int(6) Bilişim 500 Ödülleri Sahiplerini Buldu
Bilişim 500 Ödülleri Sahiplerini Buldu

Bilişim 500 Ödülleri Sahiplerini Buldu

Murat Göçe Tarih : 31 Temmuz 2015

Türkiye’nin en büyük ilk 500 bilişim şirketinin açıklandığı “Bilişim 500 Töreni”, 23 Temmuz 2015’te, Radisson Blu Hotel’de gerçekleştirildi.

Şirketlerin net satış gelirlerine göre sıralandıkları Bilişim 500’de ilk 10’da yer alan şirketler sırasıyla; Türk Telekom, Turkcell, Vodafone, Teknosa, Gen-pa, İndeks Bilgisayar, KVK, Brightstar, Penta ve Hewlett-Packard oldu. Bilgi teknolojileri şirketleri arasında liderliği Teknosa alırken İndeks Bilgisayar ikinci, Penta ise üçüncü oldu.

M2S Araştırma ve Pazarlama Hizmetleri tarafından yapılan İlk 500 Bilişim Şirketi Araştırması sonuçlarına göre ilk üç sırada Türk Telekom, Turkcell ve Vodafone yer alırken bilgi teknolojileri lideri Teknosa, iletişim teknolojileri lideri Türk Telekom oldu. Araştırmada ayrıca şirketlere donanım, yazılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanlarına göre dokuz temel kategoride plaket verildi. Türkiye Bilişim Pazarı’nın 2014 yılında olduğu gibi 2015 yılında da yüzde 12 büyüyerek 78 Milyar TL olması bekleniyor.

Törende 2014 yılı net satış gelirlerine göre ilk 10’a giren şirketlerin yanı sıra, donanım, yazılım, hizmet ve özel bölüm başlıkları altındaki 52 kategorinin birincilerine plaket verildi. Araştırma kapsamında geçen sene hayata geçirilmeye başlanan şirketlerin kategorilerini kendilerinin belirlediği uygulama bu sene de devam etti. Araştırmada donanım, yazılım ve hizmet gelirlerinin yanı sıra faaliyet alanlarına göre dokuz temel kategoride 14 firma ödüllerini aldı.

Bilişim 500 ödül töreninde aynı zamanda sektör duayenlerine de ödül verildi. Bilişim sektöründe 35 yılı aşkın süredir emek veren isimlere “Türkiye Bilişim Sektörüne 35 yıl Emek” plaketi taktim edildi.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü İlk Olma Özelliği Taşıyor

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü İlk Olma Özelliği Taşıyor

Nazım Ekren Tarih :

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde eğitime açılan ve bu anlamda ilk olma özelliği taşıyan Finans Enstitüsünün kuruluş öyküsü ve hedeflerini Wise TV aracılığıyla anlattı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans enstitüsünün Türkiye’de bu isimde ve bu yapıda kurulmuş tek yükseköğretim kurumu olduğuna vurgu yapan Ekren konuşmasına şöyle devam etti: “Adından da anlaşılacağı gibi finansal hizmetler sektörü adı altında toplanabilecek bütün akademik, uygulama bilgi ve becerilerinin kazanıldığı bir enstitü olacak. Kurulmasını çok istedik nedeni ise, İstanbul Ticaret Odası’nın kurduğu bir üniversite olarak İstanbul Ticaret üniversitesi’nin bir dizi fakülteleri var, birkaç tane de enstitüsü var. Ama hem İstanbul’un sahip olduğu imkan ve kaynaklar hem üniversitemizi kuran kurucu iradenin tercih ve önceliği dış ticaret enstitüsünün yanında bir de finans enstitüsü kurulduğunda rol ve fonksiyonumuzu daha kolay yerine getirir diye düşündük.”

