int(6) KOOP LAUNCH
IBM, teknoloji üretirken sektörleri izliyor ve proaktif davranıyor

IBM, teknoloji üretirken sektörleri izliyor ve proaktif davranıyor

Simge Alpargun Tarih : 25 Temmuz 2017

IBM Hizmetler Satış Yöneticisi Simge Alpargun IBM’in teknoloji üretiminde nasıl bir yol izlediğini Wise TV’ye açıkladı.

Wise TV’nin sorularını yanıtlayan Alpargun, bugün üretilen çözümlerin bir yıl sonra eskiyebileceğini, geçersizleşebileceğini veya yanlış olabileceğini dile getirerek IBM’in gelecekte oluşabilecek bu tür durumlara karşı research ve garaj yatırımları olduğunu, tüm dünya genelinde belirli noktalarda garajlar açarak, konunun uzmanları ile çalışıp, ‘bir adım sonrasında pazarın beklentileri ve ihtiyaçları neler olabilir?! sorularına cevaplar aradığını, bunun için ar-ge çalışmaları yaptığını belirtti.

Alpargun IBM olarak yalnızca bir ürünü pazara çıkarıp, onun adaptasyon sürecine ve kullanımına odaklanmadıklarını, ürünün gelecekte nasıl değişmesi ve gelişmesi gerektiğine yönelik tahminlemelere de odaklandıklarını, böylece pazarların şekillenmesinde de oyuncu olarak yer almak istediklerini sözlerine ekleyerek, finans, sağlık, üretim ve kamu gibi birçok sektörün artık teknolojiden bağımsız düşünülemeyeceğini ve teknolojinin sektörleri şekillendirdiğini, IBM’in ise bu teknolojik gelişmeler ortamında kurumların yaşadığı olumsuzlukları gidermeye yönelik ve fırsatları görmelerini sağlamayı amaçlayan teknolojiler ürettiğini belirtti.

Bankalar cognitive bankacılığa doğru nasıl evriliyor?

Bankalar cognitive bankacılığa doğru nasıl evriliyor?

Serdar Turan Tarih :

Bloomberg Businessweek Genel Yayın Yönetmeni Serdar Turan bankaların cognitive bankacılığa geçiş süreçlerini Wise TV’ye değerlendirdi.

Cognitive Bankacılığa geçiş sürecinde bankalar için müşteri deneyimi, operasyon süreci ve iş modellerini içeren 3 ana başlığın  öne çıktığını dile getirerek sözlerine başlayan Serdar Turan  yeni teknolojik gelişmelerle beraber farklı sektörlede gördükleri bir çok yeniliği bankacılıktan da talep eden müşterilerin istek ve beklentilerinin sürekli değiştiğini, dolayısıyla finans sektörünün hızlı ve kolay işlem yapma arzusu içinde olan müşterilerin deneyimlerine yönelik, günlük, aylık ve yıllık olarak yeniden şekillendirmeler yapmaları gerektiğini vurguladı. İçe yönelik operasyon ve süreçlerin de yenilenmesi gerektiğinin  altını çizen Turan “burası olgunlaşmış bir alan gibi görünse de bir birimlik bir artış bile çok ciddi kazançları beraberinde getirecektir.” diyerek, yakın zamanda bu alandaki  yansımaların ciddi şekilde gözlemleneceğini belirtti.

Turan teknolojik gelişmelerin geleneksel iş modelleri üzerindeki etkisini “artık hiçbir banka veya şirket tek başına birşeyler yapabileceğini iddia edemeyecek, ekosistemler, platformlar, yeni deneyim noktaları devreye girdi” sözleriyle açıklayarak  geçiş sürecinde oluşan büyük resmi görmeye çalışan ve rotalarını belirlemeye çabalayan bir çok kuruluş olduğunu, tüm bu sistemi hayata geçirmenin stratejik anlamda zorluklar içerdiğini fakat bunu başaran kuruluşların büyük bir rekabet avantajı yakalayacağını ifade etti.

Turan ayrıca her zaman teknoloji dalgalarını yakalayıp iyi bir şekilde değerlendirebilen bankacılık sektörünün teknolojideki yeni gelişmeleri analiz edip anlamlandırma ve neler yapabileceklerini belirleme aşamasında bulunduklarını, şimdilik öncü uygulamaların ön planda olduğunu fakat kısa vadede hızlı gelişmelerin sonuçlarının görüleceğini belirtti.

Blockchain finans sektörünü ne yönde değiştirecek?

Blockchain finans sektörünü ne yönde değiştirecek?

