int(6) Sosyal medyada kriz yönetimi: Ne zaman?
Sosyal medyada kriz yönetimi: Ne zaman?

Sosyal medyada kriz yönetimi: Ne zaman?

Gizem Dumlu Tarih : 30 Nisan 2014

iStock_000009837726XSmallSon dakikacı bir toplum olduğumuz, bilimsel verilerden ziyade kişisel bir gözleme dayanıyor ama benimle hemfikir olacak pek çok kişi vardır diye tahmin ediyorum. Söz konusu iş hayatı olduğunda, biraz daha iyiyiz elbette. Fakat nedendir bilinmez, kriz yönetimi konusunda hala son dakikacı damarımız tutuveriyor.

Kriz yönetiminin teknik detayları, pek çok yerde mevcuttur ve genellikle, “olanlar olduktan sonra etrafın nasıl toparlanacağı” ile ilgili fikirler havada uçuşur. Oysa kriz yönetimi, kriz anında ve sonrasında değil, krizden önce başlar. Kriz yönetimi, sosyal bir banka hesabıdır. Sigorta mantığıyla bakılması gerekir. “Düzenli ödemeler” yapılmalıdır ki zor günde gerekli olan “güvence” hazır bulunsun.

Kriz yönetimi, zamana yayılmış biçimde, güven sağlamakla yakından ilişkilidir. Hedef kitlenizin doğru bilgi alacağını bildiği bir kanal oluşturmak, bu yüzden, çok önemlidir. Bu kanal, kurumunuzun/markanızın dijital hesapları olabileceği gibi web sitesi de olabilir. Kriz derecelendirmelerini yapmak (yeşil-sarı-kırmızı) ve konuyla ilgili doğru kişileri/birimleri zamanında bilgilendirmek kritik önem taşır.

Kriz gibi gözükmeyen bir durum, çok hızlı biçimde krize dönebilir. Erken aksiyon almak, ciddi bir zaman ve efor kaybının önüne geçebilir. Örneğin olumsuz bir yorum, 3 takipçisi olan bir Twitter kullanıcısından geldiğinde “hasarsız” atlatılabilecekken, 3000 takipçisi olan bir kişiden geldiğinde hızla yayılabilir ve başka olumsuz yorumları tetikleyebilir. Bu öngörülebilir ve kısmen önlenebilir bir krizdir.

Olumsuz yorumlar, elbette, olacaktır ancak iyi yönetilememiş bir kriz, doğru iletişim stratejilerinin eksikliği, geç kalınmış açıklamalar vs. yıllar içinde binbir emekle oluşturulmuş marka algısına, bir gecede büyük hasarlar verebilmektedir.

Bu alanda da formüller ne yazık ki geçerli değildir. O nedenle, herhangi bir kriz olmadan, güven ilişkisini kurmak; itibar yönetimini “apar topar” değil düzenli ve sistematik olarak ele almak ve bir kriz halinde, kişilerin doğru bilgiye erişebileceği, güvenilir kanal(lar) oluşturmak gerekmektedir.

Kişisel Markalaşma neden önemli?

Kişisel Markalaşma neden önemli?

İpek Aral Kişioğlu Tarih : 31 Aralık 2013

kişisel markaBugün pek çok kaynakta, gelecekte insanların 40 yıllık meslek hayatları boyunca sadece bir işi değil, birbirini takip edecek şekilde 3-4 mesleği aynı anda yapacağı söyleniyor. Ben şu an İK uzmanıyım ama 5 yıl sonra farklı bir iş tanımım olacak.

Gelecekteki iş tanımına sahip olabilmek için bulunduğum organizasyonun ötesinde kişisel markamı yani İpek Aral Kişioğlu’nu var etmem gerekiyor. Kendimi tanımlamam, “İpek Aral” marka değerini başta internette konumlandırmam gerekiyor.

Kişisel markalaşma anlamında wise.tv önemli bir platform. Çünkü uzmanlık alanlarınızı, önceliklerinizi wise.tv gibi platformlarda kitlelere ulaştırarak geleceğe yatırım yapıyorsunuz.

Böyle bir çaba içerisine girdiğinizde kendinizi de sürekli geliştiriyorsunuz. Kişisel markalaşma aslında kişinin gelişimi için önemli bir araç. Markalar sürekli gelişmek ilerlemek durumundalar. Günümüz koşullarında gelişememek, ilerleyememek geriye gitmek anlamına geliyor.

