu strateji doğru gibi görünüyordu çünkü Burger King Türkiye örneğinde onlardan bir yıl erken pazara girmişti. Burger King milyonlarca doları sadece tanıtıma ayırmıştı ve büyük bir risk alarak çok hızlı bir şekilde şube sayısını arttırıyordu. Onlar McDonald’s ile ölümcül bir yarışa girmişti ve Arby’s bu savaşa dahil olursa intihardan farkı olmayacağını görmüştü. Ancak onların en büyük hatası kıvırcık patatesleri oldu. Yazıya devam etmeden önce inovasyonun ne anlama geldiğini hatırlayalım; “bir problemi çözen, süreci iyileştiren ve insanlara fayda sağlayan yenilik” ya da Turkcell CEO’su Süreyya Ciliv’in tanımıyla; “bir fikir, ürün ya da hizmetin ekonomik ve toplumsal faydaya dönüşmesi”. Daha önce herhangi birinin “Burger King burgerini seviyorum ama patates kızartması berbat” ya da “McDonald’s seviyorum ama burgerleri çok kötü” dediğini duydunuz? Eğer müşteriler burger ve patateslerden memnunsa ve bir şikayetleri yoksa bu alanda yeni bir ürün çıkarmak, üründe inovasyon yapmak ancak yeni bir pazara hitap ederek başarılı olur, aksi taktirde maliyet arttırmaktan öteye gidemez. Arby’s bunu da tahmin edecek olmalı ki bir üst segmente hitap etmeye çalıştı ve fiyatlarını diğerlerine göre yüksek tuttu. Lise ve üniversite yıllarımda Arby’s pahallı olduğu için oraya gitmediğim günlerimi hatırlıyorum. Gençlerin ve üniversite öğrencilerinin fastfood zincirlerinin en iyi müşterileri olduklarını düşünürsek, bu segmenti terk etmek ölümcül bir risk oldu. Daha üst segmente hitap etme stratejisi de başarısız oldu çünkü Arby’s tüm modeli fastfood modeline uyumlu iken sadece fiyat ve üründe farklılık segment değişimi yaratmadı. Bunun iki sebebi vardı; birincisi fastfood konseptinde müşterinin beklentisi hiçbir zaman kendini özel hissetme ya da yüksek kalite olmamıştı. Genelde fastfood müşterisi ortalama bir lezzet için makul bir tutar ödeyerek, karnını hızlıca doyurma peşindeydi. İkincisi ise segment farklılaştırmasını yapmak için sadece “product” ve “price” değişikliğinin yeterli olacağını düşünmeleri oldu. Sadece ürün ve fiyatı değiştirerek ama alışveriş merkezlerinde şube açmaya devam ederek üst segmente geçmek mümkün olmaz. Sipariş sürecinden, restoran dekorasyonuna hepsini bu üst segmente göre tasarlamalısınız. Sonraki yıllarda da görüldü ki bu segment kaliteli bir burger yemek için Shake & Shack veya Burger Joint gibi daha iyi bir restoranlara gitmeyi tercih ettiler. Arby’s yenilik için optimum yolu buldu; farklı sos türleri, fakat artık çok geçti. McDonald’s ile aynı dev pastadan pay almak için bu silahı kullanmış olsalardı ve aynı segmente, düşük fiyatlama ile hitap etselerdi farklı soslarıyla yeniliklere açık genç kitleye hitap edebilirlerdi.

2011 yılında, Arby’s fiyatları düşürme kararını aldı fakat global ölçekte yaşadığı krizler yüzünden bu değişikliği destekleyecek pazarlama aktivitelerinde bulunamadı. McDonald’s ve Burger King ucuz fast-food pazarını, Shake & Shack ve benzeri restoranlar üst segmente hitap ederek pahallı fast-food pazarını domine etti. Sonuç olarak Arby’s arada sırada sadece değişiklik olsun diye uğranan bir fastfood restoranı haline geldi.

Büyük şehirler, kent yönetiminde bulut teknolojisini nasıl kullanmalı?

Büyük şehirler, kent yönetiminde bulut teknolojisini nasıl kullanmalı?

Mehmet Özyirmidokuz Tarih :

Dünya Akıllı Kentler Zirvesi 2014 Conrad İstanbul Otel’inde gerçekleştirildi. Zirvenin katılımcı ve konuşmacılarından UNIVERSAL Genel Müdürü Mehmet Özyirmidokuz bulut teknolojisini şehir hayatına da nasıl kullanmamız gerektiğini Wise TV kameralarına anlattı.

UNIVERSAL Genel Müdürü Mehmet Özyirmidokuz ‘Bulut teknolojini kent hayatına nasıl adapte edeceğimiz konusunu size yaptığımız projeyle örneklendirerek anlatabilirim.