Geçen sene yükseköğretim kurumuna yapılan müracaatın ve alınan onayın sonucunda Türkiye’de ki ilk finans enstitüsünü burada kurmuş olduklarını söyleyen Prof. Dr. Nazım Ekren: “Enstitüyü kurduğumuz tarihten itibaren sadece Türkiye’de ki finansal alanda faaliyette bulunan kamu ve otoritelerinin ya da özel sektör kuruluşlarının değil yurtdışında faaliyette bulunan kuruluşlarla da işbirliği yaptık. Bunlardan bir tanesi de özellikle sertifika programları üretmek için düşündüğümüz Amerika’da ki finansal ürün ve hizmetler konusunda  sertifika eğitim yapan bir eğitim kuruluşunu da Türkiye’de enstitü bünyesine dahil ederek finansal hizmetler sektörünün küresel boyut kazanmasına da yardımcı olacağız” dedi.

Finans enstitüsünün kuruluşunun bir başka önemli nedeni de değinen Ekren: “ Finansal hizmetler sektörünün Türkiye’de İstanbul bağlamında bir finans merkezi olmasından, İstanbul’un da zaman içerisinde önce bölgesel sonra küresel finans merkezi olacağı düşüncesinden de hareketle finans enstitüsünün bu projenin en önemli ayağı olan kaliteli iş gücü, insan gücü, beşeri sermayeyi oluşturmada son derece kritik bir rol ve fonksiyon görecek. Hem ihtiyaç olan insan gücünü yetiştirmesinde yardımcı olacak bir destek sağlayacağız hem de finans enstitüsünün yaptığı bu protokollerle bu sektördeki finansal ürün ve hizmetlerin çeşitlenmesine de katkıda bulunacak bir altyapıyı da oluşturmak istiyoruz” şeklinde konuştu.

Finans Enstitüsü İstanbul’un Finans Merkezi Olmasında Rol Oynayacak

Finans Enstitüsü İstanbul’un Finans Merkezi Olmasında Rol Oynayacak

Nazım Ekren Tarih :

İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, bünyelerinde bulunan enstitülerden biri olan finans enstitüsü sayesinde İstanbul Finans Merkezi projesinde önemli bir rol oynayacaklarını belirterek, yaptıkları işbirlikleri ve çalışmaları Wise TV izleyicilerine anlattı.

Prof. Dr. Nazım Ekren: “Finans enstitüsünün en önemli özelliklerinden biri danışmanlık hizmeti veriyor oluşu. Bunun anlamı şu hükümetin uygulamaya koyduğu İstanbul Finans Merkezi projesinde önemli bileşenlerden bir tanesi de finansal eğitimle ilgili. Dolayısıyla finansal eğitimle ilgili kısmının tamamını biz finans enstitüsü olarak yerine getirebileceğimizi bu rol ve fonksiyonu oynayabileceğimizi düşünüyoruz. Bu çerçevede de yine ilgili kamu ve özel sektör kuruluşları ile protokollerimizi yaptık” dedi.

Danışmanlık bağlamında ki bir başka önemli boyuttan da bahseden Prof. Dr. Ekren: “Yine İstanbul’un finansal hizmetler sektörünün bir merkezi olarak komşu ve çevre ülkelerle bağlantılar kurarak o bağlantıları da İstanbul’da ki finans otoriteleri ile ya da meslek kuruluşları ile birlikte yaparak burayı bölgesel bir finans okulu haline getirmek istiyoruz. Hem bankacılıkta hem sigortacılıkta hem de sermaye piyasası alanında çevre ve komşu ülkelere akademik, teorik ve uygulama bilgi ve becerilerini kazandıracak bir modeli de 1 ya da 2 sene içerisinde uygulamaya başlamış olacağız” şeklinde konuştu.

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü’nü Neden Tercih Etmeliyim?

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü’nü Neden Tercih Etmeliyim?

Nazım Ekren Tarih :

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, lisansüstü eğitim almak isteyen öğrenciler ve profesyonel adaylara, İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde bulunan ve ilk olma özelliği taşıyan Finans Enstitüsü’nün içeriğini ve özelliklerini Wise TV aracılığıyla anlattı.

