Gizem Dumlu 21.04.2014 - 18:12’de yazdı, Kategori : Blog, DİĞER, MEDYA

yenimedya“Sosyal Medya” tabirini raflara kaldırmamıza az kaldı. Yakın gelecekte, etkileşimsiz (yani sosyal olmayan) bir medya söz konusu olmayacağından, olsa da ayakta kalamayacağından, “sosyal” diyerek özellikle altını çizmemize de gerek kalmayacak.
İçeriğin tüketicisinin, aynı zamanda üreticisi de olduğu bir dönemden bahsediyoruz. Artık hazır reçeteler ve hap gibi içeriklerle mucizeler yaratma rüyasından uyanma vakti.

Peki bu, markalar açısından ne anlama geliyor?

“Insight” ve “content”, yani hedef kitlenin (ve beklentilerinin) doğru analizi ile bu kitleye uygun bir dilde/tonda oluşturulmuş özgün içerik, altın değerinde. Eğer işbirliği içinde olunan ajans ve/veya marka tarafındaki dijital ekip, “Ben bunu söylemek istiyorum” demekten öteye gidemezse başarısızlık kaçınılmaz.

Doğru bakış açısı şu olmalı: “Tüketicim/takipçilerim ne duymak istiyor?” Çünkü içeriği tüketenler, uzun zamandır -bilinçli veya bilinçsiz olarak- üretici tarafında da yer alıyorlar. Yani “Masanın öteki tarafı”nda işlerin nasıl yürüdüğünü gayet iyi biliyorlar. Dolayısı ile bir markanın zamanında iletişime geçmemesi halinde, üretilecek tüm bahaneler geçersiz ve marka tarafından paylaşılan içeriği yeniden dolaşıma sokmaları için “itici güç” ile yönlendirilmeleri imkânsız.

Tek çare “çekici güç”leri kullanmak

Paylaşımları mecburi değil, cazip hale getirmek ve “kazan/kazan” modelini uygulamak. Bu; yeni/ilginç/başka yerden kolaylıkla edinilmeyecek bilgiler sağlayarak olabilir; paylaşımın sonucunda elde edilecek çeşitli (maddi/manevi) faydalar ile olabilir ya da kişiselleştirilmiş özel içeriklerle olabilir vs.

Özetle marka ve ajanslar, içeriklerini oluştururken, mevcut ve potansiyel takipçilerin şu sorusuna yanıt aramalı: “Bu içerikte “benim için” ne var?”

Hakkında

Cloud Creative Network İçerik Yöneticisi

WiSE'IN DİĞER VİDEOLARI

BENZER VİDEOLAR