int(6) Weidmüller’in satış öncesi ve sonrası teknik hizmetleri nelerdir?
Weidmüller’in satış öncesi ve sonrası teknik hizmetleri nelerdir?

Weidmüller’in satış öncesi ve sonrası teknik hizmetleri nelerdir?

Alp Akpulat Tarih : 19 Ağustos 2016

Weidmüller Türkiye Teknik Destek & Endüstri Müdürü Alp Akpulat, Weidmüller’in satış öncesi ve sonrası teknik hizmetlerinin detaylarını Wise TV’ye anlattı.

Günümüz rekabet ortamında teknik destek hizmetlerinin önemli farklar yarattığını kaydeden Akpulat, konuşmasında şunları dile getirdi:

“Günümüzde bilişim teknolojilerinin hızla gelişmesi ile bilgiye ulaşmak ve rekabetçi pazarlar içerisinde aranan ürünlere alternatifler üretebilmek bilinçlenen tüketiciler açsından oldukça pratik hale gelmektedir. Bu noktada müşterilerin marka tercihindeki trend yalnızca ürününüzün kalitesi veya işlevselliği değil, bunun yanında sunacağınız diğer hizmetler olan, ürünün zamanında teslimi, sunacağınız teknik destek ve müşteri hizmetleri aktiviteleri gibi faktörlerin belirleyici unsurlar hizmet kalitesini belirleyerek satın alma kararı üzerinde ciddi etkiler oluşturmaktadır.Bu unsurlardan satış öncesi ve sonrası teknik destek faaliyetlerimizi Teknik Departmanımız çatısı altında yürütmekte olup, departman bünyesinde teşkil edilen mühendis ve teknisyen arkadaşlarımız ile müşterilerimize uygulamalarında ihtiyaç duydukları en uygun çözümleri sunmayı hedeflemekteyiz. Bizler için olduğu gibi rekabetçi pazarlarında faaliyet gösteren çözüm ortaklarımızı, fiyat/performans bazında efektif çözümler ile buluşturarak, muadil ürün alternatifleri geliştirerek ve uygulama anlamında teknik destek sunarak rekabetçi kılmayı hedeflemekteyiz. Departmanımız bünyesinde satış sonrası teknik hizmetler olarak değerlendireceğimiz teknik servis hizmetleri de başarı ile icra edilmektedir. Almanya’da bulunan merkez ofisimizde çeşitli ürün portföylerine sunulacak servis faaliyetleri konusunda eğitimlerini tamamlayarak sertifikalarını almış olan ekibimiz, özellikle el aletleri gruplarımız ve markalama cihazlarımız ile ilgili tamir, bakım ve kalibrasyon işlemlerini ülke ofisimiz bünyesinde icra edecek yetkinliğe sahiptirler. Teknik hizmetler altında yürütülen bir diğer çalışma ise Weidmüller’in sunmuş olduğu geniş ürün portföyü konusunda satış ekibinin teknik bilgisini sürekli şekilde güncel tutulması ve aynı zamanda Türkiye genelini kapsayan bayi ağının da müşterilerine Weidmüller ürünleri konusunda yetkin satış hizmetlerini sunulabilmesini sağlamak adına teknik eğitim faaliyetlerini yürütmektedir.”

Ekonomi Bakanlığı’nın KOBİ’lere yönelik destekleri

Ekonomi Bakanlığı’nın KOBİ’lere yönelik destekleri

Hüsnü Ada Tarih : 23 Ağustos 2013

Grafik_240908KOBİ’lere yönelik destekleri üç ayrı sepete koyabiliriz. Bunlardan en önemlisi ihracat destekleri… Yani mal ticaretine yönelik destekler. Bakanlık burada firmaları 4 gruba ayırıyor.

Birinci grup KOBİ’lerinde içinde bulunduğu hiç ihracat yapmamış, ihracatla henüz tanışmamış firmaların ihracat yapmasına yönelik destekler.