Muğla Büyük Şehir Belediyesi büyük şehir oldu. Yakın bir zamanda dokuz ay öncesinde. Ve buradaki dönüşüm işini üstlendik yedi ay gibi kısa bir süre içerisinde Muğla’nın büyük şehre dönüşmesi ve bunun en büyük operasyon merkezi olan su idaresinin altmışdan fazla alt kademe belediyelerini su işlerinin büyük şehire bağlanması nedeniyle dönüşümünü gerçekleştirdik. Bunu yaparken de bulut teknolojisini kullandık ve Muğla’nın çok geniş coğrafyasını burada da görüyorsunuz. Muğla’nın coğrafyasında yer alan her yerden bu teknoloji ile internet üzerinden ulaşmayı günlük işlemlerini yapmayı sağlamış olduk.

Bulut teknolojisini beraberinde şunu sağladı. Yatırım maliyetini küçülttü bilişim merkezini tek bir yere topladı veriyi ortak hale getirdi bakım ve işletme maliyetini azalttı. Bunu Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde de yaptık. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’de bütün bu operasyonu altkademe belediyeleriyle ve ya paydaşlarıyla birlikte yapıyor mesela kazı yapılacaksa elektrik su gaz ve ya diğer işletmelerdeki gazı yapacak yetkili veya firma ya da müdaim talebini giriyor. Ve bütün kaolisyana dağılıp meclise gidiyor. Bu da altkademeye gidip onay mercilerinden sonra onay veriliyor. Ruhsat çıkıyor. Bu süreç tamamen elektronik ortam ve elektronik imza ile gerçekleşiyor. Baktığınızda aylarla ifade edilen sürenin bir kaç güne indiğini görüyoruz.’dedi. Bu uygulamalar sayesinde hem zamandan tasarruf edip hemde işimizi kolaylaştırdığını da cümlelerine ekledi.

‘İndra’nın en büyük hedefi insanların hayatını kolaylaştırmak’

‘İndra’nın en büyük hedefi insanların hayatını kolaylaştırmak’

Ahmed Al- Nawafleh Tarih :

Dünya Akıllı Şehirler Zirvesi 2014 bu yıl Conrad Otel’inde gerçekleşti. Zirvenin katılımcılarından Indra IT Manager Ahmed Al-Nawafleh Wise TV kameralarına hedeflerinden bahsetti.

48 bin çalışanı olan İndra şirketinin dünyanın bir çok ülkesinde toplam 138 ofisi bulunan firmanın sektörün iddialı merkezlerinden biri. Avrupa’da da en büyük firmaları arasında gösterilen Indra’ şirketinde yıllardır görev yapan IT Manager Ahmed Al-Nawafleh ‘Birçok sektörümüz var. Finanstan tutun sağlıktan tutun lojistikten tutun şuan da mesela Türkiye’de devam eden hızlı tren projemiz var. Kıbrıs’da elektronik pasaport projemiz var. Daha bir çoğu da mevcut seçim gibi çok değişik ve fazla sektörümüz var. ‘ dedi.

Türkiye’de hedeflediklerinin şehri ve insanları rahatlatmak olduğunu söyleyen IT Manager Ahmed Al-Nawafleh ‘Teknolojiyi insan için kullanacağız sadece bilgisayarda kalan teknoloji bizim için bir şey ifade etmiyor. Bir bilgi var biz bu bilgiyi alıp teknoloji ile işleyip insanlara hizmet olarak sunmalıyız.

Bu durumu örneklendirelim mesela bir yere gidecek olursam mesela İngiltere’ye ilk başta ne yaparım? Hangi otele gideceğimi nasıl gideceğimi otelde nelerin olduğunu etrafında nelerin olduğunu şehir de nerede eğlence mekanlarının olduğunu müzelerin nerede olduğunu veya o müzeleri sanal gezmem mümkün etmemiz lazım. Bu tür şeyler insanlara hem refah hem rahatlık sunar.’dedi

İstanbul’un ulaşımına da değinen Ahmed Al-Nawafleh İstanbul’un ulaşımı çok karmaşık ve kalabalık olduğunu ve rahatlatılmaya ihtiyacı olduğunu söyledi ve ekledi ‘ Bizim projemizden bahsedecek olursak İstanbul’un trafiğini rahatlatmaya yönelik. Mesela düşünün e5’de TEM’de şerit bu şeriti ayırırsanız sadece toplu taşımaya ve iki üç özel firma için o zaman o arabaların sayısını azaltmış olur ve insanları toplu taşımaya teşvik etmiş oluruz.’ dedi