int(6) 21. yüzyıl’da satış yapmanın yeni gücü nedir?
İkna etme nedir?

İkna etme nedir?

Cem Özüak Tarih : 04 Ocak 2016

Eğitmen – Koç – Danışman Cem Özüak, iknanın tanımını ve doğru ikna tekniğinin ne olduğunu Wise TV’ye anlattı.

Halk arasında ikna konusunda yaygın bir yanlış kanaat olduğuna dikkat çeken Özüak: “İknanın kandırmak olduğunu zannediyor birçok kişi halbuki ikna aslında hayatın kendisidir. Hayatımız ikna etme ve ikna olma üzerine kurulu. Eğer kısaca tanımlamamız gerekirse ikna için şunu diyebiliriz. İkna etmek karşımızdaki kişinin tüm tutumları, davranışları, inançları ve tutumları değiştirme sürecidir aslında ve her gün biz farkına varmıyor olsak dahi milyarlarca ikna işlemi gerçekleşiyor. Yeryüzünde 7 milyar insan var ve bu 7 milyar insan her gün bir sürü şey satın alıyor. Satın alma ve satış işlemi de aslında ikna işlemidir. Bu anlamda şunu da söyleyebiliriz tek başına ikna etmek tabi ki satmak demek değildir ama her satış işlemi aslında bir ikna işlemidir. İkna işlemi karşımızdaki kişinin tüm algılarını kendi istediğimiz doğrultuda yönetmek ve o kişinin bazen fikirlerini, bazen davranışlarını, bazen tutumlarını değiştirme sürecidir. Çoğunlukla bizim için uygun olan kısmı karşımızdaki kişinin tutumları ve düşüncelerinden ziyade davranışlarını değiştirme kısmıdır. Söz gelimi bir politikacıyı çok seviyor olabilirsiniz ama o politikacıya oy vermediğiniz takdirde bu hiç bir anlam ifade etmeyecektir. Dolayısıyla oy vermek bir davranıştır veya  bir araba markasına sempatiniz olabilir fakat başka bir araba satın alıyorsanız eğer yine yeterince ikna olamamışsınız demektir. Yani günümüzde iknanın en kullanışlı kısmı aslında karşımızdaki kişinin davranışlarını değiştirmeye yönelik olduğumuz kısımdır” şeklinde konuştu.

Emlak hizmeti almak isteyenler nelere dikkat etmeli?

Emlak hizmeti almak isteyenler nelere dikkat etmeli?

Mustafa Baygan Tarih : 18 Aralık 2015

Wise TV’ye konuşan ERA Türkiye Koordinatörü Mustafa Baygan, emlak hizmeti almak isteyenleri hangi noktalara dikkat etmeleri gerektiği konusunda  uyardı.

Geçmişten günümüze ülkemizdeki emlak sektörünü değerlendiren Baygan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “40 -50 yıl önce ev almak isteyen tüketicilerin sokak sokak mahalle mahalle gezip kiralık ve ya satılık ev gördüğünde bir emlak danışmanı gibi kapıcıya müracaat edip ev sahibiyle irtibata geçilirdi. Günümüzde ise  hala kapıcılara sorma âdeti ne yazık ki devam ediyor. Bunun yanında birde internetten araştırma var. Şartlarınızı giriyorsunuz, nerede hangi fiyat aralığında, kaç odalı istiyorsanız muhtelif sitelerde arattığınızda çok sayıda doküman elde edebiliyorsunuz. Telefonlar var temas noktaları var. Oturduğunuz yerden kolaylıkla otuz kadar seçeneği üçe indirip daha sonrasında görmeye gidebiliyorsunuz. Teknoloji daha da ileri gitti. Öyle sunumlar yapılıyor ki oturduğunuz yerden beğendiğiniz evi görme imkânı da buluyorsunuz.  ERA’da bu teknolojilere sahip olmak üzere. Yakında danışmanlarımıza da en iyisini sunacağız. Ev bulmak bu kadar kolay hale gelmişken tüketicilerin bilinçli, alıcıya veya satıcıya doğru bilgiler veren, fiyat aralıklarını doğru telaffuz eden, bölgeyi iyi tanıyan, gerçek fiyatla pazarlayan ve inandırabilen donanımlı gayrimenkul danışmanları bulmaları lazım. Kapıcıdan ziyade bir gayrimenkul danışmanıyla muhatap olan kişinin her türü sorusunun cevabının dört dörtlük doğru olacağını bilmek mecburiyetinde. Tüketici böyle bir gayrimenkul danışmanı ile muhatap olmak istiyor. Böyle bir gayrimenkul danışmanı da daha ziyade markalı bir emlak ofisi içinde bulunuyor. O zaman tüketicinin bir marka altında çalışan ofisle ilişki kurması lazım. Tüketici rastgele bir noktaya gittiğinde kendisine doyurucu bilgiler verilmediğini telefonda konuşurken bile anladığı bir aracıyla ilişkisini kesip kendisini daha üst konumlayıp markalı bir ofis tercih etmesi lazım.”