İkinci grup, daha önce ihracat yapmış, belli pazarlara girmiş; ama girdiği pazarlarda daha fazla tutunabilmek için bölgeye yatırım yapmayı düşünen firmalar için verilen destekler.

Üçüncüsü ise bu iki aşamayı da geçmiş belli bir büyüklüğe ulaşmış ve artık marka oluşturmak isteyen firmalara yönelik marka destek programları.

Son olarak da Türkiye’deki büyük markaların küresel oyuncu olmasını sağlamaya yönelik düzenlenen Turquality destek programları.
Yukarıda sıralanan desteklerin tamamı KOBİ’lere hitap etmiyor. Örneğin, Turquality destek programı Türkiye’deki büyük oyuncuların küresel marka haline gelmesini sağlamak için düzenlenmiş bir destek programı.

KOBİ’lere yönelik olan desteklere baktığımızda ilk adımda hiç ihracat yapmamış bir firmaya genel olarak yurt dışındaki fuarlara katılmaya yönelik teşvikler veriyor. Çünkü bu fuarlarda potansiyel müşterilerle tanışabilirsiniz. Veya belirlediğiniz herhangi bir ülkede Pazar araştırması yapmanız için bazı masraflar bakanlık tarafından karşılanıyor.

Bir firma olarak başvurulduğunda çok önemsenmeyecek danışmanlık hizmetleri, sektör çatı örgütleriyle başvurulduğunda daha yüklü miktara ve daha kapsamlı desteklere dönüşebilmektedir. Üçüncü marka destek programlarında ilk ikisine nazaran daha kapsamlı destekler var. Mesela, yurtdışında açtığınız ofis, mağazanın belli bir yıla kadar belli bir miktar kiralarının ödenmesine dair hususlar var. Yine danışmanlık hizmetleri ve eğitim hizmetlerine yönelik destekler alabiliyorsunuz.

Kişiye özel ofis dizaynı nasıl yapılır?

Kişiye özel ofis dizaynı nasıl yapılır?

Murat Sarı Tarih :

modern-office-furniture-interior-magnificent-design-ideasOfis dizaynı yapılırken öncelikle sizin istekleriniz ve ihtiyaçlarınız analiz edilir. Ne gibi özellikler arıyorsunuz, nerede, nasıl kullanacaksınız ve diğer detaylar değerlendirilir. Sonrasında bir iç mimar danışmanlığında ofisin dizayn edilmesi süreci başlamış olur.

Tasarım aşamasında ofis mobilyalarının meslek grubu için kullanılacağı belirleyici bir etkendir. Buna göre uygun renkler seçilir, tasarım yapılır.

İkinci parametre ise bütçedir. Hangi bütçe aralığında iseniz ona uygun fiyat ve tasarım seçenekleri üzerinden gidilir.

Üçüncü olarak ise çalışan personel sayısı ve bu doğrultuda ihtiyaçlar belirlenir. Kurumsal hassasiyetler göz önünde bulundurulur.

Ofis mobilyalarını aktif olarak tasarlarken ise mekânın özellikleri belirleyici rol oynar. Eğer mekân ham ise ofis mobilyaları daha esnek bir şekilde tasarlanır. Aksi takdirde kapı, parke ve duvar rengi gibi özellikler hesaba katılarak tasarım gerçekleştirilir.

Ofis tasarımlarının bir diğer vazgeçilmezi ise aksesuarlardır. İç mimar size hangi objeyi nerede konumlandırmanız gerektiği noktasında yardımcı olur, ancak siz genel olarak ofis mobilyaları ile aksesuarların dizayn noktasında birbirinden ayrılamayacağını unutmamalısınız. Örneğin çiçeklerinizi ofis mobilyanızın özelliklerine ve duruşuna göre yerleştirmelisiniz.

Ofis mobilyaları nasıl tasarlanır?

Ofis mobilyaları nasıl tasarlanır?