İstanbul Ticaret Üniversitesi bünyesinde bulunan Finans Enstitüsü’nün, üniversiteyi yeni bitiren lisans mezunu öğrenciler ile finans sektöründe çalışan profesyonellere yönelik eğitimler veren bir enstitü olduğunun altının çizen Prof. Dr. Ekren: “Finans enstitüsü sırası ile finans ana bilim dalı, sigortacılık, bankacılık ve sermaye piyasası şeklinde 4 ana bilim dalından oluşuyor. Dolayısıyla bu 4 ana bilim dalı finansal hizmetler sektöründe, ürün ve hizmet bazında, kuruluş bazında ve piyasa bazında bütün kuruluşları kapsıyor ve sektörünün talep ettiği bir eğitimi bünyesinde barındırıyor” dedi.

Finans Enstitüsü’nün sadece yüksek lisans değil doktora eğitimlerine de ağırlık verdiğine vurgu yapan Prof. Dr. Nazım Ekren: “Finans enstitüsünde 6 yüksek lisans, 3 doktora eğitimi veriliyor. Doktora eğitimlerinin odaklandığı alanlar finansal ekonomi, bankacılık, sigortacılık ve risk yönetimi. Yüksek lisans programları ise tezli ve tezsiz olmak üzere ikiye ayrılıyor. Tezsiz yüksek lisans programlarının ana amacı finans sektörlerinde çalışan profesyonellerin yeni gelişmeleri, yaklaşımları ve teorileri öğrenebileceği bir model oluşturmaktı. Buna odaklanarak hazırladık. Daha başarılı, daha etkin ve daha verimli bir sonuç alabilmek için ise Türkiye’de finansal hizmetler sektöründe kamu otoritesi rol ve fonksiyonu veren kuruluşlarla ve üst kurullar ile anlaşmalar yaptık” şeklinde konuştu.

Prof. Dr. Nazım Ekren aynı zamanda meslek odaları meslek kuruluşları ve finansal hizmetler sektöründe oluşmuş birliklerle protokoller düzenlediklerinin altını çizerek konuşmasına şöyle devam etti:
“Örneğin bu sene açacağımız tezsiz yüksek lisans programında bankacılık eğitiminin yanında öğrencilerimiz arzu ederler ise uzmanlık alanlarını da kendileri seçecek. Şöyle ki; ticari bankacılık alanında uzmanlaşmak isteyen öğrencilerimiz ticari bankacılığı tercih edecek, katılım bankacılığı ya da faizsiz bankacılık alanında uzmanlaşmak isteyen öğrencilerimizde bu modeli seçerek yüksek lisans eğitimi bittikten sonra hem teorik anlamda iyi bir bankacılık eğitimi almış olacak hem de uygulama bazında mezuniyet sonrasında çalışacakları kurumlarda kendi işlerini kolaylaştıracak uygulama becerilerini kazanmış olacaklar”

İstanbul Ticaret Üniversitesi Finans Enstitüsü hakkında adaylara bilgiler aktaran Prof. Dr. Nazım Ekren son olarak şunları söyledi: “Özetle anlatmak gerekir ise Finans Enstitüsü finansal hizmetler sektöründeki bütün oyuncularla iş birliği içerisinde, sektörün ihtiyacı olan kalibrasyon ve kalite de finansal hizmetler sektörüne yönelik programlar üretiyoruz”

İst. Ticaret Üni. Finans Enstitüsü İş Dünyası İle Uyumlu Mu?

İst. Ticaret Üni. Finans Enstitüsü İş Dünyası İle Uyumlu Mu?

Nazım Ekren Tarih :

İstanbul Ticaret Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nazım Ekren, finans enstitüsünün iş dünyası ile uyumlu olduğunun altını çizerek, öğrencilere ve profesyonellere Wise TV aracılığı ile finans enstitüsünü anlattı.