ERA Türkiye bayilik verdiği broker’lara ne gibi ayrıcalıklar sunuyor?

ERA Türkiye bayilik verdiği broker’lara ne gibi ayrıcalıklar sunuyor?

Kadir Tümen Tarih : 02 Aralık 2015

ERA Türkiye Franchise Geliştirme ve Satış Direktörü Kadir Tümen, franchise verdikleri broker’lara sundukları ayrıcalıkları ve bayilik sürecini Wise TV aracılığıyla anlattı.

Tarafların birbirlerini tanıma sürecini geçtikten sonra franchise sözleşmesi aşamasına da değinen Tümen konuşmasını şöyle sürdürdü: “Franchise sözleşmesini yaparken hangi bölgenin seçilmesi gerektiğini analiz ediyoruz. Bölgenin neden seçilmesi gerektiğini tartışıyoruz. Bu bölgede nasıl bir ofis kurulabileceğinden bahsediyoruz. Mimari açıdan kaç metrekarede olması gerekiyor, ne kadar masraf yapılacak, ileriki zamanlarda bu ofis ne kadar büyütülebilir bunların analizini yapıyoruz. Çünkü hedefimiz bu ofisin kırk kişiyle elli kişiyle çalışan bir yapıya bürünmesini sağlamak. Öncelikli istemiş olduğumuz fiziksel alanlar; 150 metrekarelik bir fiziksel alan var. Daha sonrasında ise bölge seçildikten sonra bu bölgeye nasıl nüfuz etmesi gerekiyor, nasıl bir uzmanlık alanı geliştirmesi gerekiyor, bu uzmanlık alanına kaç gayrimenkul danışmanı ile hükmetmesi gerekiyor bunların analizleri yapılıyor. Bu gayrimenkul danışmanlarını nasıl bulabileceği, eğitimlerde ve franchise geliştirme süreçlerinde fazlasıyla anlatılıyor. Gayrimenkul danışmanlarını nasıl yönetmesi gerektiği, nasıl uzmanlaştırması gerektiğinde kendisine bahsediliyor. Çünkü bizim bir broker’dan istemiş olduğumuz dört tane önemli görev var. Birincisi, gayrimenkul danışmanı işe alması, ikincisi gayrimenkul danışmanını oryante etmesi daha sonrasında danışmanlık vermesi ve en sonunda da bu gayrimenkul danışmanını tutundurmasıdır. Bu dört temel görevi bir broker iyi bir şekilde icra edebildiği taktirde çok başarılı bir ofis kuruyor.”

ERA Türkiye olarak iyi bir teknolojik alt yapılarının olduğunu ve broker’ların da teknolojiyi iyi kullanmalarını istediklerini belirten Tümen:” ERA Türkiye’nin Avrupa’da başarılı olmuş bir sistem ve teknolojik alt yapısı var. Önümüzdeki günlerde burada da uygulayacağımız çok farklı çalışmalar söz konusu. Microsoft ile bir anlaşma yaptık. Tüm gayrimenkul danışmanlarımıza sunumlarını, prezantasyonlarını rahatlıkla yapabilmesi ve müşteriyle iletişimlerini rahatlıkla kurabilmesi için inanılmaz bir teknolojik altyapı kuruyoruz. PR çalışmaları yapıyoruz, iyi ofis çalışmaları yapıyoruz, bu anlamda dijital marketing yapıyoruz. Yani  nasıl normal hasbelkader çalışan bir emlak ofisinden farklılaşabileceğini, bu işten nasıl normalinden daha iyi bir para kazanılabileceğini tamamıyla anlatan bir işletim sistemi sunup, sürekli gözlemleyip, eksikliklerini gideren bir sistemimiz var” şeklinde konuştu.