Özgür Demirtaş Tarih :

Sabancı Üniversitesi Finans Kürsü Başkanı Prof. Dr. K. Özgür Demirtaş Blokchain’in finans sektöründe ne gibi değişiklikler yaratacağını Wise TV’ye açıkladı.

Wise TV’nin Blockchain teknolojisi ve yaratacağı değişimlerle ilgili sorularını cevaplayan Demirtaş  “bankaların görevi,  fazla parası olan insanlardan ve tasarruf etmek isteyen insanlardan para alıp karşılığında faiz vermek, paraya ihtiyacı olanlara da kredi verip karşılığında komisyon almak, paranın insanlar arasında  transfer edilmesini kolaylaştırmaktır. Dolayısıyla bir güven merkezidir.” diyerek Blockchain teknolojisi ile beraber bu güven merkezinin  birçok farklı kanala  dağılacağını belirtti. Artık güvenip güvenmeme kararını  bireylerin değil makinaların  vereceğini vurgulayan Demirtaş, Blockchain teknolojileriyle beraber bankaların mevcut yapılarını koruyamayacaklarını, bir değişim içine gireceklerini de sözlerine ekledi.

 Yeni dönemde finans dünyasının baş aktörleri bankalar, fintek şirketleri ve yazılım şirketleri arasında bir  çözüm ortaklığının bulunması gerektiğine de değinen Demirtaş yazılım şirketlerinin tek başına banka görevi yapamayacağı gibi bankaların da tek başına yazılım geliştiremeyeceğini ifade ederek burada bir sinerji olmasının zorunluluk olduğunu vurguladı. Blockchain’in yanı sıra robo-advisor teknolojilerinin de yakın bir gelecekte ortaya çıkacağını ve makinaların insanları yönlendireceğini sözlerine ekleyen Demirtaş gelecekte öne çıkan en önemli konulardan birinin de siber güvenlik olduğunu, siber güvenliğin büyük bir önem taşıdığını, finans sektörünün de siber güvenlik alt yapılarına önem vermesi gerektiğine değinerek,  geleceğin gelme hızı artarken buna direnmeden hareket etmek gerektiğini belirtti.

 

Türkiye – ABD ekonomik ilişkilerinin potansiyeli ve TAİK

Türkiye – ABD ekonomik ilişkilerinin potansiyeli ve TAİK

Ekim Alptekin Tarih : 13 Ocak 2016

TAİK Başkanı Ekim Alptekin, Türkiye – ABD ekonomik ilişkilerini, potansiyelleri ve fırsatları Wise TV aracılığıyla değerlendirdi.

Amerika’nın dünyanın 1 numaralı ekonomisi olduğunu ve  dolayısıyla Türkiye’yi çok büyük bir fırsatın beklediğini belirten Alptekin: ” Şu anda hali hazırdaki ticaret hacmimize bakarsanız 20 milyar dolar civarı tabi bu çok düşük bir hacim, sadece mesafe ile açıklanabilir bir düşüklük değil bu ayrıca. Çünkü Amerika her yere uzak sadece bize uzak değil. Başka yapısal engeller, başka sorunlar ve fırsatlar var. Zaten bu çalıştayın amacı da bunları bir çıktı olarak toparlayabilmek. Tabi biz ilk kez bir araya gelmiyoruz. Ancak 1 ya da 2 saatlik toplantılarda bir araya geliyoruz. Tabi o toplantılarda bugünkü çalıştay kadar verim alamıyoruz. Yani bugünün amacı sadece şirketlerde değil işte STK ‘lar burada, akademik hayattan insanlar burada, Bahçeşehir Üniversitesi burada, Ekonomi Bakanlığı yetkililerimiz burada, turizm yetkililerimiz burada vs. Yani böyle bir grup ile bir gün geçirerek yıl içindeki bütün izlenimlerimiz birlikte paylaşıp bu bilgi alışverişi ile ekosisteme fayda sağlanmış oluyor. Fırsatlara geldiğimizde ise bugün öğrendiğim şeylerden biri Türkiye’nin bölgesel merkez olma potansiyeli var. Bunu hep biliyorduk zaten ama Türkiye’de aktif olan şu an Amerikan şirketlerinin çoğunluğu hala Türkiye’yi bu anlamda değerlendirmiş değil ama bu yönde bir istek ve arzu var. Biz de TAİK gibi kurumlarda bu potansiyeli ortaya çıkarmak için alet olabiliyoruz” şeklinde konuştu.

Türkiye’de Özel Sermaye Fonları Nasıl Gelişir?

Türkiye’de Özel Sermaye Fonları Nasıl Gelişir?