Murat Sarı Tarih :

Office-Furniture-2-550x413Ofis mobilyaları iki aşamada tasarlanır. Birincisi ofis mobilyası satışı gerçekleştiren yerlerde çalışan endüstriyel tasarımcıların yaptığı tasarımlar, ikincisi ofis mobilyası alırken size özel çizilen tasarımlar.

Endüstriyel tasarımcılar, ofis mobilyalarının tasarımını, ihtiyaç-taleplere uygun şekilde ve yeni trendleri takip ederek yaparlar.

Ofis mobilyası satın alırken yapılan tasarımlar ise kişiye özeldir. Örneğin siz 80 metrekarelik bir ofis için ofis mobilyası ürünleri talep edersiniz. İstek ve önceliklerinize göre tasarımcılar autocat programı yardımıyla sizin için bir çizim yaparlar. İç mimar danışmanlığında yürütülen bu süreçte yapılan çizim ekran üzerinde modifiye edilerek istenilen tasarıma ulaşılır. Bu hizmeti alabileceğiniz yerler mevcut. Örneğin biz tasarım hizmetini iç mimar danışmanlığı ile birleştirerek kişiye özel tasarımlar yapıyoruz.

Ancak genel olarak belirtmek gerekirse ofis mobilyası tasarımında mesleğinizi öncelikli parametre olarak düşünmenizde fayda var. Çünkü yapılan tasarımlar meslek gruplarına göre değişiyor. Örneğin müşteri ilişkiler ofisinde çalışıyorsanız farklı, avukatlık bürosunda çalışıyorsanız farklı bir tasarıma ihtiyacınız var.

Diğer yandan ofis mobilyalarının bulunduğunuz mekânda nasıl dizayn edildiği de önemli. Işığın nereden geldiği, havalandırmanın yeri ve ofis gereçlerinin konumuna göre ofis mobilyalarınızın yeri, şekli veya tasarımı değişebilir.

Bununla birlikte ofisinizin duvar ve parke özellikleri de ofis mobilyası tasarımınızı doğrudan etkileyen bir unsur. Örneğin duvar rengi temelde belirleyici bir faktör. Benzer şekilde parkenin durumu da tasarımı şekillendiren bir etken.

Ofis mobilyası alırken nelere dikkat edilmeli?

Ofis mobilyası alırken nelere dikkat edilmeli?

Murat Sarı Tarih :

Office-Furniture-ColorsOfis mobilyalarının üretiminde özellikle iki yerde kanserojen madde kullanımını nadir de olsa görebiliyoruz.
Bunlardan ilki sunta fabrikalarında ilk üretimin gerçekleştiği aşama.

Tomruk ağacı kesildikten sonra kurutularak sunta fabrikalarına gidiyor. Fabrikada küçük parçalar haline getirme işlemi gerçekleşiyor. Kum taneleri haline getirildikten sonra gerekli kimyasal maddeler içine karıştırılıyor. İşte burada kullanılan kimyasalların kanserojen madde içermemesi gerekiyor.

Üretilen malzemeler özellikle ihraç ediliyorsa sıkı kontrollerden geçiyor. Ama iç piyasa için üretiliyorsa ne yazık ki kontrol edilmiyor ve kanserojen maddeler kullanılmışsa bunlar tespit edilmediği için insan sağlığını tehdit edebiliyor.

Özellikle çocuk odaları yapan üreticiler bu konuya çok dikkat etmeli. Su bazlı cila malzemeleri dediğimiz türden malzemeler kullanılırsa kanserojen riski yok denecek kadar az seviyelere inebilir.

Bilinçli tüketiciler bu konuda üreticileri uyarıyor. Ancak tüketicilerin bu konuda bilgi sahibi olduğunu söyleyemeyiz.

İkinci olarak ofis mobilyalarında kanserojen maddelere cila türü boyalı kaplamalarda karşılaşıyoruz. Mobilyanızın dış kaplaması eğer cila türünden ise kanserojen madde içermesi ihtimal dâhilinde. Yine bu konuda bilinçli olmak ve satın alırken özellikle bu konuyu sorgulamak gerekiyor.

