pak-lags-behind-iran-b-desh-in-health-sector-1365281069-3285Devlet, 2000 yılında sağlıkla ilgili ciddi projelere imza attı. 2002 yılında sağlık için 2,8 milyon dolar bütçe ayrılırken, bu rakam 2012 yılında 25,5 milyon dolara çıkarıldı. Aynı şekilde sigortalı insan sayısı 2003 yılında 35,5 milyon kişiyken yani sadece yaşayan nüfusun yüzde 50’si sigortalıyken bu 2011 yılında yüzde 86’ya çıktı. Yaklaşık 64,5 milyon kişi şu an devlet sigortasında.

Bu gelişmeler doğrultusunda sağlık sektörü belli bir seviyede geldi; ancak sektörün her açıdan gelişmesi sistematik bir çalışmaya bağlı. Japon firmalarına ya da sağlık sektörüne yatırım yapan firmalara baktığımızda daha sistematik bir çalışmayla karşılaşıyoruz. Bu firmalar, dünya sağlık örgütleriyle çalışıyorlar ve bu örgütlerin kriterlerini baz alıyorlar. Pazara sunulacak ürünlerin hepsi teker teker hastalar üzerinde ve çeşitli makinelerle test ediliyor. Örneğin bu ürünlerden bir tanesi bile olumsuz sonuçlanırsa dünya sağlık örgütleri “klinik olarak doğrulanmıştır” damgasını basmıyor.

Sistematik çalışmanın bir ayağı da şüphesiz halkın bilinçlendirilmesi. Örneğin en büyük yanılgılardan biri, “klinik olarak doğrulanmıştır” ile “klinik olarak test edilmiştir” ibarelerini karıştırılması olarak karşımıza çıkıyor. Ürünün test edilmiş olması önemli bir araştırma olarak görülüyor. Halbuki test etmenin çok fazla bir geçerliliği yok, önemli olan şey ürünün klinik olarak “doğrulanmış” olması. Bu ve benzeri konularda halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor; çünkü bu hem ciddi hem de herkesi ilgilendiren bir konu. Açıkçası bu süreçte firmalara da iş düşüyor.

 

İrem Gürkan 01.05.2013 - 19:32’de yazdı, Kategori : Blog

BENZER YAZILAR