Barış Öney Tarih : 24 Mart 2015

ozelsermayeÖzel Sermaye Fonları Türkiye’de önemli bir boşluğu dolduruyor. Türkiye’de yerleşik olan yaklaşık 20 adet ve ayrıca yurt dışında olan yaklaşık 40 adet Özel Sermaye Fonu, Türkiye’deki şirketlerle aktif olarak ilgileniyor.

Türkiye’deki Özel Sermaye Fonları 15-20 milyon dolar ve üzerindeki yatırımları değerlendiriyor. Bu alan tamamen büyük şirketlerin bulunduğu bir alan. Türkiye’deki en büyük 2 bin şirket bu havuzun içerisine girebiliyor. Fakat Türkiye’de 10 milyon doların altında yatırım yapabilecek Özel Sermaye Fonlarına ihtiyaç var ve bunu yapan çok az Özel Sermaye Fonu mevcut.

Özellikle büyük Türk şirketlerini Özel Sermaye Fonları ile ilgili tereddütte bırakan konu, Özel Sermaye Fonlarının 5-6 sene sonra hisselerini satıp yatırımdan çıkış yapmaları. Bu, Anglosakson yatırım şekli. Bir işe gireceksiniz, büyütüp satacaksınız. Büyük Türk şirketleri de bu şekilde bir düşünce yapısına kavuşurlarsa, Özel Sermaye Fonları ile çok rahat biçimde büyüyebilirler.

Türk Şirketleri Özel Sermaye Fonları ile Yurt Dışına Açılabilir

Türk Şirketleri Özel Sermaye Fonları ile Yurt Dışına Açılabilir

Barış Öney Tarih : 23 Mart 2015

ozelsermayeTürk şirketleri, hem yurt içinde hem de yurt dışında iş yapma konusunda yüksek motivasyona sahip ve dinamik hareket eden genç girişimciler ve genç yöneticilerle çalışıyorlar. Bu, şirketlerimiz için önemli bir avantaj. Bir diğer avantajımız ise genel olarak hem Avrupa şirketlerinden hem de Asyalı şirketlerden çok daha iyi durumda olmamız.

Türk şirketleri dünyanın her yerinde faaliyet yürütebilecek kapasiteye sahipler; fakat henüz bunun farkında değiller. Türk şirketlerinin yurt dışına açılma konusunda yersiz korkuları var. Başarılı olup olamayacakları konusunda da endişe duyuyorlar.

Türk şirketlerinin önünde çok önemli küreselleşme fırsatları var. Bu anlamda karar alan ama sermayeye ihtiyaç duyan şirketler, bunu büyük bir sorun olarak görmemeliler. Böyle bir durumda Özel Sermaye Fonlarını devreye sokarak finansman sağlayabilirler.

Yurt dışına açılmak isteyen firmaların dikkatine!

Yurt dışına açılmak isteyen firmaların dikkatine!

Barış Öney Tarih : 20 Mart 2015

Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı Barış Öney, yurt dışına açılmak isteyen şirketlerin öncesinde yapması gereken hazırlıkları anlattı.

Yurt dışına açılmanın önemli bir konu olduğunu ifade eden Barış Öney “Yurt dışına açılmak Türk şirketlerin bu güne kadar çok ciddi baktıkları bir konu değil. İhracatı kastetmiyorum. İhracat Türkiye’de ciddi anlamda başarılı bir olgu. Bir çok şirket küçükte olsa büyükte olsa çok ciddi pazarlara ihracat yapıyor. Ancak yurt dışına açılımdan kasıt yurt dışında başka ülkelerde operasyon yapma noktasına gelme yani gideceksiniz Çin’de Hindistan’da Avrupa’da herhangi bir ülkesinde Türkiye’de kurmuş olduğunuz operasyonu orada kuracaksınız. Bunu iki yolla yapabilirsiniz ya gidip o ülkede sıfırdan başlayıp yerleşeceksiniz ve bu operasyonlara başlayacaksınız ya da o ülkelerde gidip sizden daha ufak şirketler bulup belki gidip o şirketleri satın alarak o ülkelerde yerleşik hale geleceksiniz” dedi.

Yurt dışında faaliyet gösteren Turkcell, Eczacıbaşı ve Anadolu Endüstri Holding gibi şirketlerin önemli yatırımlarda bulunduklarını söyleyen Öney bu yatırımların daha tabandaki şirketlere de yayılması gerektiğini söyledi. Ne kadar çok Türk şirketi yurt dışına açılırsa Türkiye açısından o kadar iyi bir şey diyen Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı Barış Öney “Çünkü siz Türkiye’yi dünyaya açtıkça oradaki markalarınız dünya çapında da tanınmaya başlayınca Türk ekonomisi açısından da bu güzel bir şey olumlu bir şey. Artık dünya küresel olarak faaliyetini sürdürüyor. Bu yüzden sadece Türkiye’de büyümek maalesef yetmiyor” diyerek sözlerine son verdi.

