Molekyler2Türkiye’de mevcut durumda AR-GE destekleri ulusal ve uluslararası olmak üzere ikiye ayrılıyor. Genellikle TÜBİTAK ve KOSGEB daimi olarak, yani sürekli açık çağrılarla, kurumların, firmaların araştırma-geliştirme projelerinin değerlendirilmesinde rol oynuyor. Burada TÜBİTAK’ın oluşturduğu proje programları hem sanayi hem de KOBİ ölçeğindeki firmalara yönelik. KOSGEB ise yalnızca KOBİ ölçeğindeki firmaların projelerini destekliyor.

İki kurumun işleyiş mekanizması ve proje hazırlama süreçleri birbirlerine oldukça benziyor. Çünkü iki kurum da projenin AR-GE sistematiğinin oluşturulmasında Oslo ve Frascati kılavuzlarını kullanıyor. Yani her ikisi için de projenizin Ar-Ge ve yenilikçi yönü oldukça önemli.

İki kurum arasındaki en önemli fark projenizin bütçesi oluyor. Çünkü KOSGEB proje içeriğinize göre değil genel mevzuatlar dahilinde projeniz için belirli bütçeler ayırmış durumda. Bu durumda belirli sınırlar dahilinde, belirli giderleri destek kapsamında değerlendirebiliyorsunuz. Fakat TÜBİTAK’ta böyle bir şey söz konusu değil. TÜBİTAK’ta projelerinizi kendi fikrinize uygun bir şekilde bütçelendirebiliyorsunuz. Küçük bir örnek vermek gerekirse; KOSGEB Ar-Ge projesi kapsamında sadece lisans ve üstü personelinizi maksimum 100 bin liraya kadar destekliyor. Bu durum KOBİ statüsünde bulunan ve lisans ve üstü az sayıda teknik personel çalıştıran firmalar için bir dezavantaj.

TÜBİTAK’da ise bu durum biraz daha farklı ve burada lisans ve üstü teknik personelin yanında daha alt eğitim düzeyinde, mavi yaka, personeller de destek kapsamında değerlendiriliyor. Örneğin, projelerinizde kaynak, talaşlı imalat, tasarım, imalat vb. alanlarda çalışan personellerinizi de proje kapsamına sokabiliyorsunuz. Ayrıca personeller için herhangi bir bütçe sınırlaması da bulunmuyor.

KOSGEB ve TÜBİTAK daimi olarak proje kabul eden kurumlar. Ayrıca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın farklı ihtiyaçlara göre oluşturduğu hibe programları da bulunuyor. Bunların haricinde dönemsel ve bölgesel olarak açılan çok çeşitli proje programları da mevcut. Burada kalkınma ajanslarını anmakta fayda var. Şu an Türkiye’de 26 adet kalkınma ajansı faaliyet gösteriyor ve bu ajanslar kendi bölgelerinin ihtiyaçlarına yönelik çeşitli proje programlarını dönemsel olarak açıklıyorlar. Bu destekler çağrı esaslı olduğu için proje konuları farklılıklar gösterebiliyor. Özetle sadece Ar-Ge projeleri değil bunların yanında sosyal sorumluluk ve yatırım projeleri de çağrı kapsamına giriyor.

Bunun haricinde dönemsel olarak açılan ya da daimi olarak hibe sağlayan çeşitli uluslararası destekler de var. Fakat uluslararası desteklerden faydalanabilmeniz için ilk etapta bir proje ortağınızın bulunması gerekiyor. Bu tür programlarda proje ortağıyla beraber ortak projeler üretme şartı var. Proje ortağınızın da belirlenen bölgeler dâhilinde olması bekleniyor. Bu yüzden özelikle KOBİ ölçeğindeki firmaların uluslararası proje programlarına başvurmadan önce TÜBİTAK veya KOSGEB başvurularıyla Ar-Ge projesi hayata geçirmeleri ve belli bir deneyime sahip olmaları daha doğru olacaktır. Firma bu deneyimi kazandıktan sonra uluslararası proje başvurularında hem süreci hem de proje ortağı ile olan ilişkileri daha iyi bir şekilde yürütebilecek hale gelebilecektir.

Zeynep Doğanay 27.08.2013 - 13:24’de yazdı, Kategori : Blog

BENZER YAZILAR