78292783-594x335Türkiye’de 2000 yılından önce satış ağırlıklı bir pazar ortamı vardı. Üretilen her ürün fiyatlıyor ve satılıyordu. Fakat düşük enflasyon dönemine geçildiğinde, alım gücünün değeri düşüp paranın değeri arttığında yani insanlar bir anlamda normalleştiğinde, tüketim çılgınlığından çıkıp ihtiyacı kadar tüketmeye başladığında marka, reklam ve pazarlama ilişkisi hayata geçmeye başladı. Bu geçiş sürecinin başında üreticiler bu duruma hazır değildi. Bünyelerinde süreci yönetecek uzmanlar yoktu. Ve böyle bir ortamda reklamcılar markaların pazarlama planlarını yapmak durumunda kaldı.

Pazarlama planı olmayan bir ürünün pazarlama iletişimi sürecini gerçekleştirmesi mümkün değil. O nedenle reklamcılar pazarlama uzmanları gibi çalışarak markalara hizmet verdiler ve rekabetin her hangi bir yöneticisi kadar pazarı bilir hale geldiler. Bu görgü Türkiye’de hala birçok firmada kırılmış değil.

Bugün gelinen noktada Türkiye pazarlama iletişiminde Avrupa’dan daha ileride diyebiliriz. Türkiye’nin bu başarısında çok çeşitli kültür yapısının etkisi bir hayli fazladır.

Ömer Yılmaz 18.04.2013 - 20:35’de yazdı, Kategori : Blog

BENZER YAZILAR