Finans enstitüsünün önemli özelliklerinden bir tanesinin üniversite bünyesinde olduğu için sadece akademik ya da bilimsel içerik ve program üretmemesi olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Ekren konuşmasına şöyle devam etti:
“Bunun anlamı şu buna ilave olarak İstanbul’da ve Türkiye’de faaliyette bulunan karar alıcı ve uygulamacıların ister kamu sektöründen olsun ister özel sektörden olsun onlarla iş birliği yaparak finans enstitüsünün programlarının tamamını özel sektör kamu sektörü odaklı bir yapıya çevirdik. Bundan şunu kastediyorum örneğin bankacılık tezsiz yüksek lisans programından bahsedecek olursak modülün ana kısmında bankacıların ihtiyacı olan bankacılık ve finans bilgilerini aldıktan sonra öğrenciler 2 modülü seçiyorlar. Birinci önemli kısım, eğer Türkiye’de ticari bankacılık yapmak istiyorlar ise ticari bankacılık modülünü seçecekler. Bu modülün dizaynında ve yapılanmasında Türkiye Bankalar Birliği’nden önemli destek aldık. İkinci önemli kısım ise katılım bankaları ya da faizsiz bankacılık dediğimiz bir modül. Burada da yine öğrencilerimiz faizsiz bankacılık kısmında çalışmak istiyorlar ise bu modülü seçiyorlar ve dönem sonunda da faizsiz bankacılık ve katılım bankacılığı çerçevesinde ihtiyaç duyacakları bilgi ve beceriyi kazanmış oluyorlar. Bu modülü de yine Türkiye Katılım Bankaları Birliği ile birlikte dizayn ettik

Ekren son olarak: “Dolayısıyla bankacılıkta ki benzer bir yapıyı özel sektörün birlikleri ile dizayn etmek demek burada eğitim görecek öğrencilerimizin ister üniversite mezunu olsun ister profesyonel olsun sonuçta diplomayı aldıklarında akademik ve bilimsel bilgi kadar seçecekleri alanda ki uygulama becerilerini de geliştirmiş olacaklar” dedi.

Ar-Ge fon desteği almak için danışmanlık hizmeti almak şart mıdır?

Ar-Ge fon desteği almak için danışmanlık hizmeti almak şart mıdır?

Özerk Şener Tarih : 14 Temmuz 2015

NoviCor Technology Partners Kurucu Ortaklarından Özerk Şener, ar-ge fon desteği almak isteyen firmalar için önemli tavsiyelerde bulundu.

Özerk Şener; “Ar-ge fonları ya da ar-ge mekanizmaları konusunda danışmanlık almak kurumlar için bir zorunluluk değil. Kurumların inhouse olarak kendi içlerinde de yapabilecekleri bir konu ve süreç. Ancak bu bir tercih ve bu konuda danışmanlık almak kurumlara farklı noktalarda ciddi rekabet avantajı getirebiliyor. Bu işi yapan birisi olarak aklıma 3 tane temel avantaj geliyor.

Bunlar, birincisi Ar-ge ile ilgili mekanizmalar sabit mekanizmalar değil, zaman zaman bizim bile takip ederken zorlandığımız kadar aktif çünkü burada ulusal ve uluslararası mekanizmalardan bahsediyoruz ve bu mekanizmalar oldukça dinamik. Her ay yeni fon çağrıları çıkıyor ve dolayısıyla bu çağrıların takibi anlamında bence bir danışmanla çalışıyor olmak faydalı.  İkincisi, projelerin kurgulanması. Inhouse çalışmalarda kurumlar genelde kendi alanlarında kendi merceklerinden bakıyorlar. Ancak genel olarak baktığımızda fon sağlayan kurumların buradaki beklentileri zamanla gelişiyor, yükseliyor ve artıyor. Bir danışmanla çalıştığınızda bu danışmanlar, aynı kurumun kendi içinde yaptığı projelere göre yüzlerce daha fazla proje görüyor dolayısıyla bilginin değil bu bilginin işlenme sürecinin çok daha kritik olduğu günümüzde danışmanların tecrübelerinden, bu alandaki takiplerinden yararlanmakta fayda görüyorum. Üçüncüsü, Ar-ge fonları dediğiniz zaman aynı zamanda direk olarak finansla ilgili bir konudan bahsediyoruz. Finansla ilgili bir konuyu kurum içinde bambaşka işlerle de ilgilenen içsel bir operasyon yerine, dışarıda belirli hedefler doğrultusunda çalışan outsource bir operasyona devretmek kurumlar açısından daha verimli oluyor diyebiliriz.”