Ofis mobilyası alırken nelere dikkat edilmeli?

Ofis mobilyası alırken nelere dikkat edilmeli?

Murat Sarı Tarih :

resim70805Ofis mobilyası alırken öncelikle ofis mekânınızın ölçülerine ve fiziksel özelliklerine hâkim olmanız gerekiyor. Odaların genişlikleri ve ebatlarının kaç cm/m olduğu verisi elinizde olması gereken bir bilgi.

İkinci olarak hangi meslek grubuna dâhil olduğunuz burada önemli bir rol oynuyor. Örneğin, avukat iseniz daha ciddi ve açık renkleri tercih etmek, ya da sosyal medya ajansı için ofis mobilyası düşünüyorsanız daha canlı renkleri tercih ve dizaynı ona göre yapmak gerekiyor.

Üçüncü olarak kalite diyebiliriz. Çünkü kullandığınız ürünlerin kolay deforme olup olmaması, doğru malzemeler kullanılmış olması, dayanıklı olması ve sizi temsil en iyi şekilde temsil etmesi önemlidir. Alacağınız ofis mobilyasını sık aralıklarla değiştirmeyeceğinizi varsayarsak almışken iyisini almak gerekir diyebiliriz. Örneğin, makam odaları için lake kaplamalı ürünler kullanılırken çalışma odalarında daha dayanıklı, çizilmeyen, sigaradan etkilenmeyen, yanmaz ürünler tercih edilmeli.

Diğer yandan, ofis mobilyası alırken estetiğe önem vermeniz ve beraberinde çalışma psikolojisini de hesaba katmanız önem kazanıyor. Çünkü çalışma motivasyonu veya konsantrasyonu gibi kavramlar ofis mobilyasının şekli, rengi ve dizaynı ile yakından ilgili.

Seçeneğiniz ofis mobilyası psikolojik olarak desteklemeli, çalışma şevkinizi artırmalıdır. Ofis mobilyası seçiminde psikolojik olarak neler getireceğini her aşamada göz önünde bulundurmalısınız.

Meslek gruplarına göre ofis mobilyası tercihi nasıl olmalı?

Meslek gruplarına göre ofis mobilyası tercihi nasıl olmalı?

Burak Pirinççioğlu Tarih : 31 Temmuz 2013

black-office-furnitureOfis mobilyası türleri meslek gruplarına göre önemli oranda çeşitlilik gösteriyor. Yaptığınız işe, bulunduğunuz mesleğe göre ofis mobilyalarının taşıması gereken belli standartlar ya da özellikler mevcut.

Örneğin, mekân tasarımlarında meslek gruplarının gerektirdiği bazı düzenlemeler olabiliyor. Avukatlık bürolarını düşünelim. O ortamın gerektirdiği dekorasyonel ihtiyaçlar ofis mobilyalarının da tarzının belirliyor. Çizgiler, avukatlık mesleğinin ciddiyeti ile örtüşmek durumunda. Dokular da daha ağır bir tarza sahip olmalı. Buna karşılık bir kreatif ajans ortamı için daha canlı renklerin tercih edilmesi gerektiğini söyleyebiliriz.

Meslek gruplarının kendine has birtakım özellikleri de ofis mobilyası tasarımlarını önemli oranda etkileyebiliyor. Örneğin ofisi ne oranda kullandığınız, ne kadar zaman geçirdiğiniz önemli. Diğer yandan ast-üst ilişkisi de kritik bir nokta. Bazı mesleklerde bu ayrım çok net göze çarpmazken, bazen ofisteki hiyerarşi mobilya tasarımlarını temelden etkiliyor.

Çalışma psikoloji de ofis mobilyalarının mesleklere göre tasarlanmasında göz önünde bulundurulan önemli bir faktör. Yaptığınız işin doğası uymayan bir ofis mobilyası tasarımı çok zaman için çalışma psikolojinizi olumsuz yönde etkileyebilir ve motivasyonunuzu kırabilir.

