int(6) Sampaş’ın bilişim sektörüne kazandırdığı ilkler neler?
Sampaş’ın bilişim sektörüne kazandırdığı ilkler neler?

Sampaş’ın bilişim sektörüne kazandırdığı ilkler neler?

Şekip Karakaya Tarih : 30 Aralık 2015

Sampaş Yönetim Kurulu Başkanı Şekip Karakaya, Sampaş’ın bilişim sektörüne kazandırdığı ilkleri Wise TV aracılığıyla anlattı.

Sampaş 1981 yılının başlarında kurulmuş bir iletişim ve bilişim şirketi olduğunu belirten Karakaya yaklaşık 35 yıldır yerel yönetimler ile alakalı başarılı işler yaptıklarını söyleyerek konuşmasına şöyle devam etti: “Başlangıç noktasından 1 sene sonraya kadar ne yapacağını arayan ne yaparsa büyüyebilir şeklinde bir kaygının içine giren bir yıl sonra yerel yönetimler ve şehirler ile alakalı iş yapmaya karar veren ve o yıldan bugüne aşağı yukarı 34 yıldı yalnızca tek bir pazarda çalışan, pazar felsefesine inanan ve yaptığı işi kesinlikle ticari amacı dışında özellikle sosyal, toplumsal yararlara da destek veren Türkiye’nin gelişmesine destek verecek altı çizilmesi gereken işler yapmayı hedefleyen bir Türk şirketi. Sampaş’ın bugün herkese takdir ettiğimiz şekliyle birkaç mottosu var onlar Sampaş’ı daha rahat anlatabilir. Bir tanesi Sampaş Türkiye’nin donanım faaliyetleri dışında ilk defa yazılım hizmetlerini de birlikte vermeye karar veren ve bunu uygulayan Türk şirketi. Başka bir ilki ise 1988 yılında Türkiye’de henüz 3. kuşak diller kullanılırken 4. kuşak dile geçen metafor adında bir motorla çalışmaya başlayan ilk defa 4. kuşak dil kullanan, geliştirici kullanan ilk Türk şirketi. Üçüncü özelliği ise 1981 yılında kurulan çok sayıda Türk şirketinden bugün ayakta kalan 3 şirketten birisi.”

 

 

Türkiye, dünyaya oranla yazılım sektöründe nerede?

Türkiye, dünyaya oranla yazılım sektöründe nerede?

Cavit Yantaç Tarih : 02 Ocak 2014

Türkiye’de bilişim piyasasının sadece yüzde 15′ini yazılım sektörünün oluşturduğunu ve donanım ağırlıklı bir pazar yapısı olduğunu belirten Microsoft Yazılım Geliştirme Teknolojileri Genel Müdür Yardımcısı Cavit Yantaç, özellikle mobil bilişim artmasıyla korsan kullanımının azalacağı ve yeni kullanım alanlarının ortaya çıkmasının yazılım sektörünü hareketlendireceğini söyledi.

Sektörün sorunlarına da değinen Yantaç şunları söyledi: Bilişim sektöründe yaşanan sevindirici, umut verici gelişmeler yaşanıyor. Ancak sektörün daha da büyümesinin önünde birtakım engeller var. Bunlardan en önemlisi Türk insanının yabancı dile yatırım yapmaması ve yabancı dil bilen yazılımcıların çok fazla olmaması. İlerleyen zamanlarda bu açıklarında kapanacaktır.

Bilişim sektörünün büyümesinin önündeki bir diğer engel de yine insan kaynağı yetersizliği. Sektörün ihtiyaç duyduğu insan kapasitesi; temelde teknik bilgiye sahip, programlama, bilgisayar ve benzeri teknik araçları etkili kullanabilen, yönetebilen, yönlendirebilen, yabancı dil bilen, yabancı dil bilmiyorsa da kullandığı programın dilini çok iyi kullanabilen bireylerdir. Bunların yanı sıra pazarlama, sosyal bilişim, sosyalleşme gibi çeşitli konulara da kendine yatırım yapmış insanlar gerekiyor.

Türkiye’de yılda 5 bin bilgisayar mühendisinin üniversitelerden mezun olduğunu düşündüğümüzde ve bu rakamı sektördeki potansiyelle karşılaştırdığımızda sayının gerçekten yetersiz olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de üniversiteler bilişim sektörünü destekler nitelikte mi?

Türkiye’de üniversiteler bilişim sektörünü destekler nitelikte mi?

Gökhan R. Bilge Tarih : 16 Aralık 2013

stock-footage-female-lecturer-e-learning-group-of-indian-and-caucasian-university-classmates-new-it-technologyTürkiye’de üniversite sayısının artmasına rağmen bilişim sektöründe insan kaynağı açığı sürüyor. Bu açığın kapanamamasının en önemli nedeni üniversiteden mezun olanların sektörün ihtiyaçlarını karşılayabilecek yetkinlikte olmaması. Bu yüzden şirketler işe aldığı adaylardan verim almak için onları, bir süre eğitime tabi tutmak durumunda kalıyor.

EuroCIO Akademi de bu sorunu çözmek için kuruldu. Akademinin temel amacı, üst düzey CIO’ların altında görev alan “security officer” veya “enterprise architect” gibi üniversitede öğrenilmeyen ama şirketlerin ihtiyacı olan görev tanımındaki boşluklar doldurulmaya çalışılıyor. EuroCIO Akademi, 2 yıllık MBA programın sağladığı katkıyı 6 ay gibi kısa bir sürede sağlıyor. 2014 yılı içerisinde bu akademilerin bir diğer ayağını da İstanbul’da oluşturmayı planlıyoruz.

Üniversitelerin kendi müfredatlarını ve programlarından ziyade; devlet, üniversite ve endüstrinin beraber çalışması neticesinde ortaya çıkan kriterlere göre eğitim programları oluşturması daha verimli olacaktır. Üniversiteler, eğitim modellerini buna göre güncellemelidir.

Üniversitelerin eğitim sisteminde yapacağı bir takım değişikliklerle öğrenciler, geleceğin mesleklerine yönelik yetiştirilmiş olacaklardır. Yani, alışılmış 4 yıllık lisans programları sadece öğrenmeyi sağlarken (ticari yönden artık satılır değeri azalan bilgiler), ortaya çıkacak farklı programlar hayata hazırlık açısından daha önemli olacaktır. 4 yıllık eğitim sonrasında yapılan master ve doktora programları esas bilgi değerini taşımaya başladı. Bundan dolayı yeni eğitim modelleri de bunun üzerine kurgulanıyor ve tasarlanıyor.