Kişisel markasına önem verenler yeniliklere ve değişimlere açık olmak durumdalar. Değişime ve gelişime açık olan insan 10 yıl sonrasının değişimine de hazırdır. Geleceğe hazırlanmak ve gelecekte farklı bir noktada olmak için de kişisel marka gelişimi son derece önemli.

Üniversite eğitimlerinde özellikle şunu vurguluyorum: “Bugün her birey ayrı bir işletmedir” Günümüz koşullarında donanımlı bir birey, değer üretebilecek bir fikrini iş modeline dönüştürerek kendi bireysel işletmesini kurabiliyor. Bunun içinde ilk günden itibaren kendi marka değerinizi tanımlamanız ve buna bağlı bir şekilde hayatınızı sürdürmeniz lazım. Örneğin, Kaynağım
İnsan isimli bloğumda profesyonelleri tanıtıyorum. Bu tanıtım yazıları sayesinde çok farklı yerlerden teklif alan insanlar oldu.

Yani bir blog yazısı bile sizin kişisel markanızda farklı noktalara taşınmanızı sağlayabiliyor. Bunun farkında olmak lazım çünkü gelecek artık bu yönde. Şu an çok ikna olmuyor insanlar ama gelecek bu yönde ve herkesin kişisel bir markası olacak.

Türkiye’de dijital medyanın geleceği

Türkiye’de dijital medyanın geleceği

Açıl Sezen Tarih : 15 Mart 2013

1160238723

Açıkçası böyle giderse dijital medyanın Türkiye’de geleceği pek içi açıcı değil. Çünkü yeterli seviyede içerik üretilmiyor. Örneğin eski gösterimleri sürekli tekrar etmek bir problem. Aynı sayfaların aynı içeriklerin tekrar tekrar gösterilmesi, bir süre sonra kullanıcıyı rahatsız ediyor ve kullanıcı onu görmüyor. Bu durum dijital medyanın en büyük sorunlarından biri, reklam pastasını da bölen olumsuz bir durum.

Haber sitelerinin sosyal medya ile yarışı
Haber siteleri için en büyük sıkıntı Facebook ve Twitter. Dijital medyada rekabet her geçen gün artıyor. İlerleyen zamanlarda bu yarış daha da şiddetlenecek ve rekabet yoğun bir hal alacak gibi görünüyor.

Blog ve bireysel gazetecilik.
Blog, Türkiye’de beklenildiğinden çok daha yavaş ilerledi. Bireysel gazetecilik olması gerektiği gibi normal ilerledi. Belli başlı konularda uzmanlaşmış insanların görüşlerine ihtiyaç var. Fakat bu böyle gelişmedi, portal mantığı ortadan kalkmalı ki kalkıyor. Herkes kendi uzmanlık alanlarında blog oluşturmaya başladı. Bu iyi bir durum dijital medya için.

Medya mı? Media mı?

Medya mı? Media mı?

Metin Özer Tarih : 25 Ocak 2013

“Yeni medya” denince zihnimizde beliren nedir? Bu soruya cevap vermek için “Medya’ ve “Media” kelimelerini ayrı ayrı ve yaygın algının odağında inceleyelim.

imagesmedia“Medya” dediğimizde, yaygın iletişim araçlarında güncel ve ağırlıklı olarak politik/magazinel/sportif içerikle yayın yapan basın kanalları geliyor. TV ve gazeteler, yazarlar, manşetler… Kelimeye karşılık gelen anlam, kelimeyi taşıyan içerikle belirleniyor.

Yeni söz konusu iletişim araçlarının içinde var olan şeye “medya” diyoruz. Diğer yandan, “medya”nın Latince olan kökeni yani “media” ise farklı bir anlam/algı haritasına sahip. Media kelimesi bir mesajı/içeriği barındıran ortam veya araç manasına geliyor. Yani daha teorik ve kapsayıcı, kavramsal bir anlama da sahip.

Medya ve Media arasındaki fark, notalar ve şarkılar arasındaki farka daha doğrusu ilişkiye benziyor. Bu şekilde düşününce, yeni medyayı sadece Twitter ve internet medyası yani haber portalları ve bloglar olarak gösteren daralmış ifadeye de genişlik kazandırmış oluruz. Bu yorumun sebebi, media ve teknoloji arasındaki bağı kurabilmek içindi. Gerçekten de, içerik konusu bir yana media yani iletişim ortamları ve araçları doğrudan doğruya teknolojinin bir sonucudur ve teknikle göbek bağı taşır.