Sonuç olarak ofis mobilyası satın alırken meslek grubunun özellikleri detaylı bir şekilde hesaba katılmalı diyebiliriz.

Home ofis mobilyalar nasıl doğdu, ne gibi yenilikler getiriyor?

Home ofis mobilyalar nasıl doğdu, ne gibi yenilikler getiriyor?

Burak Pirinççioğlu Tarih :

modern-home-office-design-ideas-806Gelişen teknoloji ve iş yaşamının değişen koşulları ile birlikte ofis ortamlarının plazalardan çıkıp evlere yönelik gelişmeye başladığını görüyoruz.

Buna zemin hazırlayan 2 temel neden var. Birincisi, iletişim olanakları sayesinde çalışanların fiziksel olarak uzakta olsalar bile ekiplerine ya da yöneticilerine bağlı kalarak onlarla iletişim kurabiliyor olmaları, ikincisi ise raporlama tekniklerinin geliştirilmesi ile periyodik olarak uzaktan yetkin raporlar hazırlayıp sunulabilmeleridir.

Söz konusu gelişmeler özellikle son 15 yılda evde çalışma oranlarını artırarak beraberinde home ofis mobilya kavramını getirdi.

Bu alanda üretilen mobilya türlerinin yelpazesi her geçen gün genişliyor. Ancak tipik ofis mobilyalarından en belirgin farkını şöyle açıklayabiliriz: Home ofis mobilyalar tam anlamıyla kişisel çalışma alanı olarak tasarlanıyor. Normal şartlarda ofiste kişiselleştiremeyeceğiniz pek çok tasarım modeli söz konusu; ancak ev olduğunda kişiye özel bambaşka seçenekler sunabiliyor. Bu da evde çalışmanın bir avantajı olarak düşünebilir.

Home ofis mobilyalar esasında tasarım anlamında oldukça avantajlılar ancak burada bir denge unsuru devreye giriyor. Evde, ev ortamında olmanız nedeniyle çalışma psikolojisinden uzaklaşmamanız gerektiğini göz önünde bulundurmalısınız. Bu konuyu eğer aşabilirseniz artık geriye home ofis mobilyaların artılarından faydalanmak kalıyor.

Örneğin, home ofis mobilyaların en belirgin yenilikçi özelliklerinden biri ergonomide üstün özelliklere sahip olması. Evdesiniz ve başkalarını rahatsız etme gibi bir durumdan ya da ofis ziyaretçileri gibi dış etkenlerden arınmış olduğunuz için tasarlanan home ofis mobilyalar özgürce ve kişisel özel, ergonomik olarak tasarlanabiliyor.

İyi bir insan kapitali yönetimi neleri değiştiri?

İyi bir insan kapitali yönetimi neleri değiştiri?

Nazlı Eda Yavuz Tarih : 04 Haziran 2013

Popup_Human_Capitalİnsan kapitali bir firmanın en değerli kapitalidir. İnsanlar sizin için çalışmazsa ne kar elde edebilirsiniz ne de para kazanabilirsiniz. Çalışanlarınızı doğru konumlandıramadığınız takdirde işlerinizi yürütmekte zorlanır ve bir noktada tıkanır kalırsınız. Türkiye’deki firmalar bu konuya gereken önemi vermiyor. O nedenle şu an Türkiye’de insan kapitali verimli kullanılmıyor.

İnsan kapitaliyle ilgili BMW’nin yaşadıklarını anımsamakta yarar var. BMW örneği insan kapitalinin ne kadar önemli olduğunu gözler önüne seriyor.

BMW, inanılmaz paralar harcayarak, fabrikalar kurarak Mini Cooper’la birleşti. Hedefler koydular; ama satışlar bu hedeflere doğru gitmedi. Tüm yatırımların neticesinde beklentilerin çok altında bir sonuç ortaya çıktı.