Yönetici koçları yöneticilerin kişisel gelişimlerinde nasıl bir rol oynuyor?

Yönetici koçları yöneticilerin kişisel gelişimlerinde nasıl bir rol oynuyor?

Abdulrezzak Çil Tarih : 09 Ekim 2015

Diyalog Akademi Kurucusu ve Yöneticisi PhD. Pdr. Abdulrezzak Çil, yönetici koçlarının yöneticiler üzerindeki etkisini ve sunduğu avantajları Wise TV’ye anlattı.

Yöneticilerin bir koç ile hareket etmesinin kişisel gelişimlerine dolayısıyla şirketlerine de önemli avantajlar sunduğuna dikkat çeken Çil: “Yöneticiler kişisel gelişimlerine geçmişten daha fazla önem veriyorlar. Yani kendi katma değerlerini kendileri oluşturmak istiyorlar. Mesela kişisel kalitemi ve imajımı nasıl değiştirebilirim, iletişim tarzımı nasıl değiştirebilirim, diksiyonu nasıl geliştirebilirim ya da bir teşekkür konuşması nasıl yapabilirim gibi… Yani bu anlamda kendini yetiştirmek, geliştirmek ve bulunduğu ortamlara adapte etmek istiyor. Yönetici, bir yönetim kurulu toplantısı yapıyorsan toplantı ve zaman yönetimini nasıl yapmalıyım, karşılaştığım bir krizle nasıl baş etmeliyim veyahut personeli işe almadan işten çıkarmaya varana kadar süreçle alakalı ben iyi bir insan kaynakları uzmanı çalıştıracaksam en az onun kadar o süreci nasıl bilmeliyim şeklindeki sorular ile karşılaşabiliyor…. Yani yönetici önce kendi gelişimine katkı sağlıyor daha sonra şirketin yönetimi ile alakalı daha az donanımlı olmak istiyor. Bu ihtiyaçlarından yöneticilerin koçluk alması gerektiği de ortaya çıkmış oluyor” dedi.

Topluluk önünde etkili konuşmanın sırları nelerdir?

Topluluk önünde etkili konuşmanın sırları nelerdir?

Dr. Sedef Kabaş Tarih : 23 Aralık 2014

Eğitmen , Koç ve Danışman Dr. Sedef Kabaş, iş toplantılarında etkili konuşmak için gereken 3 sihirli cümleyi anlattı.

İlk cümlemiz “bana anlat” diyen Kabaş, “Harkes bir şeyler anlatır. Önemli olan nasıl anlattığınız. Konuşabilmek ile konuşmayı bilmek arasındaki önemli bir fark var. Az ve öz anlatarak konuyu sıkıcı bir hale getirmeden daha vurucu bir şekilde anlatmalıyız. Ancak bu şekilde zihinlerde iz bırakabiliriz. Birinci konumuz az sözle çok şey anlatmak. Bunun için de sözcük dağarcığımızı zenginleştirmemiz gerekiyor” dedi.

“Konuşmalarımızı sadece sözel anlatım üzerine kurarsak eskilerin dediği gibi ‘hafızayı beşer nisyan ile maluldür’ yani insan doğası unutur” şeklinde konuşan Sedef Kabaş, ikinci sihirli cümlenin “bana göster” olduğunu açıkladı. Buna göre sunumlarda ve seminerlerde konuşmayı görsellerle süslemek ve görselin gücünden yararlanmak gerekiyor. Power Point, Keynote ya da Prezi gibi tasarımları göze hitap edecek şekilde, zihinlerde iz bırakacak şekilde kullanmamızı tavsiye eden Kabaş, “Tüm bunları kullanırken şunu asla unutmayın: En önemli görseliniz kendinizsiniz, beden dilinizdir. Çünkü biz çoğu şeyi anlatılandan ziyade anlatandan ötürü hatırlarız” dedi.

Son olarak insanların ancak olaya dahil olarak anlayabildiklerini belirterek şunları söyledi: “Yeri geldiğinde insanlara soru sorarak yeri geldiğinde de onları güldürerek veya oyunlar, uygulamalar yaparak dahil edilebilirler. Bir anlamda başarılı sunumlarımızı dinleyicilerimizle birlikte inşaa edeceğiz.”