Özel Sermaye Fonları Özel Sektördeki Yüksek Borçlanmaya Çözüm Olabilir Mi?

Özel Sermaye Fonları Özel Sektördeki Yüksek Borçlanmaya Çözüm Olabilir Mi?

Barış Öney Tarih : 11 Mart 2015

ozelsermayefonuIMF’nin yapmış olduğu son değerlendirmelere göre 2015 ve 2016’da Türkiye’nin yüzde 3,5-4 seviyelerinde büyüme ile dünyadaki pek çok ülkeden daha yüksek bir büyüme hızına sahip olacağı öngörülüyor. Buna rağmen Türkiye’de kurumsal borcun sermayeye oranı yüzde 140’lara ulaşarak çok yükseldi ve sermaye ihtiyacı önem kazandı.

Özel Sermaye Fonlarının gelmesi için yurt içi yatırım şart

IMF’ye göre dünyada 2015 büyüme beklentisi yüzde 3,5 iken bu oranın ABD’de yüzde 3,6, EURO Bölgesi için yüzde 1,2, Japonya için yüzde 0,6, Rusya’da eksi yüzde 3 ve Çin’de yüzde 6,8 olması öngörülüyor. Diğer taraftan petrol fiyatlarının düşmesi sebebiyle cari açıkta ciddi bir düşüş bekleniyor. Buna rağmen 2014’te gelen doğrudan yabancı yatırımların GSYİH’ya oranı yüzde 20 civarında. Oysa Türkiye’nin sağlıklı büyümesi için bu oranın yüzde 30’lar civarında olması gerekiyor. Bunun için de özel sektör yatırımlarının artması, yatırımların artması için de yurt içi birikimlerin artması şart.
Şirketlerin, bankalara borçlanma oranında dünyada Brezilya ve İsrail dışında son sıralara gerilemiş durumdayken yatırımlara kaynak bulmaları oldukça güç. Bu ancak şirketlere çok ciddi sermaye enjeksiyonu ile olabilir. Bunun da bugünün ortamında tek yolu yabancı stratejik ortaklıklar ve Özel Sermaye Fonlarından edinilecek finansal kaynaklardır.

Türkiye’ye yatırım için bakan Özel Sermaye Fonları, yapıları gereği ağırlıklı olarak şirket başına 25-45 milyon dolar aralığında yatırım yapıyor. Türkiye’nin ilk 1000-2000 şirketi bir tarafa bırakılırsa bu rakamın önümüzdeki 5 yıllık perspektifte 10 milyon dolarlara ve hatta altına düşmesi beklenebilir. Hükumet ve IFC gibi kuruluşlar aslında bunun yeni yeni farkına varıp fon desteklerini ve yapılarını buna göre oluşturmaya çalışıyorlar. Türkiye’de bulunan 500.000’den fazla şirket içinden iyi olanlar ve bu tür sermayeleri yaratmada uzman danışmanlarla çalışanlar, bu tür kaynaklardan önümüzdeki yıllarda faydalanabilecekler.

Özel Sermaye Fonlarından uzman danışman olmadan kaynak yaratmak zor

Yabancıların iş yapış kültürleriyle Türk patronların iş yapış yöntemleri farklı olabiliyor. Ancak ortak uygun bir zeminde buluştuklarında ortaya başarılı sonuçlar çıktığını görüyoruz. Yeterli öz sermayesi olmayan Türk şirketleri son dönemde Özel Sermaye Fonları ve yabancı ortaklıklar konusunu daha fazla gündemlerine aldılar. Ancak hazırlıklarını tamamlayıp yatırıma uygun hale gelmeleri gerekiyor. Bunun için de olmazsa olmaz uzman danışmanlarla çalışmalılar. Globalturk Capital olarak bizim çalışmalarımız da yatırımcı ile uygun şirketi buluşturarak ya da potansiyel şirketi uygun hale getirerek şirket birleşmesi aşamalarının sağlıklı şekilde sürdürülmesi ve sonrasında ortaklıkların başarı ile yürümesini sağlamaya yönelik gerçekleşiyor. 2015 ve 2016 yıllarında şirketlerin söz konusu ortaklıkları başarabilmesi için bu çalışmalara süratle başlamaları gerekiyor. Tüm hazırlıklar ve ortaklığın gerçekleşmesi günümüz konjonktüründe ortalama 18 ay sürüyor.