Danışmanların yaptığı çalışmalarla insan kapitali konusunda değişim yönetimine ihtiyaç olduğu belirlendi. Bunun üzerine aynı insan kapitali ile yola devam edilerek yani kimseyi işten çıkarmadan, çalışanların fikirleri toplandı. 8 ayda 8 bin fikir elde edildi. Daha önce birçok konuda fikri olan insanların güven ortamı bulamadıkları için fikirlerini paylaşmadıkları ve çalışmak istemediklerini anlaşıldı.

Toplanan fikirlerle BMW o yıl sonunda 6 milyon 300 bin Paund maliyet ekonomisi yaptı. İnsan kapitalini doğru kullanmanın en başarılı örneğini ortaya koydu. 2003 yılında insan kapitali alanında gerçekleştirdiği değişim yönetimi ile ilgili İngiltere’de ödül aldı.

Dünyadaki insan kapitalinin nasıl değerlendirildiğini ve ne kadar önemli bir konu olduğunu BMW örneğinde çok güzel görüyoruz. Dünyada bu konuya önem veren firmalar rekabet gücünü arttırıyor. O nedenle küresel marka olma yolunda ilerleyen yerli firmaların bu konuda çok ciddi bir değişim süreci geçirmesi gerekiyor.

Kurumsallaşmanın en önemli artıları

Kurumsallaşmanın en önemli artıları

Hakan Yörük Tarih :

berkana-leadershipKurumsal şirketler birtakım özellikleriyle diğer şirketlerin daim önündeler. Peki bu özellikler neler? Kısaca değinelim: Kurumsallaşmış şirketler öncelikle geçmişten gelen bazı öğretilere sahip. Bu öğretiler çok ciddi deneyimler sayesinde oluşuyor ve kriz durumlarına karşı şirketi daha dirençli kılıyor. İkinci olarak şunu söylemek gerekiyor: Kurumsal şirketlerin eskiden bugüne yansıyan iş modelleri ve kültürleri var. Bu, çok önemli avantajları beraberinde getiriyor. Örneğin şirkete yeni katılan biri şirkete kolayca adapte olabiliyor. Üçüncü olaraksa kurumsal şirketlerin know how’ına değinmek gerekir. AR-GE birikimleri veya departmanlarının bilgi ve deneyimleri kurumsal şirketlerin her zaman bir önde olmalarını açıklayan önemli bir gerekçe.

Günümüzde başarının anahtarı: Yalın Altı Sigma

Günümüzde başarının anahtarı: Yalın Altı Sigma

M. Kaan Dilber Tarih : 09 Mayıs 2013

IndustryTemelinde istatistik bulunan altı sigma üretim modeli ile çeşitli analizler ve simülasyonlar sonucu farklı çözümler üreterek kaliteyi artırmak amacıyla kullanılan yönetim stratejisidir. Özellikle müşteri memnuniyeti ve hataları azaltma konularına odaklanır.

Yalın üretim ise israflardan arınarak firmanın yükünü azaltarak daha dinamik bir yapıya bürünmesini sağlamak için kullanılır. Bu yönetim stratejisi 1950 yılında Ford’un üretim sistemlerini inceleyen Toyota mühendisi Taiichi Onho’nun geliştirdiği bir metodolojidir. Bugün dünyada birçok şirket bu yöntemi kullanmaya devam ediyor.

Yalın üretimle Altı sigmanın en temel farkları

Yalın üretimde, fabrikadaki en rütbesiz çalışandan en üstteki yöneticiye kadar herkes işin içindedir.

Altısigmada ise belirlenmiş beyaz yakalı, yeşil kuşak, siyah kuşak ya da master siyah kuşak olarak da bilinen, ekipler tespit ettikleri problemleri çözüm yoluna giderler.