Türk şirketleri özel sermaye fonları ile yurt dışına açılabilir

Türk şirketleri özel sermaye fonları ile yurt dışına açılabilir

Barış Öney Tarih :

Türk şirketleri özel sermaye fonları ile yurt dışına açılabilir Globalturk Capital Kurucu ve Yönetici Ortağı Barış Öney, Türk şirketlerinin önümüzdeki 10 yıllık süreçte dünyada daha iyi bir konuma gelebilmeleri için neler yapmaları gerektiğini anlattı.

Türk şirketlerinin küresel anlamda başarılı olabilmelerini sağlayacak çok önemli iki özelliğine dikkat çeken Barış Öney, “Türk şirketleri, hem yurt içinde hem de yurt dışında iş yapma konusunda yüksek motivasyona sahip ve dinamik hareket eden genç girişimciler ve genç yöneticilerle çalışıyorlar. Bu, şirketlerimiz için önemli bir avantaj. Bir diğer avantajımız ise genel olarak hem Avrupa şirketlerinden hem de Asyalı şirketlerden çok daha iyi durumda olmamız.” dedi.

Türk şirketlerinin dünyanın her yerinde faaliyet yürütebilecek kapasiteye sahip olduklarını, ancak bunun farkında olmadıklarını söyleyen Öney; Türk şirketlerinin yurt dışına açılma konusunda yersiz korkularının olduğunu ve başarılı olup olamayacakları konusunda da endişelerinin olduğunu ifade etti.

Türk şirketlerinin dünyanın her bölgesinde iş yapabilmeyi başarmaları halinde önlerinde çok önemli küreselleşme fırsatları olduğunu belirten Öney, “Bu anlamda karar alan ama sermayeye ihtiyaç duyan şirketler, bunu büyük bir sorun olarak görmemeliler. Böyle bir durumda özel sermaye fonlarını devreye sokarak finansman sağlayabilirler.” şeklinde konuştu.

İlk kez ihracat yapacak firmaların dikkatine!

İlk kez ihracat yapacak firmaların dikkatine!

Gökhan Erol Tarih : 27 Şubat 2015

Inovakademi Genel Müdürü Gökhan Erol, üretici firmalar için ihracatın çok önemli bir alternatiftir olduğunu ve piyasaların daralmasıyla beraber yurt dışına olan yönelmelerin arttığını belirtti.

Yurt dışına olan yönelmelerin çok doğru bir alternatif olarak değerlendiren Inovakademi Genel Müdürü Gökhan Erol “Piyasada riski dağıtmak gerekiyor. İktisatta yumurtaların aynı sepete koyulmaması teorisi var. Bu teoriye göre de ihracat yapmak elzemdir.” dedi.

Daha önce hiç ihracat yapmamış olan firmalar için önerilerde bulunan Gökhan Erol devletin ihracat yapan firmalara yönelik çeşitli desteklerinin olduğunu ve bunların kullanılması gerektiğini söyledi. Gökhan Erol “Bunun için de Wise TV’den devlet destekleri videosunu izlemelerini öneririm. Bu videoda devlet desteklerinde neler var hepsi anlatılıyor.

Devletin verdiği destekler arasında fuar desteği, yurt dışı pazar araştırma desteği, e-ticaret sitelerine üyelik desteği, yurt dışında marka tescil desteği, tanıtım desteği var. Şirketler bu desteklerin hepsini bir araya getirerek 3 yıllık planlarını yapmaları gerekiyor.” diye belirtti.

Üç yıllık planlarını hazırlayan şirketlerin gezilerini devlet desteğiyle gerçekleştirmelerini tavsiye eden Erol, “Tabi bu gezileri de devlet desteğiyle planlamak lazım. Yani bir proje oluşturduğunuzda üç yıllık planda atıyorum 100 bin dolar dip toplam çıkıyorsa bunu devlet desteğiyle 40, 50 bin dolarlara indirmeniz mümkündür iadelerle.” diye söyledi.

Sektörel fuarların çok önemli olduğunu ve her konuda ayrı ayrı fuarların düzenlendiğini ifade eden Inovakademi Genel Müdürü Gökhan Erol ”Yeni başlayan şirketlere bu fuarları üç yıllık takvimlerine yerleştirerek müşteri ve pazar ziyaretlerini pekiştirerek bir ihracat yol haritası yapmalarını öneriyorum.” diye vurguladı.