Günümüzde başarının anahtarı: Yalın Altı Sigma

Son yıllarda yalın üretim ve altısigma güçlerini birleştirdi. Ve yalın altı sigma diye çok daha güçlü bir trend doğdu. Yoğun rekabetin yaşandığı sektörlerde rekabet üstünlüğünü sağlamak isteyen şirketler muhakkak yalın altı sigma modeli ile başarılı olacaklardır.

Aydınlatma sektöründe nasıl fark yaratırsınız?

Aydınlatma sektöründe nasıl fark yaratırsınız?

M. Kaan Dilber Tarih : 08 Mayıs 2013

led-tvAydınlatma Gereçleri İmalatçıları Derneği (AGİD)’nin verilerine baktığımızda Türkiye’de, aydınlanma sektöründe 5 binden fazla firma olduğunu görüyoruz. Rekabetin bu denli yoğun olduğu bir sektörde üst sıralara tırmanmak takdir edersiniz ki oldukça zor.

O nedenle firmalar farklılaşmak ve öne çıkmak için müşterilerin ihtiyaç ve beklentilerinin ötesinde çalışmalar gerçekleştiriyor.

Sektörde önde gelen firmalara baktığımızda özellikle tasarım açısından müşterilere çok çeşitli ürünler sunduklarını söyleyebiliriz.

Farklılaşmanın önemli bir yolu da satış sonrası hizmetten geçiyor. Satın alınan ürünler elektrikle çalıştığı için problem ortaya çıktığında kısa bir süre içerisinde müşterinin sorununu çözmeniz gerekiyor. Bu hizmeti de sürdürülebilir standart ve belli bir çizgi dâhilinde yaparsanız müşteri sizinle sürekli çalışmaya devam ediyor.

Sağlık sektörünün gelişmesi sistematik bir çalışmaya bağlı

Sağlık sektörünün gelişmesi sistematik bir çalışmaya bağlı

İrem Gürkan Tarih : 01 Mayıs 2013

pak-lags-behind-iran-b-desh-in-health-sector-1365281069-3285Devlet, 2000 yılında sağlıkla ilgili ciddi projelere imza attı. 2002 yılında sağlık için 2,8 milyon dolar bütçe ayrılırken, bu rakam 2012 yılında 25,5 milyon dolara çıkarıldı. Aynı şekilde sigortalı insan sayısı 2003 yılında 35,5 milyon kişiyken yani sadece yaşayan nüfusun yüzde 50’si sigortalıyken bu 2011 yılında yüzde 86’ya çıktı. Yaklaşık 64,5 milyon kişi şu an devlet sigortasında.

Bu gelişmeler doğrultusunda sağlık sektörü belli bir seviyede geldi; ancak sektörün her açıdan gelişmesi sistematik bir çalışmaya bağlı. Japon firmalarına ya da sağlık sektörüne yatırım yapan firmalara baktığımızda daha sistematik bir çalışmayla karşılaşıyoruz. Bu firmalar, dünya sağlık örgütleriyle çalışıyorlar ve bu örgütlerin kriterlerini baz alıyorlar. Pazara sunulacak ürünlerin hepsi teker teker hastalar üzerinde ve çeşitli makinelerle test ediliyor. Örneğin bu ürünlerden bir tanesi bile olumsuz sonuçlanırsa dünya sağlık örgütleri “klinik olarak doğrulanmıştır” damgasını basmıyor.

Sistematik çalışmanın bir ayağı da şüphesiz halkın bilinçlendirilmesi. Örneğin en büyük yanılgılardan biri, “klinik olarak doğrulanmıştır” ile “klinik olarak test edilmiştir” ibarelerini karıştırılması olarak karşımıza çıkıyor. Ürünün test edilmiş olması önemli bir araştırma olarak görülüyor. Halbuki test etmenin çok fazla bir geçerliliği yok, önemli olan şey ürünün klinik olarak “doğrulanmış” olması. Bu ve benzeri konularda halkın bilinçlendirilmesi gerekiyor; çünkü bu hem ciddi hem de herkesi ilgilendiren bir konu. Açıkçası bu süreçte firmalara da iş düşüyor.